Hükümetimiz, milli davayı korumuştur
 

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, artık Türkiye'nin AB'den net bir müzakere tarihi aldığını, hedefin tam üyelik olduğunu belirterek, ''25 ülkenin tamamı onayını vermiştir. Onay veren ülkeler içeresinde Güney Kıbrıs da mevcuttur. Bunu bir kenara koyamazsınız'' dedi.

Başbakan Erdoğan, TBMM’de yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

''Türkiye, altını çiziyorum artık net bir müzakere tarihi almıştır. Bu tarih, 3 Ekim 2005'tir. Bu tarihle ilgili olarak, bir de hedef konulmuştur. Bu hedef tam üyelik hedefidir. Tam üyelik hedefi de kayıtlarda mevcuttur. Anlatıldığı gibi değil bu işler... Ve buna 25 ülkenin tamamı onayını vermiştir. Bu onay veren ülkeler içeresinde Güney Kıbrıs da mevcuttur. Bunu bir kenara koyamazsınız. Eğer Güney Kıbrıs burada veto hakkını kullanmış olsaydı, bu onayı da oradan alamazdınız. Bu onayı vermeye sevkeden bir strateji uygulanmıştır.

Sözü edilen protokolün imzalanması, AB ile ilişkilerimizin genel çerçevesinin bir gereğidir. Bunu da bilmek durumundayız. Bu metinde de belirtildiği üzere, ancak karşılıklı mutabakat ile bu neticelendirilecektir. Eğer bu karşılıklı mutabakat sağlanmadığı takdirde bu asla yürürlüğe girmez.''

''25 ÜYELİ ORTAKLIK''

Erdoğan, Türkiye'nin 25 üyeli bir ortaklığa girmek istediğinin unutulmaması gerektiğini belirterek, bu ülkelerden birinin Kıbrıs Rum tarafı olduğunu söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:

''Unutmayalım ki, Türkiye 25 üyeli bir ortaklığa girmektedir. Bu nedenle 25 üye ile müzakere yürütülecektir. Türkiye'nin bu 25 ülkeden birini, şu aşamada tanımaksızın müzakere pozisyonu elde etmesi esasında milli çıkarlarımızı koruma konusundaki hassasiyetimizi de göstermektedir. Böylece hükümetimiz milli davayı en iyi şekilde koruyarak ve AB perspektifini de elde tutarak en iyi pozisyonu elde etmiştir…

Biz, AB Konseyi'ne söz konusu protokolün tanıma anlamına gelmediğini, Kıbrıs Rumlarının, Kıbrıs Türklerini temsil edemeyeceklerini, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin mevcut hukuki ve siyasi tutumunun sürdürdüğünü açıkça zirvedeki sonuç bildirgesinin okunması sırasında ortaya koyduk.

Özetle söylediğimiz şudur; Türkiye'nin AB üyeliği 41 yıldır ulusal bir hedeftir. Kıbrıs ise daha uzun yıllara dayanan bir davadır. Akılcı politikalar yürütüldüğü takdirde, bu ikisinin çelişen hedefler olmadığını düşünüyor ve politikamızı ona göre sürdürüyoruz.''

BAYKAL: KIRMIZI ÇİZGİLERİ İHLAL ETTİNİZ

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde girdiği yolun tam üyeliğe gidecek bir yol olmadığını savunarak, ''Ne kadar çalışırsanız çalışın, kargayı bülbül diye yutturamazsınız'' dedi.

Baykal, AB'nin Türkiye'nin üyeliği konusunda rezervi elinde tuttuğunu, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin tanınması, müzakereyi zora sokacak kuralların konulabilecek olması, serbest dolaşım, yapısal politikalar, tarım için kalıcı koruyucu önlemlerin yürürlüğe konulması, müzakerelerin ucunun açık olması, müzakerelerin nitelikli çoğunlukla askıya alınabilmesi, mali yardım konusunun tamamen kapatılması gibi uygulamaların, Türkiye'nin önceden açıkladığı tüm ''kırmızı çizgileri'' ihlal ettiğini söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, kalıcı bir çözüm bulunmadan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin tanınmayacağını söylemesine karşın gelinen noktanın farklı olduğunu ifade eden Baykal, ''(Ekim'e kadar biz bir çözüm bulacağız), diyorsanız bunu siz kendi adınıza mı söylüyorsunuz, yoksa Güney Kıbrıs Rum Yönetimi adına da mı söylüyorsunuz? Ekim'e kadar çözüm bulma garantisini nereden aldınız?'' diye sordu. Baykal, Türkiye'nin bu kabulle Kıbrıs konusunun çözümünü sıkıntı içine, kendisini de kuşatma altına soktuğunu savundu.