Kanserden ölüyoruz
ERKEN TANI MERKEZİ HİZMETE GİRİYOR... Kuzey Kıbrıs'ta en sık görülenlerin erken tanısı bulunan kanser türleri olduğunu dikkate alan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ile ilgili sivil toplum örgütleri, halkı bilinçlendirme çabalarını sürdürürken, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ndeki erken tanı merkezinin yakında hizmet vermeye başlayacağı açıklandı
ÇAĞDAŞ HİZMET... Erken tanı merkezinde, alışılagelmiş devlet hastanesi hizmetlerinin çok daha üstünde, çağdaş ve randevulu sistemle sağlıklı insanların taramadan geçirilmesi hedefleniyor
1600 KİŞİ MAĞDUR... Geçen yıl KKTC hastanelerinde 362 yeni kanser vakası tespit edildi, ancak özel kliniklerde veya yurtdışında tanısı konulan veya tedavisi yapılarak bu yıl bakanlığın bilgisine gelenlerle bu rakam 385'e çıktı. Aileleriyle birlikte 1600 kişi bu hastalıktan mağdurlar arasına katıldı
Özgül Gürkut MUTLUYAKALI - TAK
Sadece hastalığa yakalananları değil, ailelerini ve yakın çevrelerini de büyük bir yıkıma sürükleyen kanser, 1997'den beri ölüm nedenleri sıralamasında kalp-damar hastalıklarının önüne geçti.
Kuzey Kıbrıs'ta en sık görülenlerin erken tanısı bulunan kanser türleri olduğunu dikkate alan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ile ilgili sivil toplum örgütleri halkı bilinçlendirme çabalarını sürdürürken, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ndeki erken tanı merkezinin yakında hizmet vermeye başlayacağı açıklandı. Merkezde, alışılagelmiş devlet hastanesi hizmetlerinin çok daha üstünde, çağdaş ve randevulu sistemle sağlıklı insanların taramadan geçirilmesi hedefleniyor.
Kasım 2002'de başlayan Kanser Savaş Projesi çerçevesinde çalışmalar sürerken, erken tanının hayat kurtardığı bu hastalıkla ilgili toplumdaki duyarlılık da her geçen gün artıyor.
Temel onkoloji uzmanı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Kanser Savaş Birimi sorumlusu Mine Çağlar, TAK muhabirinin KKTC'de kanser hastalığının boyutları, kanserle savaşımda yapılanlar ve insanların kanserden korunmak için yapması gerekenler konusundaki sorularını yanıtladı. Çağlar, Dünya Sağlık Örgütü'nün kanserle mücadelede önerdiği dört adım "epidemiyolojik harita, eğitim, erken tanı ve çağa uygun tedavi" konularında KKTC'de yapılanları anlattı.
Çağlar: Herkes bu hastalıkla yüzleşiyor
Kanserin istenmese de duymak zorunda kalınan, her gün karşılaşılan bir hastalık olduğuna işaret eden Çağlar, küçük bir toplum olunmasından dolayı herkesin kanser hastalığından mağdur kaldığını, herkesin bu hastalıkla bir şekilde yüzleştiğini anlattı.
2003'te 362 yeni vaka
Mine Çağlar, geçen yıl KKTC hastanelerinde 362 yeni kanser vakası tespit edildiğini, ancak özel kliniklerde veya yurt dışında tanısı konulan veya tedavisi yapılarak bu yıl bakanlığın bilgisine gelenlerle bu rakamın 385'e çıktığını kaydederek, aileleriyle birlikte 1600 kişinin bu hastalıktan mağdurlar arasına katıldığını söyledi.
Çağlar, "ülkenin kanayan yarası, çağın vebası" diye tanımladığı kanserin, KKTC'nin en büyük sağlık problemlerinin başında geldiğine işaret etti.
2003 yılı başında Kanser Savaş Birimi'ni oluşturmakla görevlendirildiğini belirterek, Dünya Sağlık Örgütü'nün normlarına göre kanser hastalığıyla ilgili verileri toplamaya başladıklarını anlatan Çağlar, bazı eksiklik ve sıkıntılara rağmen iyi bir noktada olduklarını ifade etti.
Mine Çağlar, Dünya Sağlık Örgütü'nün her yıl belirlediği beklenen kanser vakası oranının 100 binde 150 olduğunu bildirerek, KKTC'de Kanser Savaş Projesi'nde de geçen yıl 319 yeni vaka beklendiğini; ancak tanı almış resmi hasta sayısının 385'e ulaştığını, tanısı yurtdışında konulan ve henüz bakanlığın bilgisine gelmemiş başka hastalar da olabileceğini anlattı.
KKTC'de daha önce sağlıklı bir veri toplama sistemi olmadığını, bundan sonraki yıllarda kıyaslama yapılabileceğini belirten Çağlar, beklenenin üzerinde görünen rakamın anlamlı olup olmadığının daha sağlıklı verilerle ve bilimsel yöntemlerle söylenebileceğini kaydetti.
1996'dan sonra kanser ölümleri öne geçti
Temel onkoloji uzmanı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Kanser Savaş Birimi sorumlusu Mine Çağlar, bütün dünyada ölüm nedenlerinde kalp damar hastalıklarının başı çektiğini, kanserin ise ikinci sırada geldiğini belirterek, DPÖ'nün verilerine göre 1996'ya kadar KKTC'de de durum böyleyken, bu yıldan sonra kanser hastalığının başı çekmeye başladığını, bunun Türkiye ve dünyayla tezat yarattığını açıkladı.
Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) verilerine göre ölüm nedenlerinde kanser ve kalp-damar hastalıklarını gösteren tablo şöyle:
1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002
Kanser 83 93 93 81 79 86 78 81 73
Kalp-damar 158 181 123 58 51 39 55 78 57
Mine Çağlar, bir kanser hastasının aynı zamanda kalp hastası da olabileceğini, ölüm nedenlerinin kaydında bunun farklı yansıdığını belirterek, bu rakamların kesin olmayabileceğine işaret etti.
"Kanser, zamanla yarışan bir hastalık"
Çağlar, kanserin de kalp-damar hastalıklarının da kronik hastalıklar sınıfında yer aldığını, kanserde zaman kaybının insan hayatını tehdit ettiğini vurguladı. Kanserin zamanla yarışan bir hastalık olduğunu belirten Çağlar, hastaların yurtdışına sevkinin zaman kaybettirdiğini, ülkede medikal onkoloji uzmanı bulunmamasının önemli bir eksiklik olduğunu, bu açığın yakında giderilmesi için güzel çalışmalar yapıldığını anlattı.
"... düşmanımızı şu anda çok iyi tanımıyoruz"
Kanser hastalarının yurtdışında tedavisinin hastalara manevi sıkıntılar da getirdiğini belirten Mine Çağlar, "Kanserin tek nedeni yok. Yani biz şu anda düşmanımızı çok iyi tanımıyoruz. Çünkü birçok etken var. Sigara, çevresel etkenler, beslenme alışkanlıkları gibi etkenler var. Bu hastalıkla savaş da çok yönlü. Dünya Sağlık Örgütü'nün stratejik bir yöntemle bu hastalıkla savaşmanın önemli bir adım olacağını belirtiyor" dedi.
Epidemiyolojik harita en önemli kılavuz
Mine Çağlar, Dünya Sağlık Örgütü'nün kanserle savaşta uygulanmasını istediği adımları sıralarken, birinci sırada epidemiyolojik haritanın oluşturulması gerektiğini vurguladı. Bununla istatistiki vakaların toplanarak ülkenin kanser haritasının çıkarılacağını kaydeden Çağlar, bunu öğrenci karnelerine benzetti ve epidemiyolojik haritayla hangi bölgede hangi tür kanser vakalarının, hangi sıklıkta, hangi türlerde görüldüğünün ve çevresel risk faktörlerinin saptanıp ortadan kaldırılması ve eğitim programlarının başlatılmasının mümkün olacağını anlattı. Çağlar, "Yani epidemiyolojik harita bizlere önümüzü gösterecek en önemli kılavuz" diye konuştu.
ENCR'ye üyelik
Kuzey Kıbrıs Kanser Savaş Birimi olarak geçen yıl Dünya Sağlık Örgütü'nün alt kuruluşu European Network of Cancer Registry'ye de üye olduklarını bildiren Çağlar, epidemiyolojik harita çalışmalarının iyi gittiğini ancak 5 yıllık sağlıklı veriler elde etmek gerektiğini kaydetti.
Sürekli eğitim
Çağlar, kanserle mücadelede "sürekli eğitim"in önemine işaret ederek, "Bu hastalıktan erken tanınmadıkça korkmak lazım. Erken tanıyla ve uygun tedaviyle hastalıktan kurtulma, sağlıklı yaşam şansı çok yüksek" dedi.
Belediyeler ve kanser konusunda çalışmalar yapan sivil toplum örgütleriyle işbirliği içinde eğitim çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden Mine Çağlar, multivizyon desteğiyle kadın-erkek ayrımı yapmadan halka seminerler verdiklerini anlattı.
Kemal Saraçoğlu Kanserle Savaş Vakfı'nın genç nesillere yönelik kanser eğitim bilinçlendirme programına da destek verdiklerini; Kanser Hastalarına Yardım Derneği'yle işbirliğiyle de meme kanserine karşı bilinçlendirme çalışmalarının sürdüğünü anlatan Mine Çağlar, basının da konuya duyarlı olduğunu kaydederek teşekkür etti.
"Amaç tanıtmak ve korkunç olmadığını anlatmak"
Çağlar, şöyle konuştu:
"Amacımız bu hastalığı tanıtmak ve korkunç olmadığını anlatmak. Çünkü bugün dünyada şöyle bir slogan var: 'Kanser erken teşhis ve uygun tedaviyle yaşam şansı olan bir hastalık.' Erken tanımadığımız zaman problem var. Ne mutlu ki ülkemizde en sık görülen kanser vakaları da erken tanı ve korunması mümkün kanser türleri. Aslında bu yönde çok şanslıyız. Yakın zamanda erken tanı merkezimiz açılacak. Korunabilecek faktörlerden bilinçli şekilde korunduğumuz takdirde bu savaşta büyük bir yol kat etmiş olacağız, en büyük amacımız bu."
Erken tanı merkezi
Kanserde erken tanının önemine işaret eden Mine Çağlar, erken tanı merkeziyle insanlara güzel bir hizmet verilmesinin planlandığını, Türkiye'nin büyük desteğiyle bu merkeze alınan dijital mamografi cihazının Türkiye'de dahi sadece iki özel hastanede bulunduğunu anlattı.
Mine Çağlar, yakında verilecek ilanlarla vatandaşların randevu alarak taramadan geçebileceğini kaydederek, daha sonra kimlik numaralarına göre telefonla aranacak vatandaşlara merkeze gelmeleri çağrısında bulunulacağını ve sıra beklemeden bu hizmetten yararlanacaklarını söyledi.
Sık sık mamografi zararlı
Temel onkoloji uzmanı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Kanser Savaş Birimi sorumlusu Mine Çağlar, taramadan geçecek vatandaşlara bilgilerin bir CD içinde verileceğini belirterek, kansere karşı taramaların da belli kurallar içinde yapılmasının önemine işaret etti. Çağlar, bazı bayanların sık sık mamografi çektirmesinin zararlı olduğunu vurguladı ve meme kanserine yakalananların yüzde 13'ünün sık mamografi çektirenlerden oluştuğunu bildirdi.
Uygun tedavi için gerekli altyapı
Çağlar, Dünya Sağlık Örgütü'nün kanserle savaşta uygulanmasını önerdiği son adımın "çağa uygun tedavi yöntemleri uygulanması" olduğunu kaydederek, bunları organize edecek kanser savaş daireleri oluşturulmasının da gerektiğini belirtti. Çağlar, Kanser Savaş Birimi'nin yasal altyapısının tamamlanmasının bu açıdan önem taşıdığına işaret etti.
Tüm yapılanların Kasım 2002'de başlatılan "Kanser Savaş Projesi"nin adımları olduğunu da kaydeden Mine Çağlar, yasal altyapı tamamlanınca Kanser Danışma Bilimsel Kurulu'nun da oluşturulacağını, bu kurulun bilimsel çalışmalarla insanları baz istasyonları, zirai ilaçlar gibi konularda bilgilendireceğini söyledi.
Çağlar, kanser hastalarının kayıtları için "Canred 4" programının da ülkeye kazandırıldığını belirtti.
Ankara'daki MECC toplantısı
Meadle East Cancer Concorsium'un (MECC) 14-17 Haziran'da Ankara'da yaptığı toplantıya Dr. Kudret Çağlar'la birlikte katıldığını kaydeden Mine Çağlar, Kuzey Kıbrıs Kanser Savaş Birimi olarak katıldıkları bu toplantıda Türkiye'nin resmi üyeliğini aldığını, KKTC'nin üyeliği için de girişimler yaptıklarını anlattı. Toplantıya Güney Kıbrıs'ın da katıldığını belirten Çağlar, böyle bir toplantıda ülkeyi temsil ettikleri için gurur duyduklarını ifade etti.
En sık görülen kanser türleri
Mine Çağlar, KKTC'de en sık görülen kanser türlerinin cilt, meme, prostat, akciğer ve bağırsak olarak sıralandığını belirterek, kadınlarda ilk üç sırayı "meme, cilt, bağırsak" erkeklerde ilk üç sırayı ise "cilt, prostat ve akciğer" kanserlerinin aldığını açıkladı.
Çağlar, 2003'te ülkede saptanan 362 yeni kanser vakasının 67'sinin cilt, 32'sinin meme, 37'sinin prostat, 32'sinin akciğer ve 27'sinin bağırsak geri kalanların da diğer kanser türleri olduğunu bildirdi.
Cilt kanserinin hem kadınlarda hem erkeklerde ilk sırada geldiğine işaret eden Çağlar, güneşi bol bir ülkede yaşandığının unutulmadan güneşten bilinçli yararlanmak gerektiğini vurguladı.
Ne zaman şüphelenmeli?
Mine Çağlar, her zaman kanser belirtisi olmamakla birlikte vücudunda şu belirtileri görenlerin kanserden şüphelenebileceğini ifade etti:
"İdrar ve dışkı alışkanlığında değişiklik, idrar isteğine rağmen yapamama veya kanlı yapma prostat kanseri belirtisi olabilir. Nedensiz ishaller, kanlı ishaller, uzun süreli kabızlık, kramp sancılarıyla gelen ishaller bağırsak kanserinin önemli belirtileri. Vücudun herhangi bir yerinde iyileşmeyen bir yara, benlerde renk ve şekil değişikliği de cilt kanseri habercisi olabilir. Menopoz sonrası kanamalar, akıntılar, göğüste veya vücutta beze veya sertleşme, çocuklarda boyunda lenf bezlerinin şişmesi."
Dünyada meme kanserinden ölüm oranı yüzde 2'ye düşerken KKTC'de oranın çok yüksek olduğunu kaydeden Mine Çağlar, utanma, çekinme nedeniyle geciktirilen sıkıntıların bu sonuca yol açtığına işaret etti. Çağlar, meme kanserinin belirtilerini de "memede aşırı büyüme, sarkma, renk değişikliği, damarların aşırı belirginleşmesi, göğüs uçlarının çökmesi, omuz ve kol ağrıları, meme ucundan akıntı, ele gelen sertlik, koltuk altında ele gelir lenf bezleri, memede selülitik yapı" olarak sıraladı.
Sigara içenlerin sürekli öksürük, kanlı balgam çıkarma ve nedensiz ses kısıklığı gibi belirtiler üzerinde durmasını isteyen Mine Çağlar, "Bunlar her zaman yüzde yüz kanser hastalığını göstermiyor ama önemli bir kanser hastalığının da belirtisi olabilir. Bu ayrımı kişi yapamıyor, bazen hekim bile yapamıyor. Onun için bu tür sıkıntıları lütfen üzerimizde eskitmeyelim. Korkmayın, doktora gidin" çağrısında bulundu.
Mine Çağlar, kanser için tanımlanan 150 faktör bulunduğunu, bunların yüzde 20'sinin genetik, yüzde 80'inin de çevresel faktörler olduğunu belirterek, çevresel faktörlerin değiştirilebileceğine işaret etti.
Doğru beslenme
Beslenme alışkanlıklarının doğru olması için mümkün olduğunca döneminde yetişmiş posa içeriği fazla sebze meyve tüketmek gerektiğini ifade eden Çağlar, protein tüketiminde çok yağlı, nitrit içeren konserve gıdalardan uzak durmak gerektiğini vurguladı. Beyaz ekmek yerine yulaf, çavdar, kepek ekmekleri tercih ederek hastalıklardan korunmanın mümkün olduğunu belirten Mine Çağlar, sigara içilmemesi, sigara içilen ortamda bulunulmaması çağrısı yaptı. Çağlar, sigaranın içen kişinin genetik yapısını bozduğu için gelecek nesillere de olumsuz etkisi olduğuna işaret etti.
Güneşin fazlası zarar
Çağlar, kemik gelişimi için uygun saatlerde yarım saat güneş ışığı almanın yeterli olduğunu belirterek, uzun süre güneşte kalmanın ozon tabakasındaki yıpranma da dikkate alındığında çok zararlı olduğunu vurguladı ve deniz mevsiminin sürdüğü bugünlerde vatandaşları 11.00-15.00 saatleri arasında güneşten kaçınmaları konusunda uyardı.
Güneşin uzun vadede cilt kanseri oluşumuna yol açtığını vurgulayan Mine Çağlar, zararlı saatlerde deniz içinde olmanın çok daha zararlı olduğunu, özellikle 3 yaşındaki çocukların daha sıkı korunmasını ve koruyucu krem ve losyon, şapka ve gözlük kullanılmasını önerdi.
Düzenli spor
Mine Çağlar, düzenli sporun sadece kansere karşı korunmada değil birçok hastalığa karşı etkili bir mücadele yöntemi olduğunu hatırlatarak, herkesin günde yarım saat fiziksel aktivite yapmasını, yürümesini tavsiye etti.
Cep telefonları
Radyasyon yayan cep telefonlarından mümkün olduğunca uzak durulmasını, çocuklara hediye verilmemesini isteyen Mine Çağlar, kansere neden olduğu kesinleşmese de elektromanyetik alan ve radyasyon yaydığı kesinleşen cep telefonlarıyla ilgili bilimsel çalışmaların tamamlanacağı 15-20 yılı kaybetme lüksü bulunmadığını vurguladı. Çağlar, 15-20 yıl sonra lösemi ve beyin kanseri patlaması olacağı yönünde görüşler de bulunduğunu bildirdi.