Gül: Kıbrıs şartı AB kültürüne uymaz...
Neredeyse yarım yüzyıldır New
york’a kim gelirse gelsin Kıbrıs sorunuyla uğraşır. Bu kez buna bir de AB
pazarlığı eklendi.
Başbakan Tayyip Erdoğan’la Dışişleri Bakanı Abdullah Gül iki gündür New York’da
kulis yapıyor. Kimle konuşsalar, hayal kırıklığını gizlemiyorlar. Erdoğan’ın AB
dönem Başkanı Tony Blair’le dünkü görüşmesi önemliydi. Görüşmeye Gül ve Ali
Babacan da girdi.
Erdoğan, ‘Biz Kopenhag Kriterleri’nde üzerimize düşeni yaptık. Yeni bir madde ya
da durumu kabul etmeyiz‘ dedi ve ‘Kıbrıs önümüze şart olarak gelmesin‘ diye
tekrarladı.
BLAİR DESTEKLİYOR
Blair de verdiği desteği göstermek için görüşmeden çıkarken fotoğraf çektirmeyi
teklif etti. Kameralara samimi görüntü yansıttılar.
Bu arada Blair, ‘3 Ekim’de kötü bir sürpriz olur mu‘ diye soran bir gazeteciye,
‘Ümit ederim olmaz‘ karşılığını verdi.
Erdoğan’ın genel kurul konuşmasında ise Kıbrıs için Kofi Annan’a üstü kapalı bir
mesaj vardı. Erdoğan BM’nin saygınlığının ve ihtilaflarda yerini korumasından
söz etti.
Böylelikle Erdoğan, Annan’ın referandumdan sonra Kuzey Kıbrıs’a uygulanan
ambargonun kaldırılması için Güvenlik Konseyi’ne sunduğu rapor geçmediği için
yaşadığı hayal kırıklığını vurguladı.
GÜL’DEN DERS
Başbakan, ’Kıbrıs’ı tanıyın’ diye tutturan Fransa Başbakanı Villepen’le birkaç
dakika bile görüşemedi. Sadece genel kurul salonunda el sıkıştılar.
Gül’e gelince, 3 Ekim tarihinin mimarı Hollandalı meslekdaşı Bernard Bot‘la
buluştu. Bot, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınmamasını kabul edemeyiz. Karşı
deklarasyon yayınlayacağız‘ dedi.
Gül, Bot’a New York’ta adeta Avrupa kültürü dersi verdi. ‘Bize ‘6 yasa çıkartın,
Ek Protokol’ü imzalayın’ dediniz yaptık. Kıbrıs için deklarasyon
yayınlayacağımızı da biliyordunuz. Çok da dikkatli kaleme aldık‘ dedi ve ekledi:
“Kıbrıs’ı tanımayı şart olarak kabul edemeyiz. Karşı deklerasyon taslağınızın
basına sızdığı şekli doğruysa bu Avrupa kültürü ve zihniyetiyle bağdaşmaz.
Yanlış bir üslup kullanıyorsunuz.”
İkinci mesajı da açıktı:
“Rumlara limanlarımızı açarız ama Kuzey’dekiler de açılsın.”
Kıbrıs yüzünden 3 Ekim randevusunun tehlikeye girip girmeyeceğine
bakıldığındaysa, kimse karamsar değil ama pazarlık da sürüyor.