Lapta Huzurevi'nde "huzur" kalmadı

GERİYE DÖNÜK 600 MİLYON TL İSTENİLDİ... Lapta Huzurevi'nde huzursuzluk baş gösterdi. Huzurevinde kalan yaşlılar, devletten aldığı artışa sevinemeden yurt ücretleri artırıldı. Üstelik devletten geriye dönük ücret almayan yaşlılara, "Ocak ayına kadar geriye dönük 600 milyon TL ödeyeceksiniz" denildi. Yaşlılar, "Biz geriye dönük ücret almadık ki nasıl bunu istiyorsunuz" diyerek tepki gösterdi

CELAL: ÖDEME GÜCÜ OLANDAN İSTEDİK... Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal: Biz imkanı olmayan insanlara yardım yapmak istiyoruz. İmkanı olanların bu parayı vermesi gerekmektedir. Personel eksikliğinin farkındayız. Oraya yeni bina yapmak için projelerimiz var. Gerekli gayreti gösteriyoruz. Bina en kısa zamanda yenilenecek

Gizem ÖZGEÇ

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sosyal Hizmetler Dairesi'ne bağlı, Lapta Huzurevi'nde yaşlılardan geriye dönük, "600 milyon TL yatı ücreti" istenmesi, huzuru bozdu.

Lapta Huzurevi'nde yaşayanlar, Bakanlar Kurulu kararı ile yurt ücretlerinin 220 milyon TL'den 330 milyon TL'ye yükseltilmesi yüzünden sıkıntı yaşıyor. Üstüne üstlük maaşlarına geriye dönük fark ödenmeyen yaşlılardan, 600'er milyon TL de ocak-temmuz aylarını kapsayan ödeme talep edildi.

Yalnızlığa terk edilmiş yaşlı yürekler, kendilerinden ocak ayından itibaren istenen geriye dönük 600 milyon TL'yi ödeyemeyecek olmanın kaygısını taşıyor.

Huzurevi sakinleri, bakanlığın aldığı kararla sarsılırken, "Bu hangi sosyal devlet anlayışına sığıyor? Bize geriye dönük fark ödemeyen hükümet, yurt ücretlerini nasıl geriye dönük artırırlar?" diyerek tepkilerini ortaya koydu.

Huzurevinde yalnız kalan, ciddi ekonomik zorluklar yaşayan hastalar şimdi de aldıkları "üç kuruş maaşla" geriye dönük talep edilen artışı nasıl ödeyeceklerini düşünüyor.

Başka "huzursuzluklar" da var

Huzurevinde personel eksikliği nedeniyle ortaya çıkan aksaklıklar, yaşlıların birbirleri ile dayanışması sonrasında aşılıyor.

Personel eksikliği nedeniyle yemeklerini dahi kendilerinin yaptıklarını anlatan bazı huzurevi sakinleri, "Biz muhtaç olduğumuz için buraya geldik. Burada kendimizi güvende hissetmek istiyoruz. En basit bir ihtiyacımız dahi ortaya çıktığında kara kara düşünmek isteniyoruz" dedi.

Lapta Huzurevi sakinleri yaşadıkları sıkıntıları KIBRIS'a anlattı. Geriye dönük 600 milyon TL'yi ödeyemeyeceğini düşünen yaşlılar, "Biz bu geriye dönüğü ödeyemezsek bizi dışarıya mı atacaklar?" diye sordu.

Kimi ise içinde bulunduğu zor durum karşısında isyan ederek, uğrunda çarpıştığı, mücadele verdiği vatanında, hak ettiği değeri bulamamaktan yakındı ve "En iyisi burayı bırakalım, gidelim bize Rum sahip çıksın. Bu bayrak için bu kadar savaştık. Şimdi gördüğümüz değere bak" diyerek ifade etti.

 

Çalışanlar da mutsuz

Lapta Huzurevi'nde hastabakıcı ve temizlik görevlisi olarak çalışanlar da mevcut durumdan şikayetçi. Personel eksikliğinden dolayı hastalara gerekli ilgiyi gösteremeyecek duruma geldiklerini anlatan çalışanlar, yaşlılara giydirecek kıyafet bulamakta zorlandıklarını vurguladı.

Çalışanlar şöyle konuştu:

"Her işe birden yetişmeye çalışıyoruz. Çok fazla eksik kalınan nokta var. Vatandaş elbise yardımı yapıyor ama bu yeterli olmuyor. Bazen onlara giydirecek iç çamaşırı bulamıyoruz. Hastabakıcı sayımız az. Taleplerimiz var, umarız yerine getirilir."

Sorumlu Ayşe Kaya: Ücret artışı, yaşlılarımızın huzurunu kaçırdı

Huzurevi Sorumlusu Ayşe Kaya da yapılan ücret değişikliği nedeniyle yaşlıların huzurlarının kaçtığını söyledi.

Bakanlar Kurulu'nun aldığı kararı değiştirme yetkisi olmadığını ifade eden Kaya, en büyük eksikliğin personel konusunda yaşandığını dile getirdi.

Celal: Miktar fazla değil

Konuyla ilgili KIBRIS'a açıklamada bulunan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal, huzurevindeki bazı kişilerin yapılan artışı abarttığını ve bu parayı ödeyecek gücü olanlardan istediklerini açıkladı.

Celal, "Bu memleket şartlarında, bu para fazla değildir" diyerek, ocaktan itibaren geçerli olan bir karar gereğince geriye dönük para istendiğini doğruladı.

Huzurevinde görevli 22 personelin bulunduğunu anlatan Celal, "Vardiya usulü çalıştıkları için personel yetersiz kalmaktadır. Yeni adam almak için girişimlerimiz var. Mekanın koşulları da görüşülüyor. Bina en kısa zamanda yenilenecektir. Gerekli gayreti gösteriyoruz. Devletin imkanlarını yoksullara verelim, ihtiyacı olmayanlar bu parayı ödesinler" dedi.

 

Huzurevi sakinleri ne dedi? Huzurevi sakinleri ne dedi? Huzurevi sakinleri?

Orhan Beran:

"11 yıldır burada yaşıyorum. Bizden 600 milyon TL geriye dönük isteniyor. Ben nereden bulayım da bu parayı vereyim? Gelirimiz yok. Bir maaşımız yok. Bakan daha hukukçu olacak. Bu yaptığı yasalara aykırıdır. Ben bu parayı ödemem. Gidelim Rum tarafına, bize ev de versin para da. Artışı vermeye hazırım ama geriye dönüğü vermeye niyetim yok. 150 milyon TL artış aldım, yaptıkları artıştan daha çok para istiyorlar. Buranın ne yemeğinde, ne içkisinde hayır var. Bir tane temizlikçi kadın var o da yetiştiremez, doğru dürüst iş yapamaz. İki yıl önce temizlik görevlisi alınacağı söylendi, hala daha alınmadı. Ben 400 milyon TL nafaka da veriyorum. Benim elime ne kalacak? Devlet bize sahip çıksın. Artışı vermeye hazırız, geriye dönüğü vermeyiz. Evlatlarım da hiçbiri gelmez. Onlar da hiç yardımcı olmaz. Yetkililer, fakir fukaradan para ister, kendi ceplerini doldururlar. Kimse bizimle ilgilenmez ama dünya kadar para isterler. Türkiye'den gelen bu kadar yardım nereye gidiyor? Kendim pişiririm, kendim temizlerim, kendim yerim. Pislikten öleceğiz burada. Ayıptır bize, bunları yapmasınlar. Halkı da, yaşlıları da biraz düşünsünler."

Turgut Kaptan:

"Ben bu parayı vermem. Evimiz yok, yurdumuz yok. Biz ne yapalım şimdi? Hade atsınlar bizi dışarıya da görelim. Bunlar bunu da yapar. Daha iyi gidelim Rum'a baksın bize. Bunlar yaşlılarına sahip çıkmaz. Bize muhteşem bir artış mı verdiler de bizden bu parayı istiyorlar. Asla bunu veremeyiz. Alsak 1-1.5 milyar TL seve seve verelim. Ben de dışarıda bir şey yemek istemez miyim? İki kuruşumuzu da alacaklar elimizden. Göçmen olduk, bize ev vermediler. Mandarlarda kalırdım. Dayanamadım kaçtım buraya geldim. Başka göçmenlere evler verildi, bize bunun içinde yaşamak nasip oldu. Evlatlarım gelmez bile görsün beni. 600 milyon TL maaş alırım. Şimdi benim elime ne kalacak. Bir banana, bir elma yeyemeycem. Ben istemem bir yere oturayım da bir şeyler içeyim. Bunu asla kabul etmem. Bu muydu bize layık gördükleri? Bu kadar yapmasınlar bize. Giydiğimiz elbiseler bile ölenlerin kıyafetleridir. Bize bir kıyafet getiren bile yok. Bu kadar mı değerimiz? İki yıl önce temizlikçi alınacaktı. Ortalık işsiz dolu. Hemşireler de yeterli değil. Hangi birine yetişecekler. Çamaşıra mı, yemeğe mi, bakıma mı..."

Fatma Bütün:

"1993 yılından beri buradayım. Bir kaç kuruş artış verdiler bize sonra altı aylık geriye dönük istiyorlar. Bunu istemeye hakları yok. Ben nasıl vereyim bu parayı? Aylığımı veririm ama bu parayı vermem. Bundan şikayetçiyiz. Ben bu parayı bulamam. Personel sorunuyla ilgilenen yok. Bakım yok. Personel siler süpürür, tuvaletleri temizler, gider yıkar ellerini gelir yemek dağıtır bize. Hastalar yemek dağıtır, hastalar yemek taşır. Mikrop kapacağız. Temizlikçi bir tane, sabahtan beri uğraşır, hiçbir şeyi yetiştiremez. Yemeği de verir. Niye bir temizlikçi daha alınmıyor? Hastalar yardımcı oluyor. Ben buraya bakıma geldim, ben niye burada iş yapayım? Burada herkes hasta. Buranın sorumlusu bile temizlikçi gelmediğinde iş yapar. Bir temizlikçi daha koysunlar da rahat edelim. Hastalara bakacak vakit bulamıyorlar. Ben odamı kendim temizlerim, yerleri silerim. Bakan bunlara rağmen soktu elini cebimize paramızı çalıyor. Bu para benim hakkımdır. Benim her ay doktor kontrolüm var. Hastanede damarlarımı delik deşik ettiler. Bu yüzden özele bakınıyorum. İlacım olmadığında ben alıyorum. Ölelim mi bunu mu istiyorlar?"

 

Ad-Hoc Komitesi Başkanı Mehmet Çağlar, sorunu çözmek için görevlendirildiklerini ve sorunu çözene kadar Ankara'da kalabileceklerini belirtti.

Çağlar, dün toplanan YÖK'ün, kararını kendilerine ilettiğini belirterek, "YÖK halen kontenjanlarla bu sorunun çözülebileceğini düşünüyor ve geri adım atma niyetinde değil" dedi.

Kararın ardından Ankara'da toplanan Ad- Hoc Komitesi'nin üyeleri YÖK'ün kararını ve bundan sonraki hareket tarzını değerlendirdi.

KIBRIS'a konuyla ilgili açıklama yapan Çağlar şunları söyledi:

"YÖK'ün kararını kabullenmemiz mümkün değil. Kuzey Kıbrıs'ta bu komite oluşturulurken sonuna kadar mücadele edeceğimizi belirtmiştik. Biz girişimlerimize devam edeceğiz.

Yapmamız gereken stratejik çalışmaları komite olarak değerlendiriyoruz. Komite olarak aldığımız görevin bilincinde ve sorumluluğunda hareket etmeye devam edeceğiz."

Akbil: AKP hükümeti ile görüşeceğiz

Milli Eğitim Bakanı Erbil Akbil, kararı öğrendiklerini ve durum değerlendirmesi yaptıklarını belirtti. Akbil, bir YÖK yetkilisi ile de konuştuklarını belirterek, "YÖK yürütme toplantısı değil, gelinen son aşamayı sayın YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'e iletmek için toplanmışlar" dedi.

Akbil şunları söyledi:

"Kararda herhangi bir değişiklik yok. Aynı karar devam ediyor. Benim konuştuğum üyenin görüşleri bu.

YÖK'ü ısrarlı kılacak bir takım kışkırtıcı yayınlar oldu. 'YÖK'e tükürdüğünü yalatacaklar' diye yazılar yazıldı. Onlar da zor durumda kaldı diye düşünüyorum. Bu yaklaşımlar kışkırtıcı oldu, YÖK'ün direncini artırdı. Kararlarından dönmek istemediklerini anladım.

Bundan son çalışmalarımızı sürdüreceğiz. YÖK'ün ısrarı, ortaya yeni bir durumun çıktığını gösteriyor. TC hükümeti ile konuyu değerlendireceğiz. Sayın bakan geliyor. YÖK anayasal bir kuruluş ve hükümetten direktif almıyor. Çabalarımızı sürdüreceğiz."

Komite basın açıklaması yaptı

TC hükümeti ve YÖK nezdinde temaslar yapmak üzere Ankara'da bulunan Ad- Hoc Komite dün akşam saatlerinde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, Ad- Hoc Komite Başkanı Mehmet Çağlar'ın (CTP) yanı sıra Turgay Avcı (UBP), Ahmet Barçın (CTP), Mustafa Arabacıoğlu (DP), Hasan taçoy (UBP) imza koydu.

Komitenin açıklaması şöyle:

"YÖK'ün 8 temmuz Temmuz 2004 tarihinde, KKTC üniversitelerine yönelik ön kayıtla doğrudan öğrenci alımının kaldırılması ile ilgili kararından sonra olağanüstü toplanan KKTC Cumhuriyet Meclisi tarafından oybirliği ile alınan karar gereği oluşturulan Ad- Hoc Komitesi 2 Ağustos 2004 tarihinde YÖK üyeleri ile yaklaşık iki saat süren bir toplantı yapmıştır. Toplantıda bu karara etken olan gerekçeler tartışılmış olup, YÖK'ün ileriye sürdüğü sorunları ortadan kaldıracak yapıcı çözüm önerileri geliştirilip, YÖK üyelerine sunulmuştur.

YÖK üyeleri sunulmuş olan önerileri YÖK Başkanı ile değerlendireceklerini ve komitemiz üyeleri ile yeniden bir araya gelebileceklerini belirtmişlerdir.

Ancak 3 Ağustos 2004 tarihinde YÖK Başkanı Sayın Prof. Dr. Erdoğan Teziç'in Ankara'ya dönüşü ile toplanan YÖK üyeleri, komitemizin TC Hükümet yetkilileri, TBMM'de grubu bulunan AKP ve CHP yetkilileri ile görüş birliğinde sundukları çözüm önerilerini değerlendirdiklerini, fakat 8 Temmuz 2004 tarihinde almış oldukları kararın geçerliliğini koruduğunu komitemize bildirmiş olup, bu aşamada yeniden görüşmeye gerek duyulmadığını belirtmişlerdir.

Bu bağlamnda TC- KKTC arasında yapılmış olan işbirliği anlaşma ve protokollerin göz ardı edilerek KKTC'yi sosyal, kültürel, ekonomik ve moral açıdan olumsuz yönde etkileyecek olan bu kararın bu şekliyle kabul edilmesi mümkün değildir.

Komitemiz, bu çerçevede temaslarını TC yetkilileri ile sürdürmeye devam edecek ve soruna iyi niyetli ve yapıcı yaklaşımlarla çözüm bulmak için çalışmalarını sürdürecektir."