Müteahhitler, mülkiyet davalarından yılmadı
 

Rum yönetiminin bazı Kıbrıslı Türk turizmciler hakkında “Avrupai Tutuklama Kararı” çıkarması, ülkede paniğe yol açarken, söz konusu mahkeme kararlarının müteahhitler için de alınması sektörde tedirginlik yarattı.

Adada barış çığlıklarının en üst noktaya ulaştığı dönemlerde Rum Yönetimi’nin Kıbrıslı Türklere yönelik takındığı tavır “Kıbrıs’ta barış çabalarının” köküne dinamit koyuyor.

Rumlar, Kıbrıs’ın Kuzeyi’nde kalan Rum arazileri üzerine inşaat yapan veya bu arazileri ticari bir amaç için kullanan Kıbrıslı Türkler hakkında mahkemelere başvurarak, bu kişiler hakkında Avrupai Tutklama Kararı” aldırması KKTC’de paniğe yol açtı.

İlk olarak turizm sektöründe faaliyet gösteren işadmlarından Hüseyin Çağıner, Aziz Kent, Mark Unwin ve Kıbrıs Türk Otelciler Başkanı Turhan Beydağlı için tutuklama kararı alan Rum yönetimi, şimdi de inşaat sektöründe çalışan işadamlarını hedef aldı.

Rum yönetiminin AGA Devopment Ltd. Şti’nin ortakları olan Garry Robb, Tahir Soycan, Avukat Akan Talat Kürşat ve mimar Kutsal Tokatlıoğlu hakkında İnterpol’den Kırmızı bülten çıkarması olayı daha da karmaşık bir boyuta sürükledi.

GÜRCAFER: İNSAN HAKLARI VAKFI’NA BAŞVURDUK

Konuyla ilgili olarak HALKIN SESİ’ne konuşan İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, Kıbrıs Türk İnsan Hakları Vakfı’na müracaat ettiklerini söyledi.

Mahkeme kararlarının sektör içinde bir paniğe yol açtığını kaydeden Gürcafer, “Karşı müdefaa ile yapılabilecek ve bu haksız tutuklamaları ortadan kaldırabilecek bir durum söz konusudur. Bunun hukuki girişimleri de dediğim gibi İnsan Hakları Vakfı tarafından yapıldı” dedi.

“RUM MAHKEMESİ POLİTİZE OLMUŞTUR”

Rum tarafında Rum yönetimine karşı dava açılacağını ifade eden Gürcafer, “Mücadelemizi hukuksal olarak Rum yönetimine karşı dava açarak yapacağız. Tututklama kararıyla ilgili olarak da savunma hazırladık. Burada belli oluyor ki Rum mahkemesi, siyasi etkileşime uğradı ve politize oldu” dedi. Rum mahkemesinin bağımsız bir şekilde karar üretmediğini belirten Gürcafer, bu konuda şu örneği verdi: “İlk defa ki bu çok enteresandır; “ağaç kesmek suretiyle çevreyi katletmek” suçundan bir müteahhitimize İnterpol aracılığıyla tutuklama emri çıkarılmıştır. İşte bu örnek bize gösteriyor ki; burada siyasi bir amaç vardır.”

Bugüne kadar inşaat yapıp-satmaktan dolayı hakkında tutuklama kararı verilen müteahhit sayısının 4 kişi olduğunu söyleyen Gürcafer, bunun dışındaki isimlerin farklı bir dava olduğunu kaydetti.

“İŞİMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

Söz konusu müteahhitlere ‘sahtekarlıkla başkasının malını satmak, mal sahbinin izni olmadan içerisine inşaat yapmak ve ağaç kesmek’ suretiyle çevreye zarar vermek iddialarından tutuklama kararının çıkarıldığına vurgu yapan Gürcafer, bu mahkemeleri zaten beklediklerini belirtti.

“Bu davalar Rum tarafının uluslararası arenada masaya oturtulma yönündeki preslerinin neticesinde paniğe kapılmasının ürünüdür” diyen Gürcafer, davalar Rum’un bir provokasyonudur. Biz bu provokasyona kapılmadık, kapılmayacağız da. Biz işimize devam edeceğiz. Önümüze çıkan engelleri hükümetle birlikte izleyeceğimiz politikayla aşacağız.”

“KİMSE TAHRİKLERE KAPILMASIN”

Ülkenin lokomotif sektörünün inşaat olduğuna dikkat çeken Cafer Gürcafer, Rum Yönetiminin inşaat sektörünü sekteye uğratmak için bu tip davalar açtığını dile getirdi.

İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Gürcafer, herkesin işine devam etmesini ve Rumların tahriklerine kapılmaması gerektiğini kaydetti.

“Cumhurbaşkanı Talat’ın söylediği gibi ‘kendi açtıkları kuyuya kendileri düşecek’ diyen Gürcafer, uluslararası hukuk eften püften sebeplerle Avrupai Tutuklama Emri çıkarılmasının doğru olmadığını anlayacak” dedi.

HÜKÜMETTEN BEKLENTİLER

Gürcafer, yaşanan sıkıntıların ve hükümetin yapması gereken işlere dikkat çekerek şöyle konuştu: “Bir taraftan hakkında tutuklama emri çıkarılan arkadaşlarımızın yurtdışına çıkış sorunu, diğer taraftan da sektörün gerilemesi için yapılması gerekenler vardır.”

Birlik olarak bir komite kurduklarını ve yapılması gerekenleri hükümete sunacaklarını anlatan Gürcafer, hükümetin kendilerine destek olma sözü verdiğini anımsattı.

Mahkeme kararlarından sonra ev almaktan vazgeçenlerin olduğuna ve satışların azalmasından dolayı sektörün zarar gördüğüne dikkat çeken Gürcafer, bunun telafi edilmesi için bazı atılması gereken adımlar olduğunu kaydetti.

“AMAÇLARI GELİŞEN EKONOMİYİ DURDURMAK”

Rum yönetimin bu davalarla tek yapmak istediğinin KKTC’nin gelişen ekonomisini durdurmak olduğunu söyleyen Başkan Gürcafer, bunu da özellikle inşaat sektörü için yaptıklarını ifade etti.

Bu tip mahkemelerin olacağının 4-5 ay önceden belli olduğunu söyleyen Gürcafer, “O zamanlardan satışlarda bir azalma oldu. Fakat satışlar durmadı. Herşeye rağmen bizlerden mal alan bir çok yabancı vardır. Buna rağmen sektörde bir endişe mevcuttur” dedi.

Amerika ve Rusya’nın KKTC’den taşınmaz alaınmaması için attığı adımlarla ilgili olarak düşüncesini açıklayan Gürcafer, “ABD böyle bir çaba içerisine girebilir ancak buradan taşınmaz mal alan Amerikalılar da vardır” diye konuştu.

Gürcafer, Rumların yaptıklarının amacına ulaşamayacağını da sözlerine ekledi.

Satılan malların bundan sonraki akıbetinin ne olacağına ilişkin bir soruya karşılık Gürcafer, “Zaten bu konuda hükümet gerekli açıklamayı yapmıuştır. Satılan mallarla ilgili garanti devlettir. Zaten inşaat sektöründeki patlamanın nedeni dünyanın Annan planına destek olmasıydı. Bu gerçekleşince yabancılarda bir güven ortamı oluştu ve buradan mal almaya başladılar. Zemin bellidir, zemin Annan raporudur” diye konuşarak sözlerini noktaladı.