Mali yardım alınacak mı?

Avrupa Birliği'nin Kıbrıslı Türkler’e referandum sonrası 259 milyon euro katkı yapması amacıyla hazırlanan ancak, gecikme nedeniyle şu anda 139 milyon euro'ya düşen Mali Yardım Tüzüğü, dün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile CTP-DP koalisyonunun liderleri arasında ele alındı. 

Geçen hafta, hükümet ortakları arasında gerginliğe yol açan farklı açıklamalarla gündeme gelen AB'nin mali yardımı konusunda kalp ameliyatı sonrası Girne'deki evinde nekahat dönemini geçiren cumhurbaşkanıyla yapılan görüşmede, taraflar uzlaşmaya vardı ve kamuoyuna olumlu mesajlar verdi.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın Cumhurbaşkanı Talat'la saat 15.00'te başlayan görüşmesi, 70 dakika sürdü.

Başbakan Soyer, mali yardımın uygulanması konusunda söz sahibi olduğunu iddia eden Rum Yönetimi'nden gelen açıklamalara tepki göstererek bunları provokasyon diye niteledi. Soyer, çözüme hayır diyen tarafın çözüme destek veren bir tarafa yapılacak yardımın onaylayıcısı olamayacağını vurguladı.

Başbakan Soyer, Mali Yardım Tüzüğü'nün hükümette yol açtığı gerginlik konusunda ise yemek benzetmesi yaparak, "Arada bir yemeklerde tuz biber farkı nedeniyle ufak tefek tartışmalar olabilir. Önemli olan bunlardan sonuçlar çıkarıp tuzu biberi her zaman dengede tutabilmektir" dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise, tüzüğün uygulanırlığının yapılacak tartışmalardan sonra belirleneceğini kaydederek, şu an sıkıntı içinde olmadıklarını söyledi.

Denktaş, hükümette herhangi bir sorun olmadığını ifade ederek, kriz beklentisi taşıyanların daha bekleyeceğini kaydetti.


SERDAR DENKTAŞ: TÜZÜK  DAHA TARTIŞILACAK

Cumhurbaşkanı Talat'ın  Girne'deki evinde yer alan görüşmenin saat 16.10'da tamamlanmasından sonra sonucu bekleyen kalabalık gazeteci grubuna ilk açıklama, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'tan geldi.

Denktaş, cumhurbaşkanı ile daha sağlığına kavuşmadığı bu dönemde, uzun zamandır istedikleri bir sohbeti yaptıklarını, gündemin ana maddesinin de mali yardım tüzüğü olduğunu söyledi.

Tüzüğün daha tartışılacağını ve bu tartışmalar sonucunda uygulanıp uygulanmayacağının ortaya çıkacağını belirten Serdar Denktaş, "Şu an için 'aman şu oluyor, bu oluyor' diye bir sıkıntı içinde değiliz. Bu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bundan sonraki gelişmeleri takip ederek yolumuza devam ediyoruz" dedi.

 

SOYER: PROVOKASYONLARA KAPILMAYIZ

Başbakan Ferdi Sabit Soyer de açıklamasında, cumhurbaşkanının performansının çok iyi olduğunu ama daha fazla yormamak için hızlı hareket ettiklerini ve konuyu ana hatlarıyla görüştüklerini belirtti.

Rum Yönetimi Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Sotos Zakheos'un, ofisin Güney'de açılacağı, para yardımının kendi onaylarıyla ve egemenliklerinde verileceğiyle ilgili açıklamasının tamamen provokasyon olduğunu ifade eden Başbakan Soyer, "Bu provokas-yona hiçbir şekilde hiçbir Kıbrıs Türkü kapılmaz" dedi. Başbakan Soyer, Kıbrıs Türk halkının Rumlar kadar eşit haklara sahip bir toplum olduğunu ve AB'yle ilişkilerinde hiçbir zaman Güney Kıbrıs'taki idarenin egemenliğinin vesayeti, gölgesi ve onayına ihtiyacı olmadığını, böyle bir şeyi kabul edilemez bulduklarını vurguladı.

Mali Yardım ve Direkt Ticaret tüzüklerinin, Kıbrıs Türk halkının çözüme istekli olması; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ise çözüme hayır demesi sonucu ortaya çıktığını hatırlatan Başbakan Soyer, "Şimdi nasıl olur da çözüme hayır diyen taraf, çözüme destek olan bir topluma verilecek bir tüzüğün onaylayıcısı olur" diye sordu.

Başbakan Soyer, önce Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un çözüme istekli olduğunu dünyaya ve kendi halkına göstermesi; Kıbrıs Türk halkına da ispatlaması gerektiğini vurgulayarak, "Biz bu doğrultuda, bu provokasyonlara kapılmadan yolumuzu yürümeye devam edeceğiz. AB'yle müzakerelere gireceğiz. Temel nokta, siyasal ilişkinin eşitliğimiz ve toplumsal varlığımız temelinde sürdürülmesidir. Bunu, birlikte görüşüp konuşup ileriye taşıyacağız" diye konuştu.
 

"KRİZ BEKLENTİSİ OLANLAR BİRAZ DAHA BEKLEYECEKLER"

Bir gazetecinin, Mali Yardım Tüzüğü'yle ilgili tartışmaların kamuoyuna hükümet krizi gibi yansıdığını ve iki ses algılandığını hatırlatması üzerine, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, aslında iki ses olmadığını belirtti. Denktaş, "Hükümette paranın kabulü konusuna farklı yaklaşım varsa kriz işareti olacağını söyledim, ancak ortaya çıktı ki böyle bir şey yok" dedi.

Denktaş, Başbakan Soyer'le zaten görüşüp konuştuklarını belirterek, cumhurbaşkanıyla da aynı noktada olduklarını gördükten sonra artık ortada konuşacak bir şey kalmadığını söyledi. Denktaş, "Dolayısıyla kriz beklentisi olanlar, biraz daha bekleyecekler" diye konuştu.


"TUZU BİBERİ DENGEDE TUTMAK"

Başbakan Soyer ise "İlk koalisyon görüşmelerine başladığımızda 'İslimi yaktık, tencereyi üstüne koyduk, bir  yemek pişireceğiz' demiştim. Arada bir yemeklerde tuz biber farkı nedeniyle ufak tefek tartışmalar olabilir. Önemli olan bunlardan sonuçlar çıkarıp tuzu biberi her zaman dengede tutabilmektir" dedi.

Başbakan Soyer, Cumhurbaşkanı Talat'ın yanında sigara içip içmedikleri sorusuna karşılık ise, "Ne münasebet, içmedik! Sigarayı kesmeye çalışıyoruz. Serdar Bey'le anlaştık; sigarayı kesme mücadelesine başlıyoruz, AB'den parayı alma mücadelesiyle beraber"  yanıtını verdi.