İngiltere Tarafsızdır
ABD, İngiltere'nin Kıbrıs sorununda artık tarafsız bir arabulucu olarak görülemeyeceği yönünde Kıbrıs Rum yönetiminden gelen açıklamaya katılmadığını bildirdi:
İngiltere tarafsızdır
KESKİN AÇIKLAMALAR YAPMAYIN... Kıbrıs sorunu konusunda İngiltere Dışişleri Bakanı Straw ile Kıbrıs Rum yönetimi arasında baş gösteren söz düellosuna ABD'den tepki geldi. ABD, İngiltere'nin Kıbrıs sorununda artık tarafsız bir arabulucu olarak görülemeyeceği yönünde Kıbrıs Rum yönetiminden gelen açıklamaya katılmadığını bildirdi ve İngiltere Dışişleri Bakanı Straw ile Rum yönetimini keskin açıklamalar yapmamaya çağırdı
ÇÖZÜME ODAKLANMALI... ABD Dışişleri
Bakanlığı sözcüsü Sean Mccormack, "Biz, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm
çabalarını destekliyoruz. Sanırım şimdi yapılması gereken şey, keskin
açıklamalara keskin şekilde yanıt vermekten çok, anlayışlı davranmak ve çözüm
yönünde ciddi şekilde çalışmak" dedi.
ABD, İngiltere'nin Kıbrıs sorununda artık tarafsız bir arabulucu olarak
görülemeyeceği yönünde Kıbrıs Rum yönetiminden gelen açıklamaya katılmadığını
bildirdi ve İngiltere Dışişleri Bakanı Straw ile Rum yönetimini keskin
açıklamalar yapmamaya çağırdı.
Kıbrıs sorunu konusunda İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile Kıbrıs Rum yönetimi arasında baş gösteren söz düellosuna ABD'den tepki geldi.
Straw'un Rumları sert şekilde eleştirmesinin ardından, Kıbrıs Rum yönetimi hükümet sözcüsü Yorgo Lillikas, İngiltere'nin artık tarafsız olarak görülemeyeceğini savunmuştu.
Konu, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean Mccormack'ın brifinginde de gündeme geldi ve bir Yunan gazeteci, Lillikas'ın sözlerini hatırlatarak ABD'nin yorumunu sordu.
Mccormack, İngiltere'nin Kıbrıs'ta artık tarafsız bir arabulucu olarak görülemeyeceği yönündeki Rum yorumuna Washington'un katılmadığını söyledi. ABD'li sözcü, iki tarafa da keskin açıklamalardan kaçınmaları çağrısında bulundu.
Mccormack, "Biz, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm çabalarını destekliyoruz. Sanırım şimdi yapılması gereken şey, keskin açıklamalara keskin şekilde yanıt vermekten çok, anlayışlı davranmak ve çözüm yönünde ciddi şekilde çalışmak" dedi.
Rumların tepkisi sürüyor
Öte yandan Rumların, Straw'a tepkisi sertleşerek sürüyor. Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un, Türkiye tarafından ortaya konulan Kıbrıs sorunuyla ilgili Eylem Planı'na; Avrupa Birliği safları içerisinde karşı atağa hazırlanmakta olduğu bildirildi.
Haberi manşete taşıyan Simerini gazetesi, Rum Yönetimi Başkanı'nın, "Türk manevralarına", Avrupa Birliği safları içerisinde karşı atağa hazırlanmakta olduğunu; "Kıbrıslı Türkler lehindeki önlemlerden; Kıbrıs sorununun özünün görüşülmesi ve çözüm bulunmasına kaydırılmasının hedeflendiğini" yazdı.
Gazeteye göre Rum yönetimi, "Gül önerilerine ilişkin önceden hazırlanmış Türkiye-İngiltere-ABD operasyonunun boşa çıktığını" düşünüyor ve İngiltere haricinde, "Avrupa Birliği üyesi hiçbir ülkenin, önerilerin içeriğini kabul etmediğini" değerlendiriyor. Önerileri kutlamış olan İngiltere'nin bile; İngiliz yetkililerin Avrupalı denkleriyle yüzyüze görüşmeleri sıralarında bu önerileri içi boş olarak nitelemekte olduğu savunuldu.
Gazete bu arada; bütün Rum siyasi partilerinin, Straw'un açıklamalarını kınamaları ile önceki gün Rum tarafında sert bir eleştiri fırtınası cereyan ettiğini yazdı, şöyle devam etti:
"İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un önceki gün (Çarşamba) İngiltere Parlamentosu'nda Kıbrıs'a karşı giriştiği saldırı nedeniyle hükümet diplomatik girişimlerde bulunuyor. Aynı zamanda Başkan Tasos Papadopulos; Kıbrıs sorununun özünün görüşülmesi ve çözüm bulunması hedefiyle AB'de karşı atak metotlamaktayken hükümet; İngiltere haricinde AB üyesi hiçbir ülkenin, Gül 'önerilerinin' içeriğini kutlamadığını değerlendiriyor.
Hükümet Sözcüsü Yorgos Lillikas; 'İngiltere'yle çatışmak istemiyoruz ancak maalesef açıklamaları konfrantasyon ortamı yaratıyor ki hükümet bunun karşısında hareketsiz kalmayacak' dedi. Yorgos Lillikas ; haklarımızı savunmakta ve Kıbrıs sorununa doğru çözüm çerçeveleri ve çözüme götürecek doğru bir prosedür sağlama mücadelesinde kararlı olduğumuzu vurguladı. Büyük Britanya'yla sözleşmelerimiz ve bunlardan kaynaklanan haklar ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yerine getirmekte olduğu yükümlülükler bulunduğunu belirtti. İlgili bir soruyu yanıtlarken de bunların; AB içerisinde bulunan bağ ve 1960 anlaşmaları olduğunu söyledi.
İngiltere'nin politikasında; Straw'un açıklamaları içerisinde de saptanan çelişkiler bulunduğuna işaret eden Lillikas Straw'un bir yandan ülkesinin Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koymak istediğini söylediğini diğer yandan ise tahrik edilmeden yaptığı açıklamalarla halkın duygularını kışkırttığını ve Türk tezleri lehine tamamen taraflı bir tavır aldığını kaydetti.
Jack Straw'un kullandığı 'Kıbrıs Rum idaresi' ifadesini yorumlaması istenen Yorgos Lillikas 'açıklamaların özü üzerinde duruluyor. Üstelik Kıbrıslılar çok daha kötü ifadeler kullanırlar' dedi."
"Yalnız Üçüyle Oyun"
Politis gazetesi Rum yönetiminin Kıbrıs sorununa ilkişkin yeni bir prosedüre, Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin tamamının müdahil olmasını savunuyor ancak; İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un benzeri görülmemiş "saldırısı" nedeniyle, Papadopulos hükümetinin; "objektif bir arabuluculuk rolü oynamasının neredeyse imkansız olduğunu" savunduğu İngiltere'yi çözüm müzakerelerinin tamamen dışına koyuduğunu bildirdi.
Haberi, "Yalnız Üçüyle Oyun - Lefkoşa: ABD ve İngiltere Dışarı - Kıbrıslı Türklerin Varlığının Tanınması İhtimali Açık" başlık ve spotlarıyla manşete çeken gazeteye göre, Rum yönetimi, ABD'ye karşı da aynı tavrı takındı ve ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza'yı; "halihazırda Türk önerileriyle özdeşleşmekle suçlayarak; bu nedenle oynayacak rolü olmadığını" savundu.
Üç ülke isteksiz
Gazete, bu yaklaşım temelinde Rum yönetiminin; oyunu, yalnız üç daimi üyeyle, yani Rusya, Çin ve Fransa'yla oynamak istediğini gösterdiğini, ancak bu üç ülkenin Kıbrıs sorununa gerçekten müdahil olmak istediklerinin şüpheli olduğuna dikkat çekti. Gazete devamla şunları yazdı:
"Diplomatik çevreler Straw'un açıklamalarının sertliğini şaşkınlıkla karşıladılar ancak Kıbrıslı Türklerin ayrı varlıklarının bazı ülkeler tarafından tanınması ihtimalini açık bıraktılar.
Bazıları; Jack Straw'uın söylediklerinin diplomatik çevrelerde o kadar da büyük bir duyguya neden olmadığını, ve gerek AB gerekse BM içerisinde Kıbrıs sorununun gidişatına yönelik kaygının yoğun olduğunu söylediler. Straw'un ; işgal bllgelerinin bazı ülkeler (İngiltere değil bölgesel) tarafından pratikte tanınması olasılığına ilişkin dolaylı tehdidinin yurtdışında tepki görmemesi özellikle ilgi çekiyor.
Aksine; bu tür bir perspektif diplomatik pazarda ilk kez duyulmuş gibi görünmüyor. Dahası; Kıbrs Türk toplumu lideriyle görüşmelere ilişkin yeni politika (ABD ve İngiltere dışındaki) BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ve Avrupa hükümetlerinde büyük bir kaygıya ve dolaylı hoşnutsuzluğa neden oluyor.
KKTC'nin tanınma ihtimali
Politis gazetesi; Jack Straw'un sözlerine, hükümetlerinin tepkisini ölçmek için çok sayıda diplomatla görüştü.
Aldığımız yanıtlar, Kıbrıs sorunu gibi uluslar arası meselelerin yönetilmesinde objektif bir tavır beklenmemesi gerektiği sonucunu ortaya koyuyor. Daha önce de dile getirdiğimiz üzere; Straw'un söylediklerine rağmen, diplomatik üslubu olmaması şaşkınlık yarattı.
Kıbrıs sorununun büyük oyuncuları, özde Straw'un söylediklerinden rahatsız olmuş görünmüyorlar. Aksine bize; diplomatik pazarda, özellikle de güçlü Avrupa ülkelerinde, bölgesel bazı ülkelerin; Kıbrıs sorununun belirli bir süre zarfında çözümünün görünmemesi durumunda, 'KKTC'yi pratikte tanımaya cesaretlendirildiklerine ilişkin tartışmaların ilk kez konuşulan bir şey olmadığı' söylendi.
Buna örnek olarak; önce bölgesel ülkeler ve daha sonra diğerleri tarafından 'Makedonya Cumhuriyeti' olarak tanınan Üsküp gösteriliyor.
İşgal bölgeleri örneğinde hiç kimse resmi tanımadan söz etmiyor, belki ayrı varlık olarak kabul edilebilir. Büyük Avrupa hükümetlerinin, Kıbrıs'ın Avrupa Birliği düzeyindeki taleplerinin tatmin edilmesi perspektifine yol açmasıyla birlikte, Türkiye'nin AB üyelik sürecini desteklediklerine kesin gözüyle bakılıyor.
Tasos Papadopulos'un; Güvenlik Konseyi'nin beş büyük ülkesinin; Kıbrıs sorununa müdahil olması önerisinde, ABD ve İngiltere'nin etkisinin ağırlığı, Rusya ve Fransa'yla karşılanıyor. Buna rağmen bu ülkeler, 'hiçbir tarafça kullanılmayı' arzu etmiyor ve yeni inisiyatif cereyan ettiği zaman, 'kendi seçecekleri düzeyde müdahil olacaklarını' vurguluyorlar.
Öte yandan Lefkoşa'nın, yabancı yetkililerin, Kıbrıslı Türk lider Mehmet Ali Talat'ın makamına ziyaretlerle ilgili yeni politikası, Kıbrıs'ın AB'deki ortağı ülkelerde yoğun endişe ve düşünce yarattı.
Straw ziyareti ve durumların olumsuz şekil alması; pek çok hükümeti kaygılandırdı. Diplomatlar Politis gazetesine; Avrupa ülkelerinin resmi hükümet yetkililerinin Ada'ya resmi ziyaret gerçekleştirmemeleri veya süresiz ertelemeleri olasılığının artık ciddi şekilde incelenmekte olduğunu söylediler.
Mathew Bryza'nın Ada'yı ziyaretiyle ilgili olarak, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda da benzer kaygı hakimdir. Aralarında Fransız yetkililerin de bulunduğu pek çok yabancı gelmek istiyor, ancak gelince, Kıbrıs Türk toplum lideriyle de görüşmek istiyor. Ve kendisini makamında değil, Lefkoşa'nın önerdiği gibi başka bir mekanda görmekte zorlanıyorlar.
Politis gazetesine, 'Bizden, taraflardan biri veya diğeri lehinde tavır almamızı istediniz. Böyle bir şeyi arzu etmiyoruz' dendi."
Rum-İngiliz ilişkileri gerildi
Fileleftheros gazetesi haberinde, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, İngiliz Avam Kamarası kürsüsünden yaptığı, Rum yönetimi ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'a yönelik "tehdit içerikli" konuşmasından sonra, Güney Kıbrıs ile İngiltere arasındaki ilişkilerin gerildiğini bildirdi.
Gazete, İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millett'in önceki gün Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun makamına çağrılarak, sert girişimde bulunduğunu, buna paralel olarak Londra'da da Rum Yüksek Komiser Pedtros Eftihiu'nun da, İngiltere Dışişleri Bakanlığı Güney Avrupa Müdürü Dominick Chilcott nezdinde girişimde bulunduğunu yazdı, şöyle devam etti :
"Yakovu'nun girişiminde; İngiliz Yüksek Komiseri'nin önüne şu 7 madde konuldu ve bunlara yanıt vermesi istendi:
1- Dışişleri Bakanı Straw'un fiili durum ve Lefkoşa'nın aynı politikayı sürdürmesi durumunda sahte devletin tanınması tehlikesine ilişkin eleştirilerinden hayal kırıklığı belirtti.
2- Straw'un diplomatik üslubun dışına çıkan 'mantıksız liderlik' ifadesi hükümette derin hayal kırıklığı yarattığını belirterek; her tür liderlikle ilgili değerlendirmeyi üçüncü taraflar değil halk yapar denildi.
3- İngiliz Dışişleri Bakanı'nın; bugünkü şartlar olsa ne kendi ülkesini ne de diğer Avrupa ülkelerinin bölünmüş Kıbrıs'ın üyeliğine rıza göstermeyeceği ifadesiyle ilgili olarak Yakovu şunlara işaret etti:
- Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ve halkının büyük çabalarıyla ve Yunanistan ve bütün diğer AB üyesi ülkelerin; o zamanki İngiltere Dışişleri Bakanı Robin Cook'un da güttüğü ilkeler de dahil olmak üzere istikrarlı desteğiyle gerçekleşti.
4- Straw'un; Lefkoşa'nın Kıbrıslı Türkleri izole etmeye çalıştığı iddiasına ise Dışişleri Bakanı; Straw'u Kıbrıs hükümetinin inisiyatiflerini hiç anmayarak kendi ülkesinin parlamentosunu yanıltmakla suçladı. Yakovu'Kıbrıslı Türklere tek biz fiilen yardım ediyoruz' dedi ve buna bir dizi örnek gösterdi.
5- Kıbrıslı yerinden edilmişlerin mülkiyet haklarının tesis edilmesi konusunda ise Dışişleri yine; 'Straw'un tazminatları müzakerelere bağlamaya çalıştığı' talihsiz ifadesinden hoşnutsuzluk belirtti.
6- Yakovu; Gül'ün önerilerinin İngiltere'den gördüğü desteği yorumladı ve hükümetin; Türk Dışişleri Bakanı'nın önerilerine ilişkin argümanlarını öne çıkardı.
7- Kıbrıslı Türklere yönelik mali yardım tüzüğünün bugüne kadar benimsenmemesine de değindi ve 'Lüksemburg dönem başkanlığının ve komiser Rehn'in önerilerine rağmen tüzüğün onaylanmasına müsaade etmeyenlerin öncelikle İngiltere ve Türkiye olması nedeniyle', bu konudaki İngiliz sorumluluklarına işaret etti. Yakovu ayrıca Birleşik Krallık'ın; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve BM'nin Kıbrıs'la ilgili kararlarında ifade edilen uluslar arası hukuk ve Avrupa hukukunun hayata geçirilmemesini kabule hazır olup olmadığını sordu.
Edindiğimiz bilgilere göre, İngiliz Yüksek Komiseri Millett; yazılı notlar ortaya koydu ve (önerilerin) sadece kutlandığını söyleyerek; Londra'nın Gül paketini desteklediğine ilişkin hükümet görüşünü kabul etmemeye çalıştı.
İngiliz Yüksek Komiseri; ülkesinin; önerilerinin, AB'ye karşı yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını Ankara'ya ilettiğini de söyledi.
Hükümet Sözcüsü Yorgos Lillikas, Straw'un sözlerinin ; İngiltere'nin politikasının tarafsızlığını delillendirmekten başka her şeyi sağladığını belirterek; Londra'nın Kıbrıs sorununa ilişin çabalarda yaratıcı yardımcı rol oynaması ihtimalini artık kesinlikle imkansız hale getirdiğine işaret etti. 'Straw, Kıbrıs ziyaretini organize etme yöntemi ve bizim malum itirazlarımıza rağmen kendi planladığı ziyaret programı ile bir çatışma ortamı yarattı ve bu ortamı açıklamalarıyla ağırlaştırdı' diyen Lillikas şunları da söyledi:
'Bir yandan çözümün Kıbrıs'ı yeniden birleştirmesi gerektğini söylüyor, diğer yandan da diğer şeyler yanında Kıbrıslı Türklerin ayrı ekonomik varlık olarak AB'ne girmelerini de içeren Gül fikirlerini benimsiyor ve ileri götürüyor. Buna paralel olarak Straw; sahte devletin siyasi açıdan yüceltilmesini gündeme getiren ve nihayetinde ayrılıkçı eğilimleri güçlendiren; işgal bölgeleriyle direkt ticaret tezi gibi tezleri de benimsiyor.
Aday ülkelerin AB'ne karşı yükümlülüklerini yerine getirmelerini istemek AB'nin tam üyesi olması dolayısıyla Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilan edilmiş hakkıdır ve kimse kendisini bundan mahrum edemez. Bu hakkı elimizde bulunduruyoruz ve Avrupai çıkarlar ve kendi çıkarlarımız açısından uygun olduğunu düşündüğümüz an bunu kullanacağız'."
Lillikas: Bryza'nın davranışı verimli değil
Haravgi gazetesi haberinde, Rum Sözcü Yorgos Lillikas'ın, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza'nın beklenmekte olan Kıbrıs ziyaretiyle ilgili yorumuna yer verdi.
Gazeteye göre, Amerikan hükümetinin Rum yönetimiyle halen hiçbir temasta bulunulmadığını söyleyen Yorgos Lillikas ; "inisiyatif üstlenen ve Lefkoşa'yı ziyaret etmek isteyen birinin; Türk tezleriyle tamamen örtüşen görüşlerini Kıbrıs'a gelmeden önce basın yoluyula açıklama yönteminin artık verimli bir yöntem olmadığını zannediyorum" dedi.
Bryza'nın müsteşar yardımcısı olduğunun altını çizen Lillikas şunları söyledi :
"Birisinin kendi başına bir inisiyatif üstlendiğinde veya yardım edebileceğini düşündüğünde veya araştırmak istediğinde; sahip olması muhtemel görüşlerden bağımsız olarak , görüşlerini bizim tarafla yapacağı resmi görüşmelerde ortaya koymasının artık daha verimli bir yöntem olacağını zannederim. Bu tür yaklaşımların; özlü diyalog olması, ileri gidebilmemiz amacıyla yaratıcı diyalog olması için uygun ortamı yarattığını zannetmiyorum. Bu tür yaklaşımlarla; oynamaları muhtemel rolleri kendi ellinden alıyorlar."
Straw'a tepki patlaması
Alithia gazetesi, Straw'un sözlerinin Rum siyaset camiasının tamamında tepki patlamasına neden olduğunu, Rum yönetiminin Londra nezdinde sert girişimlerde bulunduğunu ve İngiltere'nin bütün çabalarının Güney Kıbrıs aleyhine Ankara'ya yardımcı olduğu gerekçesiyle; Türkiye'ye karşı elinde bulundurduğu vetoyu kullanma niyetini bildirdiğini yazdı.
Haberi, "Bizi Kaplayacak Volkan - Jack Straw'un Saldırısı Nedeniyle Tepki Patlaması - Kıbrıs'ın Yalnız Kalması Tehlikesine Dokunulmadı - Jack Straw'a Ateş Püskürülüyor" aşlığıyla manşetten veren gazete, "Fakat Lefkoşa ve Londra arasındaki savaş ortamının başka olumsuz etkiler yaratması da muhtemeldir, bu nedenle muhalefet derhal Ulusal Konsey'in toplanmasını ve strateji belirlenmesini istiyor" ifadesini kullandı.
Rum Sözcü Yorgos Lillikas ve Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun ilgili açıklamalarını, "Lefkoşa - Londra Yüzyüze Çarpışma - Kıbrıs Hükümeti Türkiye Aleyhine Saldırı Uyarısında Bulunuyor" başlığı altında yansıttı ve durumu şöyle özetledi :
"İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un gerek Kıbrıs hükümetine gerek Başkan Papadopulos'a saldırısı nedeniyle Lefkoşa ile Londra arasındaki çarpışma artık yüzyüze çarpışmadır. Kıbrıs hükümeti Straw'un sözleri nedeniyle İngiltere nezdinde protestoda bulunmakla kalmadı, aynı zamanda; özellikle Türkiye'nin AB süreciyle ilgili bir dizi uyarıda bulundu. Lefkoşa, İngiliz tarafına; Kıbrıs aleyhine Türkiye'yi AB'ye doğru itmeye çalışması halinde, Türkiye aleyhine savunmaya geçeceği mesajını vermeye çalıştı. Böylece mesele artık Lefkoşa'nın; özellikle sert olması beklenen önümüzdeki aylar içerisinde bu tür uyarılarını hayata geçirip geçirmeyeceğidir."
Aynı gazete, "Jack Straw'a Ateş Püskürüyorlar - Kıbrıs'ın Siyasi Camiası İngiliz Dışişleri Bakanı'nın Açıklamalarını Kınıyor - Muhalefet Kıbrıs Rum Tarafının Politikasının Gözden Geçirilmesini ve Ulusal Konsey'in Toplanmasını İstiyor" başlığıyla yansıttığı haberinde Jack Straw'un önceki gün Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmanın Rum siyaset dünyasında tepki fırtınasına neden olduğunu, istisnasız bütün Rum siyasi partilerinin Straw'un sözlerini "kabul edilemez ve tahrikkar" olarak nitelediklerini yazdı.
Gazete, muhalefet kanadının (DİSİ ve EDİ), Straw'un açıklamalarını kınamanın ötesinde, şu iki noktaya değindiklerini yazdı :
"1- Kıbrıs Rum tarafının politikasının gözden geçirilmesi; 2-Ulusal Konsey'in toplantıya çağrılması gerektiği"
Gazeteye göre, DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis, Straw'un sözlerini "kabul edilemez ve diplomatik kurumların dışında bir saldırı" olarak niteledi.
Anastasiadis; kınamanın ötesinde Kıbrıs Rum tarafının bütün politikasının gözden geçirilmesi gerektiğine işaret etti ve "ön hazırlığı iyi yapılmış bir diyalog için inisiyatifler teşvik etmeli ve bu olanlarla nereye sürüklendiğimize topluca karar vermeliyiz" dedi.
DİSİ Basın Sözcüsü Tasos Mitsopulos; Straw'un sözlerinin Güney Kıbrıs ile İngiltere arasındaki ilişkilerin süratle kötüleştiği bir döneme denk geldiği saptamasında bulundu ve şunları söyledi:
"Bu soğuk savaş ortamı yalnız siyasi gelişmelerin süreci nedeniyle değil, aynı zamanda ikili ekonomik ilişkiler için de derin bir kaygı ve endişe yaratıyor. Böylesine düşmanca bir uluslar arası çevre içerisinde hareket ederken bir liderlik ve bir halk kendini ne derece güvende hissedebilir?
Çatışma mantığı, AB üyesi iki ülke ilişkilerini niteleyemez ve bunun için iyi niyet hareketleri aracılığıyla diyalog, uzlaşı ve Kıbrıs Rum tez ve endişelerinin daha iyi anlaşılmasını istemeliyiz. DİSİ defalarca Ulusal Konsey'in toplanmasını istedi ancak Başkan Papadopulos bunu reddetti. En azından şimdi toplansın. Diyalogtan kimseye zarar gelmez. Ulusal Konsey toplandıktan sonra; gelişmeleri Yunanistan'la birlikte yaratmamız ve müşterek adımlarla nasıl ilerlediğimizi ve milli çıkarlarımızın talep edilmesine yönelik uygun şartları nasıl şekillendirdiğimizi görmemiz önemlidir."
EDİ Genel Sekreteri Mikis Şanis Jack Straw'un sözlerini "benzeri görülmemiş ve tahrikkar" olarak niteledi ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'a; Rum Ulusal Konseyi'ni toplaması çağrısını yineledi, şöyle devam etti:
"Straw'un sözleri benzeri görülmemiş ve tahrikkardı . Ancak malesef benzeri görülmemiş ve tahrikkar gelişmelerle gittikçe daha sık karşılaşıyoruz. Kıbrıs sorununa ilişkin uluslar arası muhataplarımızda benzeri görülmemiş bir azalma var, Kırbıs Rum mallarında benzeri görülmemiş bir betonlaşma ve benzeri görülmemiş bölünmüşlük var. EDİ, durumun ciddiyetini hesap ederek Başkan Papadopulos'a; kendi öneri ve kendi inisiyatiflerimizi şekillendirmek için Ulusal Konsey'i toplantıya çağırması çağrısını yineliyor. Gelişmeleri kıpırdamadan izlemeye devam edemeyiz. Gelişmeler yaratmalı, gerek BM düzeyinde gerek AB düzeyinde gelişmeler planlamalıyız."
Baf Metropoliti de kınadı
Alithia gazetesi, "Baf'tan (Metropoliti) Protesto" başlığıyla yansıttığı haberinde, Rum Ortodoks Kilisesi Sen Sinod Meclisi'ne vekaleten başkanlık etmekte olan Baf Metropoliti Hrisostomos'un İngiltere Dışişleri Bakanı'nın Kıbrıs sorunundaki tavrını protesto ettiğini ve Straw'un Rum yönetimine ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papdopulos'a yönelik sözlerini "tahrik edilmemiş ve ahlaksız saldırı" olarak nitelediğini yazdı.
Gazeteye göre Hrisostomos; Rum medya kuruluşlarına dağıttığı yazılı açıklamasında şunları kaydetti: "İtalya, İspanya ve Olli Rehn'in Kıbrıs sorununa ilişkin Türk önerilerini desteklediği konusunda yalan söylüyor. İngiltere Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği ve sahte devletin tanınmasına ilişkin Amerikan planını ileri götürmeyi üstlendi. İngilizlerin süregelen tavrı, Kıbrsı'ın kendilerine karşı tavrını gözden geçirmesini gerektiriyor. Hükümet ve Ulusal Konsey Kıbrıs'taki İngiliz üsleri konusunu artık dinamik şekilde gündeme getirmelidir."
Haravgi gazetesi, "Straw'a Ateş Püskürüyorlar" başlığıyla manşete çektiği haberinde Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millett'i dün makamına çağırarak sert girişimde bulunduğunu ancak Rum yönetiminin Straw'un açıklamaları konusunu; bu açıklamaların Birlik dayanışmasına ters düştüğünü savunarak AB'deki ortaklarının da önüne koyacağını yazdı.
DİKO'nun tepkisi
Haravgi gazetesi, DİKO Başkan Vekili Nikos Kleanthus'un, "İngilizler ne zaman sömürgecilik döneminin geri dönülmez şekilde sona erdiğini ne zaman anlayacak" diye sorduğunu bildirdi.
Gazeteye göre Kleanthus, "hükümet İngilizlerin, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni ve Rum tarafını rehin olarak görmekten vazgeçip Kıbrıs halkının; Türkiye'nin ve Anglo-Amerikanların çıkarı için "donsuz/dayanaksız" kalmaya niyetli olmadığını anlamaları için gerekli bütün diplomatik girişimlerde bulunmalıdır" dedi.
Straw'un sözlerini, "AngloAmerikanların Türkiye'nin üyelik sürecine yardımcı olma çabasına, Tasos Papadopulos'un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le görüşmesine, Rum tarafının; Güvenlik Konseyi daimi üyesi ülkelerin tamamının Kıbrıs sorununa müdahil olmalarındaki ısrarına ve Straw'un Kıbrıs'ı ziyaret ettiği malum şartlar altında Papadopulos'un kendisiyle görüşmeyi reddetmesini atlatamamasına" yordu.
EDEK Başkanı Yannakis Omiru ise, Straw'un sözlerini, sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni temelsiz bırakma çabası" olarak niteledi ve Rum yönetimini; "İngiliz tahriğine" karşı derhal ve kararlı şekilde tepki göstermeye çağırdı.
Omiru, "Jack Straw'un sözleri; Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı tahrikkarlık abidesi ve İngiltere hükkümetinin etkisi altında bulundurmaya devam eden sömürgecilik zihniyeti sendromunun göstergesidir" dedi.
EUROKO da görüşünü, " İngiltere Dışişleri Bakanı'nın tahrik ve bahane olmaksızın Kıbrıs Cumhuriyeti'ne cepheden saldırması, İngiltere'nin Kıbrıs'la ilgili gerçek niyetlerini ortaya koyuyor" şeklinde yansıttı.
Yunanistan'ın tepkileri
Haravgi gazetesi, "Kıbrslı Türklerin İzolasyonu İşgalin Sonucudur - Kıbrıs ve Yunanistan Ada'yı Yeniden Birleştirecek Çözümü Destekliyor" başlıklı haberinde ise, Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Moliviatis'in, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un açıklamalarını Yunan hükümeti adına yorumladığını ve şunları söylediğini yazdı:
"Kıbrıs ve Yunanistan Ada'yı yeniden birleştirecek bir çözümü destekliyor. Kıbrıs ve Yunanistan; Kıbrıs makamlarına bu konuda saygılı olunması şartıyla Kıbrıslı Türklerin ekonomik açıdan desteklenmesinden yanadır ve Kıbrıslı Türklerin bir miktar izolasyonu varsa, bu işgalin sonucudur."
Gazeteye göre, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgos Kumuçakos'un ise, Yunan ve Rum hükümetlerinin ; Kıbrıs meselesindeki politikanın çerçevesini ve net istikamet çizgilerini açık şekilde ortaya koyduklarını söyledi: Straw'un sözlerine de değinen Kumuçakos şöyle konuştu:
"Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik açıdan desteklenmesine de tarafız ve bu tezimiz BM çerçevesi içerisinde somut hareketler ve somut tavrımızla takip edildi. Kıbrıs Türk toplumunun bugünkü durumu ve karşı karşıya kaldığı sorunlar; istila ve işgalin kurbanları olan Kıbrıs Rum tarafında ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nde aranmaması gerekir. Ada'nın işgal altındaki kuzey kesiminin bugün karşı karşıya bulunduğu zor durum tamamen yasadışı istila ve işgalin sonucudur.
İngiliz tarafı Kıbrıs sorununda kendi stratejisine sahiptir ve zaman zaman kendi tezlerini dile getiriyor. Biz; kendi tezlerimizi dile getiriyoruz ve sebatla, sürekli ve kararlılıkla uygulamakta olduğumuz kendi politikamıza sahibiz. Sonuçlar durumun yalanlanamaz tanıklarıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti AB'ye tam üyedir."
Habere göre Rum yönetiminin; Kıbrıs sorununa Güvenlik Konseyi'ne daimi üye bütün ülkelerin müdahil olmalarına ilişkin görüşünün sorulmasına karşılık Kumuçakos, "gerçekten, BM'nin belirli bir sorunun çözümünde bir inisiyatifi söz konusu olduğunda; Günvenlik Konseyi daimi üyesi bütün ülkelerin bu çabaya katılması ve her birinin kendi rolüne sahip olması mantıklı, beklenen ve arzu edilen bir şeydir. Bu, Sayın Lavrov'un Atina ziyareti sırasında görüşülen bir şeydir" dedi.