Mülkiyet davası işleme konuldu
Eleni Vrahimi & Sia isimli Rum şirketinin Gazimağusa’daki Hurma Restorant sahibi Hüseyin Çağıner’e dava açarak malın tahliyesinin istemesinin yankıları sürerken, Çağıner’in avukatı Hakkı Önen’in dün Larnaka Kaza Mahkemesi’ne giderek, müvekkilin mahkemede şartlı hazır bulunup bulunmamasıyla ilgili davayı dosyaladığı öğrenildi.
Larnaka Kaza Mahkemesi’nde dün sadece avukat Hakkı Önen’in hazır bulunduğu bildirilirken, Hüseyin Çağıner’in önümüzdeki duruşmalara katılmasının zorunlu olmadığı kaydedildi.
Bir sonraki davanın 10 Mayıs’ta görüşüleceği öğrenilirken, avukatın izleyeceği yol haritasının da mahkemenin kararından sonra netleşeceği belirtildi.
HAKKI ÖNEN: DAVAYI POLİTİZE ETMEK ZARAR VERİR
Avukat Hakkı Önen, HALKIN SESİ’ne yaptığı açıklamada Hüseyin Çağıner’in duruşmalarda bulunmasının zorunlu olmadığını söyleyerek, kendisinin dün sabah şartlı isbat-ı vücut istidasını dosyalamak için mahkemeye gittiğini belirtti.
Davanın siyasileştirilmesinin zarar vereceğini kaydeden Hakkı Önen, kendisinin sıradan bir dava gibi müvekkilini savunacağını ifade etti.
Kamuoyunda kendisini avukat olarak devletin tuttuğu haberinin yanlış olduğunu vurgulayan Önen, “Hüseyin Çağıner’in elinde avukat tutma belgesi var. Davayı politize etmeye gerek yok” şeklinde görüş belirtti.
Hüseyin Çağıner ise dava süresince izlenecek yolun avukatı tarafından belirleneceğini kaydederek “Şu anda mülkün iadesi veya tazminatın ödenmesi gibi bir konu söz konusu değil. Zaten miktarı ödeyecek gücüm yok. Devletimiz gerekeni yapacaktır” diye konuştu.
TALAT: RUM TARAFI KENDİ KAZDIĞI KUYUYA DÜŞECEK
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Kıbrıslı Türklere açtığı mülkiyet davalarının Güney’deki mahkemelerde görüşülemeyeceğini belirterek, Kıbrıs yasalarına göre mülkiyet davalarının malın bulunduğu kazada görülebileceğini söyledi. Rum Yönetimi’nin Kıbrıs’ın kuzeyinde yargı yetkisi ve gücü bulunmadığını vurgulayan Talat, Rum tarafının kendi kazdığı kuyuya düşeceğini belirtti.
Talat, Rumların KKTC’de dava tebligatı yapmasının büyük bir suç olduğunu ifade ederek, doğabilecek kötü olaylara karşı gerekli uyarıları yaptıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Talat, Güney’de görüşülecek davada şartlı ispat-ı vücut yapılacağını, o mahkemenin yargılama yetkisi olmadığının dile getirileceğini ve itirazlar yapılacağını belirterek, halkın ve yabancıların rahat olmasını istedi; devletin konuyu takip ettiğini vurguladı.
Kıbrıs Türk halkının sağduyusunun yeni bir politik yapı ortaya çıkardığını ve bunun dünyada çok olumlu yansımaları bulunduğunu kaydederek, “Bunu son derece dikkatli ve hata yapmadan değerlendirmek durumundayız. Dünyaya çok açık ve net mesajlar vermek zorundayız, güzel mesajlar vermek zorundayız. Dünyanın kalbine girmek zorundayız” dedi.
“DAVALAR ÇOK TEHLİKELİ”
Cumhurbaşkanı Talat, Rumların mülkiyet konusunda uluslararası hukuku bir tarafa bırakıp AB üyesi olmanın avantajlarını Kıbrıslı Türklerin siyasi haklarını ve eşitlik haklarını boğmak için kullanmaya başladığına işaret etti ve bunu “çok tehlikeli” diye niteledi.
Güney Kıbrıs’ta mala tecavüz suçunun cezasının, Avrupa tutuklama emri de çıkarılması için 6 ay hapislikten 2 yıl hapisliğe yükseltildiğini kaydeden Talat, Rum Yönetimi’nin yabancıların Kuzey Kıbrıs’tan mal almasına karşı girişimlerinin ardından şimdi de Kıbrıslı Türklere davalar açmaya başladığını, bu davaların çok tehlikeli olduğunu vurguladı. Kıbrıslı Türklerin bu davalarda mahkum edilmesi halinde, Güney’e geçtiklerinde tutuklanacağını belirten Talat, şöyle konuştu:
“İZOLE EDECEK”
“Yurtdışına çıktığında da Avrupa tutuklama emri ile tutuklanacak dolayısı ile Kıbrıslı Türk hapis olacak Kıbrıs’ın kuzeyine ve Türkiye’ye... Başka yere çıkamayacak. Dolayısı ile böyle bir uygulama sonuçta Kıbrıslı Türklerin tamamen izole edilmesin sağlayacak. Yani AB Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu ortadan kaldırmaya çalışırken onun bir üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti Kıbrıslı Türkleri tam anlamı ile izole edecek. Daha vahimi ise şu dava açılan kişi kuzeydeki malın sahibi olan kişi değil. Yani Rum malını alan kişi değil, işletmeci olan kişi. Ben diyor aradakini kabul etmem çünkü o zaten yasadışı aldı onu ben şu anda kim kullanıyorsa onu dava ederim. Ve onu dava etti. Şimdi muhatap olarak dava edilen kişi örneğin dediğim gibi mahkum olur güneye geçemez Avrupa’ya çıkamaz yani Kıbrıslı Türkler tam olarak izole olur. Peki şöyle bir düşünün bakalım bu durumda hakkında böyle davalar açılabilecek kaç tane Kıbrıs Türkü var.”
Cumhurbaşkanı Talat, herkesin bu durumda kalacağına işaret ederek, bu soruna karşı ne yapılabileceği sorusuna karşılık şunları dile getirdi:
“RUM’UN KUZEY’DE YARGI YETKİSİ VE GÜCÜ YOK”
“Bazan böyle şeyler çok hayırlı olur, biliyor musunuz? Ben çok memnun oldum bu davadan. Özellikle Kıbrıslı Türklere yönelen kısmından son derece mutlu oldum. Çünkü bazı şeyler ortaya çıkacak. Şimdi işte Rum tarafı bana göre kendi kazdığı kuyuya düşecek. Nasıl düşecek? Bir kere bizim yasalarımıza göre mülkiyet davaları malın bulunduğu kazada görülebilir artı Kıbrıs’ın kuzeyinde Rum yönetiminin etkin ve fiili kontrolü yoktur bunu ben söylemiyorum AB söylüyor. Bütün dökümanlarında yazıyor. Bu demektir ki Kıbrıs Rum tarafının kuzeyde yargı yetkisi de yoktur, yargı gücü yoktur.
Ama onu bir tarafa bırakın hem Kıbrıs Cumhuriyeti yasalarına göre hem KKTC yasalarına göre yani her ikisine göre de mülkiyet meseleleri bu kazadaki mahkeme tarafından görülür. Dolayısı ile Larnaka kaza mahkemesinin Mağusa’da yargı yetkisi yoktur. Uyduruk bir Mağusa mahkemesi kurarak bunu yapamazlar. Niye? Çünkü zaten Mağusa’da o yönetimin etkin ve fiili kontrolü yoktur.
Bunu zaten AB de kabul ediyor, kendileri de kabul ediyor. Bu nedenle biz konuştuk. Uzun süre tartışıldı bu, hukuki alanda da, hukuk büromuzda da.. Yani bir anlamda bir beyin fırtınası yaptık. Bir gün Dışişleri’nde bir gün Cumhurbaşkanlığı’nda konu ile ilgili tartışmalar yaptık ve şu sonuca vardık: Biz şartlı ispat-ı vücut yapacağız. Şartlı ispat-ı vücut yani ‘Kıbrıs’ın Kuzeyinde veya Mağusa’da senin mahkemenin yargı yetkisi yoktur’ iddasını öne sürerek müdafa dosyalayacağız.”
Talat, vatandaşların Güney’e geçerken “falan tarihte yapılan dava tebligatına gelmediniz” gerekçesiyle tutuklanma tehlikesiyle karşılaşacağını belirterek, bunun AB’nin genel ilkeleri yanında iki taraf arasında daha çok kapı açılarak iki ekonominin entegre edilmesi istemine de ters olduğuna işaret etti.
Bu durumun açılmış sınır kapılarını tehlikeye sokacağını kaydeden Talat, kapıları kapatma niyetleri olmadığını ancak sadece Rumların gelebildiği bir akış sonucunun doğabileceğini, bunun da gerginlik ve kötü olaylara yol açabilecek çok tehlkeli bir oyun olduğunu anlattı.
“HALK RAHAT OLSUN.. KONUYU TAKİP EDİYORUZ”
Rum liderinde eski mentalitenin devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, “’Kıbrıslı Türkleri bir saat kırk beş dakika da biz yok ederiz o hazırlıklarımız vardır’ dediği bilinen Rum Yönetimi liderinin, bu yeni çağda yine Kıbrıslı Türkleri top yekün esir alma operasyonudur yaptığı...Dolayısı ile hiç hoş değil, hiç insani değil herşeyden önce.. Ve sanıyorum ki dünyada da yeni bir tepki dalgası doğuracak kendisine karşı. Bu yüzden ben diyorum ki halkımız rahat olsun devlet olarak biz konuyu takip ediyoruz. Yani hiç kimse kendisini yanlız hisstemesin. Yabancılar dahil” diye konuştu.
AKAY: CELPNAMELERİN KKTC'DE DAĞITILMASINI ENGELLEMEK İÇİN YASALYÖNTEMLER ARANIYOR
Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı Siyasi Danışmanı Kudret Akay, 1974 öncesinde Rumlara ait olan topraklarda ikamet eden KKTC vatandaşları ve yabancı uyrukluları Güney Kıbrıs mahkemelerine çağıran celpnamelerin KKTC'de dağıtılmasını engellemek için yasal yöntemler aradıklarını açıkladı.
Kudret Akay, 1974 öncesinde Rumlara ait olan ancak şimdi KKTC sınırları içerisinde bulunan topraklarda ikamet eden Kıbrıslı Türkleri ve yabancı uyrukluları, taşınmaz mülkü "izinsiz kullanma" iddiasıyla Rum mahkemelerine çağıran celpnamelerin KKTC'de dağıtılmasıyla ilgili gelişmeler hakkında Güney Kıbrıs'ta yayımlanan Cyprus Mail gazetesine açıklamalarda bulundu.
"YAPTIKLARINI TACİZ OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ"
Akay açıklamasında "Celpnameleri dağıtanları tutuklayabilmek için yasalarımızı gözden geçirip değişikliklerin gerekli olup olmadığına bakmamız gerekiyor. Yaptıklarını taciz olarak değerlendiriyoruz. Bunu vatandaşlarımıza veya misafirlerimize yapmaya kimsenin hakkı yoktur" dedi.
Sınır geçiş kapılarının iki toplum arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla açıldığına işaret eden Akay, ancak Kıbrıslı Rumların serbest dolaşımı Kıbrıslı Türkleri cezalandırmak için kullandığını vurguladı.
RUM TEHDİTLERİ...
Kıbrıs Rum Yönetiminin, kuzeydeki Rum mallarını "izinsiz" kullananlar hakkında AB'de tutuklama emri çıkaracağı yönündeki tehditlerinin, hakkında celpname çıkarılanlar üzerinde Güney’deki mahkemelere çıkmaları konusunda baskı unsuru oluşturup oluşturmayacağı sorulması üzerine Akay şöyle cevap verdi:
"Bu AB'nin vereceği bir karar. Bir taraftan Kuzey’e uygulanan ambargoların kaldırılmasını istediklerini söylüyorlar diğer taraftan ise üyelerinden biri Kıbrıslı Türkleri daha da izole etmek için mahkemelere başvuruyor. Bu üzerinde durulması gereken bir çelişkidir."
DENKTAŞ: BİLİNÇLİ DİRENİŞ GÖSTERİLMELİ
KKTC’de eski Rum tapulu mal tutan Türklere yönelik Rumlar tarafından dava açılmasına KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan da tepki geldi.
Rumların Türklere yönelik mülkiyet davalarının, “adada Türklerin azınlık haline getirilmesine yönelik genel politikanın parçası” olduğunu söyleyen Denktaş, “Buna karşı bilinçli direniş esastır. Dava tebliğleri kabul edilmemeli ve Güney’de mal bırakan Türkler de hükümetin izniyle Rum mahkemelerinde dava açmalı” dedi.
TÜRKLER DE DAVA AÇMALI
Rumların bu saldırıları karşısında Güney’de mal bırakan Türklerin de devletten izin alarak Rum mahkemelerinde dava açması gerektiğini söyleyen Denktaş, buna ek olarak Rumların uygulamalarından zarar gören şehit aileleri ve malul gaziler ile ekonomik açıdan kayba uğrayanların da harekete geçmesi gerektiğini söyledi