Liman krizi

Avrupa Birliği - Ankara hattındaki mektup teatisi sorunlu başladı. AB, Türkiye'nin limanlarını Kıbrıs Rum yönetimi gemilerine açmamasının Gümrük Birliği'nin ihlali olacağını duyurdu.
Türkiye, mutabakat mektubunda Kıbrıs Rum kesiminden 'Kıbrıs Cumhuriyeti' olarak söz etti, ancak Rum gemilerinin Türk limanlarına giremeyeceğini belirtti.
Avrupa Birliği'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in sözcüsü ise, Rum gemi ve uçaklarına kısıtlama getirilmesinin Gümrük Birliği Anlaşması'nın ihlali olacağını söyledi.
Birlik, Türkiye'nin Gümrük Birliği konusunda 'ayrımcılık' yapmamasını isterken, Türkiye Gümrük Birliği'nin malların serbest dolaşımını kapsadığını, ancak hizmetlerin serbest dolaşımını içermediğini belirtiyor.
Hangi tarafın haklı olup olmadığı ise hukuksal bir konu. Ancak Rum tarafının hizmetlerin serbest dolaşımı için de ısrarcı olacağı belirtiliyor.

LİGHT TANINMA' NİTELEMESİ

Bu arada Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, "Türkiye’den müzakerelere başlaması için Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıması istenmiyor, ancak Türkiye Gümrük Birliği Protokolü'nü Kıbrıs’ı da kapsayacak şekilde genişlettiği zaman bu, tabiri caizse bir ’light’ tanınma olacaktır" diye konuştu.
 Lagendijk, Türkiye’nin mektup teatisiyle Uyum Protokolü’nü imzalayacak olmasını olumlu karşıladığını belirterek, "Bu Türkiye’nin verdiği sözleri tuttuğunun da kanıtıdır" dedi. 

LAGENDİJK: ANNAN PLANI MASADADIR

Lagendijk Nisan ayının ilk yarısı Kuzey Kıbrıs'ta temaslarda bulunacağını açıklayarak, Rumlar çözüm konusunda artık bir karar vermeleri gerekiyor dedi.
Lagendijk şunları kaydetti:
”Önümüzdeki hafta Kıbrıs'a gidiyorum ve 1 hafta boyunca adanın her iki tarafındaki politikacılarla ve hükümet temsilcileriyle temaslarda bulunacağım. Bildiğiniz üzere Kuzey Kıbrıs'ta önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Buradan Kıbrıs Türk halkına çağrım şudur. Genel seçimlerde olduğu gibi AB yanlısı partileri desteklemelidirler.
Kıbrıslı Rumlar ise Annan Planında ne tür bir değişiklik istediklerine artık karar vermeliler ve bunu dünya kamuoyuna açıklamalılar. Sonuçta, Annan Planı halen daha masadadır ve bir çözüm bulunacaksa bu plan çerçevesinde bulunacaktır.”
AB MEKTUP TEATİSİNDEN MEMNUN
Söz konusu pürüzlere rağmen Genişlemeden Sorumlu Üye Rehn, uyum protokolüyle ilgili mektubu müzakerelerin başlaması için olumlu bir adım olarak gördüğünü söyledi.
Gümrük Birliği anlaşmasını Avrupa Birliği'nin yeni üyelerini de kapsayacak şekilde genişleten ek protokolün imzasının önemli olduğunu vurgulayan Olli Rehn, imzanın Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ı resmen tanıması olarak kabul görmediğini belirtti.
TAN: DENİZ VE HAVA LİMANLARININ AÇILMASI PROTOKOLE DAHİL DEĞİL

TC Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, AB ile imzalanacak Gümrük Birliği Ek Protokolü’ne Türk deniz ve hava limanlarının dahil olmadığını bildirdi.

Sözcü Tan’a, haftalık basın toplantısında, AB Komisyonu’nun Genişleme Sözcüsü Kristina Nagy’nin, protokole Türk deniz ve hava limanlarının açılmasının da dahil edilmesi gerektiğine ilişkin basında çıkan ifadeleri hatırlatıldı.

Bu konunun “hizmet” olarak görüldüğüne işaret eden Tan, bu nedenle deniz ve hava limanlarının açılmasının protokolde yer almayacağını kaydetti. Sözcü Tan, AB’nin de bunu bildiğini ifade ederek, bu nedenle müzakereler sonucu ortaya çıkan metinde konuya yer verilmediğini belirtti.

Namık Tan, KKTC’ye yönelik ambargonun kaldırılmasına yönelik AB’den geçmesi beklenen tüzüklerin orijinal haliyle ve bir an önce onaylanmasını beklediklerini kaydetti.

NAGY’NİN AÇIKLAMASI

Bu arada, Sözcü Tan, Nagy’nin önceki gün Brüksel’de olağan basın toplantısında protokole ilişkin sözlerinin kendileri için önem taşıdığını belirtti. Tan’ın verdiği bilgiye göre, Nagy, şunları söyledi:

“Aralık ayındaki Avrupa Konseyi toplantısının ardından dönem başkanlığı ve diğer birkaç üye ülke tarafından yapılan açıklamalara atıfla, Türkiye’nin uyarlama protokolünü imzalaması, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ni resmen ve hukuken tanıdığı anlamını taşımamaktadır.

Türkiye’nin imzasının yeterli olup olmadığı, yürürlük ve uygulamanın beklenmesinin gerekip gerekmediği şeklindeki soruların cevaplanabilmesi için, 17 Aralık kararının metninin okunmasını tavsiye ederim. Kararda, Türkiye’nin müzakerelere başlaması için uyarlama protokolünü imzalaması gerektiğinden söz edilmektedir. Başka bir ibare yer almamaktadır.

Türkiye’nin imza sırasında yapacağı deklarasyon tek taraflı bir tasarruftur ve uluslararası hukukta birçok örneği bulunmaktadır.

Uyarlama Protokolü’nün Türk hükümetinin imzasının ardından TBMM tarafından ne zaman onaylanacağı, müzakerelerin açılması bakımından bir sorun teşkil etmemektedir.”