Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs’ın pazarlık konusu yapılamayacağını vurguladı.
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olması için önünde 10-15, belki de 20 yıl bulunduğuna ve bunun her safhasında büyük pazarlık süreçleri yaşanacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Denktaş, “Ancak, pazarlığa başlamak için, görüşmelere başlamak için peşinen Rum tarafını tanıyıp, KKTC’den vazgeçme pazarlık pozisyonu değildir, katiyen kabul edilemez” dedi.
Türkiye’ye ucu açık müzakere tarihi verildiğini anımsatarak, Türkiye’nin, ancak o uç kapandığında ve AB’a alındığında, “Kıbrıs meselesini hallederiz” demesi gerektiğini söyleyen Denktaş, “O zaman Türkiye, birleşmiş bir Kıbrıs meydana gelirse, ancak onu tanır. Aksi taktirde bu, Türkiye’nin her şeyi kaybetmesi, Kıbrıs’ta ‘işgalci’ olması, Rum tarafının yaptığı cürümleri meşrulaştırması, Rum’un azınlığı olmamız, tazminatları unutmamız demektir” diye konuştu.
Türkiye’ye müzakere tarihi verilen 3 Ekim 2005 tarihine kadar Kıbrıs sorununun çözüleceğini düşünenlere de seslenen Denktaş, “`Önümüzdeki 10 ay içerisinde Kıbrıs meselesi halledilir’ diye düşünenler vardır. Onlara da şunu söylemek istiyorum: Eğer Avrupa Birliği’nden bazı ülkeler, Rumlara, ‘Siz bütün Kıbrıs’ın meşru hükümeti değilsiniz. Bu sevdadan vazgeçin. Türkler sizin azınlığınız değildir ve olmayacaklar’ demezse, değil 10 ay, 10 yıl daha Rum ‘meşru Kıbrıs hükümeti’ yalanını sürdürür ve uzlaşmaya gelmez” dedi.
“Biz de, ‘Rum’la uzlaşma olabilir’ diye kendi kendimizi kandırmayalım, aklımızı başımıza alalım. Çünkü, ya Rum’un ‘meşru hükümet’ olduğunu kabul edip teslim olacağız veya bağımsızlığımızı koruyacağız. İkisinden biri” diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, Türk tarafı olarak, kendilerinin bağımsızlığı koruyarak, Rum tarafıyla bir ortaklık yapmaktan yana olduklarını belirtti ve “Bundan başka çare yoktur” dedi.
“ELİ KANLI TERÖRİST İDARE”
“Eli kanlı terörist bir idare” olarak tanımladığı Rum yönetimini Türkiye’nin tanıyamayacağının altını çizen Cumhurbaşkanı, aksi taktirde Türkiye’nin Ada’da “işgalci” pozisyonuna düşeceği, Kıbrıslı Türklerin ise Rum’un azınlığı durumuna geleceği uyarısında bulundu.
“ERDOĞAN VE GÜL TEYİT ETTİ... BU SENETTİR”
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, Rum tarafının Ankara tarafından tanınmasının mümkün olmadığını dün kendisiyle yaptıkları telefon görüşmesinde teyit ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, Erdoğan’la Gül’ün söylediklerini senet olarak kabul ettiklerini bildirdi. Denktaş, bu konuda şöyle dedi:
“Türkiye, Rum Yönetimi’ni, ‘bütün Kıbrıs’ın meşru hükümeti’ olarak tanımaz, tanıyamaz, tanımamalıdır. Bunu yapmayacağı hakkında da Sayın Başbakan ve Sayın Dışişleri Bakanı, teyiden bize konuşmuşlardır. Onun için biz onu kabul ediyoruz…”
“ANNAN PLANI MASADADIR’ DİYE BİR HAREKET BAŞLATILDI”
Açıklamasında, “Annan Planı masadadır” şeklinde KKTC’de yeni bir hareket başlatıldığına da işaret eden Cumhurbaşkanı, bu hareketin amacının, planda bazı maddelerin Rum tarafının lehine tadil edilerek, “işi bitirmek olduğunu” söyledi.
Annan Planı’nın “Türkiye’yi Ada’dan söküp atacak bir plan” olduğunu yineleyen Denktaş, bu konuda şöyle dedi:
“Annan Planı, Türk-Yunan dengesini ortadan kaldırır, halkımızın yarısını göçmen yapar. Rehabilitasyon diye bir şey yoktur ve Rumları içimize getirerek, bağımsızlığımızı ortadan kaldıracak ne lazımsa hepsini yapar. Bunun yeniden canlandırılması doğru değildir.”
“HANGİ ŞARTLARDA MASAYA OTURURUZ?”
Kıbrıs Türk tarafının, hangi şartlarda yeniden masaya oturabileceğini BM Genel Sekreteri’yle konuşmaya hazır olduğunu bildiren Denktaş, “Genel Sekreter’le hangi şartlarda yeniden masaya otururuz, bunları konuşmak lazım. Bağımsızlığımızın kabul edilmesi lazım. Başka çaresi yok” dedi.
“MEYDAN DIŞTAN KAYNAKLI KURULUŞLARA KALMASIN”
Kıbrıslı Türk ve Rum Sivil Toplum Örgütleri’nin dağıtmış oldukları ortak bildiri hakkında görüşleri sorulan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş “Amaç ikinci bir referandumda Annan Planı’nda toplumlara sağlanmış haklar azaltılmadan planda gerekli değişiklikleri yaparak Kıbrıslı Rumların da endişelerini tatmin etmektir” deniliyor.
Kimdir bunlar? Sivil Toplum Örgütleri gerçekten KKTC’nin, bu Cumhuriyeti, bağımsızlığı tanıyan vatandaşları tarafından, dıştan tahrik, teşvik, para almaksızın kurulmuş örgütlerse bilelim. İsimleri nerede? Çünkü içimizde, dıştan bazı kişilerin aldıkları paralarla neler kurduklarını, insanlarımızı nasıl etkilediklerini biliyoruz. Halkımızı “1 Mayıs’ta AB Cenneti” vaadi ile kandıranlar arasında bu dış kaynaklı paralı kuruluşlar da vardı. Annan Planı’nı kabul etmekle KKTC’nin ortadan kalkacağı bunların umurunda bile değildi.
Meydan, dıştan kaynaklı kuruluşların, Rumlarla kucaklaşmasına kalmış değildir.
Uzlaşma, kimin kiminle ne konuşacağını tespitten sonra mümkün olacaktır. Başkalarının, Kıbrıs Rum’unu meşru hükümet addederek hazırladığı yüzeysel planlarla değil.” dedi.