Halkın çıkarı için; Ankara’ya rağmen
Toplumcu Kurtuluş Partisi Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Hüseyin Angolemli, Başbakan Talat’a yönelik eleştirilerde bulundu. 24 Nisan referandumunda Kıbrıs Türk halkının hükümete yol haritasını çizdiğini söyleyen Angolemli, Talat’ın halkın iradesine karşı bekle-gör politikası uyguladığını savundu. Halkın çıkarı için gerekirse Ankara’ya rağmen adım atabileceğini ifade eden Angolemli, “Bu tür mücadeleler beraberinde bir takım riskler de getirmektedir. Burada en büyük risk koltuktan olmadır. Ama bunu göze almak durumundadır bir başkan” dedi.
Geriye bakıldığında Kıbrıs Türk halkı bütün yaşamının mücadeleyle geçtiğini kaydeden Hüseyin Angolemli, halkın durgunluğa girdiği zamanlar kayıplar yaşandığını, mücadelenin dozunun artttığı durumlarda ise arzu edilen haklara ulaşıldığını vurguladı. Angolemli kritik bir süreçten geçildiğini söyleyerek, “Bu nedenle mücadeleyi önermekteyim. Kıbrıs Türk halkı toplumsal haklarını yitirme noktasında büyük tehlike altındadır. Bunu atlatabilmek için mücadelenbin dozunu artırmalıyız” diye konuştu.
BDH tabanına da çağrıda bulunan Angolemli, oradaki TKP kökenlilerin bu bölünmüşlüğe öfkeli olduklarını fakat şimdi kareşılarında tek aday olduğunu ve hür iradeleriyle en azından bir kesiminden TKP’ye oy geleceğine inandığını dile getirdi.
HALKIN SESİ: Milletvekili seçimindeki başarısızlık cumhurbaşkanlığına aday olmanızda bir tedirginlik yarattı mı? Çünkü bir ara sizin değil de Zeki Beşiktepeli’nin TKP’den aday çıkacağı yönünde bazı haberler çıkmıştı.
Angolemli: Başarısız bir seçim gerçirmeyle cumhurbaşkanlığına aday gösterme arasında bir bağ yoktur. TKP her cumhurbaşkanlığı seçiminde aday göstermiştir. Zaten TKP’nin programının büyük çoğunluğu Kıbrıs sorununun çözümüne yöneliktir. Cumhurbaşkanlığı mevkisi de direk Kıbrıs meselesiyle ilgilidir. Çünkü dünya Cumhurbaşkanlığı makamını muhatap almaktadır. Nedeni de KKTC’yi tanımadığından dolayıdır. Bu durumda TKP’nin bu mevkiye aday göstermemesi sürpriz olurdu.
Beşiktepeli olayına gelince. Beşiktepeli TKP’den aday olmayı düşünseydi, değerlendirilebilirdi. Sayın Beşiktepeli’nin partimizle bir ilişkisi vardı, ancak bağımsız çıkmayı uygun gördü. TKP genellikle parti başkanını aday gösterir, bu nedenle parti meclisi beni aday gösterme kararı aldı ve aday oldum.
“BDH TABANIN BİR KESİMİNDEN TKP’YE OY GELECEĞİNE İNANMAKTAYIM”
HALKIN SESİ: BDH seçime aday göstermedi. Her iki partinin tabanında benzeştiği biliniyor. Bu noktada BDH tabanının size destek vereceğini düşünüyor musunuz?
Angolemli: BDH içerisinde oldukça TKP kökenli vardır. Ama teslim etmek gerekir ki BDH klasik bir parti yapısına bürünmüştür, bir seçim geçirmiştir. Tabii ki hür iradelerine karışacak değiliz, zaten BDH da üyelerini seçimde serbest bırakmıştır. Şu da var; oradaki TKP kökenliler zaten bu bölünmüşlüğe öfkelenmişlerdir. Ama şimdi en azından bir tek aday vardır. Bu düşüncelerle ve hür iradeleriyle en azından bir kesiminden TKP’ye oy geleceğine inanmaktayım.
HALKIN SESİ: Seçilecek cumhurbaşkanı bir lider, görüşmeci mi olmalı yoksa anayasanın kendisine verdiği yetkilerle temsili bir makam olarak mı kalmalı sizce? Eğer görüşmeci olacaksa bir müzakere heyeti ile mi bunu yürütmeli yoksa tek adam olarak mı?
Angolemli: Bizim kendi iç hukuğumuza göre cumhurbaşkanının bir yeri vardır. Fakat dünya muhatap olarak cumhurbaşkanını görür. Temaslarını da cumhurbaşkanıyla yapar. Kıbrıs’ın çözümü noktasında cumhurbaşkanının ayrı bir yeri vardır ve dünya bu mevkiyi toplumun lideri olarak kabul eder, biz ne dersek diyelim. Nitekim Papadopulos da “Ben sadece Denktaş’la görüşürüm” diyor. Çünkü hükümetle görüştüğü taktirde KKTC’yi bir yerde tanımış olur.
İşte bu noktalardan dolayı cumhurbaşkanılığı mevkisi çok önemlidir.
Cumhurbaşkanı tek adam olmaktan çıkmalıdır. Yani liderlik suntası yerine kollektif çalışma hayata geçirilmelidir. Bu çalışma içinde siyasi parti temsilcilerinin yanında sivil toplum örgütleri de yer almalıdır. Bir görüşmeci heyeti oluşturulmalıdır ve bu heyetin görüşleri de dikkate alınmalıdır.
“BEKLE-GÖR DEĞİL, MÜCADELEYİ ÖNGÖRÜYORUZ”
HALKIN SESİ: Görüşmeleri yürüten hükümete karşı eleştirileriniz oldu? Hükümetin yapmadığı nelerdi? Sizin diğer adaylardan farklı olarak görüşleriniz nelerdir?
Angolemli: Bizim Eroğlu’ndan farkımız zaten bellidir. Ancak Talat’tan farkımız bekleyelim ve görelim politikası uygulamamızdır. Talat’ın politikası “Dış dünya bizim haklılığımızı gördü, ona göre haklarımızı vermesi gerekir. Madem ki biz 24 Nisan’da evet dedik, sıra dünyadadır, bekleyelim, izolasyonlar, ambargolar kalkacak.” İşte bizim farkımız burada. Biz; beklemekle bir yere varılamaz diyoruz. Tarih hiç bir toplumun oturduğu yerde haklarını aldığına tanık değildir. Biz bir mücadeleyi önermekteyiz. İç dinamiklerimizle ancak haklarımızı alabileceğimize inanmaktayız.
Çıkış yolumuz 24 Nisan referandumundaki halkın evet demesiyle ortaya çıkan yol haritamızdır. Halkın iradesidir. Halk evet derken Birleşik Kıbrıs Cumhurtiyeti’nin kurucu üyesi olan Kıbrıs Türk Devleti’nin anayasasına da evet demiştir. İşte o anayasayı yaşama geçirmemiz gerekiyor. O anayasa ile birlikte sivilleşmemiz gündeme gelecektir. Yani yüm kurum ve kuruluşlarımızda Kıbrıs Türk halkı söz sahibi olacaktır. Yani ev inin efendisi olacaktır. Bu yapıldığı taktirde Kıbrıs meselesinde de gerçek bir taraf olacağız.
“TALAT, TOPLUMA TAKKİYE YAPIYOR”
HALKIN SESİ: Hükümetin “bekle-gör” politikası uyguladığını söylediniz. Sizce Türkiye KKTC hükümetinin bu yönde bir davranış içine girmesini istiyor?
Angolemli: Türkiye Başbakanı Türkiye halkının çıkarlarını korumakla mükelleftir. AB yolunda hiç bir engel tanımadan ilerlemeyi hedeflemiştir. Çünkü AB olayı Kıbrıs ve Türkiye halkı için büyük önem arz etmektedir.
Biz Türkiye’nin Ankara Anlaşmasını imzalayacağını görmekteyiz. Biz de kendi halkımızın çıkarlarını önplana çıkarmalıyız. Nasıl ki Erdoğan Türkiye halkının çıkarları için büyük mücadele vermektedir, biz de kendi halkımızın çıkarlarını önplana çıkarmalıyız ve önlem almalıyız. Türkiye’nin imza atmasının önüne geçmek değil, biz de toplumsal çıkarlarımız zarar görmesin diye bir takım önlemleri almak durumundayız. İşte bu önelmerlden bir tanesi de az önce bahsettğimiz Kıbrıs Türk Devleti anayasasını hayata geçirmektir. Aksi halde toplumsal çıkarlarımız büyük zarar görecektir.
İşte sayın Talat bunu yapmıyor. Sayın Talat topluma takkiye yapmaktadır ve toplumu yanıltmaktadır.
Türkiye’yle işbirliği yapmak kaçınılmazdır. Ama bunu sağlıklı bir zeminde yapmak lazımdır. Bu işbirliğini yaparlken de kendi toplumumuzun çıkarlarını önplana çıkarmalıyız. Sayın Talat’ın burada işbirliği içerisinde ama kendi halkının iradesini gözardı etmektedir. 24 nisanda halkın iradesi ortaya çıkmıştır. Onu yaşama geçirmelidir ama bunu yapmıyor. Demek ki kendi halkının geleceğinin tehlikede olduğunu ya göremiyor, ya da görmezlikten geliyor.
HALKIN SESİ: Yani seçilmiş bir Hüseyin Angolemli bazı şeyleri Ankara’ya rağmen yapar mı?
Angolemli: Bu tür mücadeleler beraberinde bir takım riskler de getirmektedir. Burada en büyük risk koltuktan olmadır. Ama bunu göze almak durumundadır bir başkan. Bu konuda mücadele verirse mutlaka hedefine de ulaşabilir. İşte en son örneği referandum olayıdır. Referanduma hem buradaki statükocular hem de ogünkü Türkiye Başbakanı Sayın Gül’de karşı çıkmıştı Lahey’de. Ama halkımız mücadelesini sürdürdüğü için, Kıbrıs Türk halkına referandum mücadelesi verilmiştir. Bu bir mücadele sonrası elde edilmiştir. Bugün Sayın Gül’e soruluyor: “Siz Lahey’de referanduma hayır demiştiniz. O da evet ben zamanlar deneyimsizdim, bugünkü durumda olsaydım başka türlü bir tavır alırdım” diyor sayın Gül. Demek ki Kıbrıs Türk halkı ile seçtiği başkanı birlikte mücadele verirlerse, mutlaka başarıya ulaşılı, çünkü Türkiye bizim düşmanızmız değildir. İsteklerimizi net belli edersek, Türkiye’de bu isteklerimize olumlu yaklaşacaktır.
Geriye baktığımızda Kıbrıs Türk halkı bütün yaşamını mücadeleyle geçirmiştir. Ama zaman zaman bir durgunluğa girdiği de olmuştur. Ama halk ne zaman ki durgunluğa girdi, hep kayıplara uğradık. Mücadelesinin dozunu artırdığı zamanlarda ise arzu ettiğimiz haklarımı alabildik. Bu nedenle mücadeleyi önermekteyim. Kıbrıs Türk halkı toplumsal haklarını yitirme noktasında büyük tehlike altındadır. Bunu atlatabilmek için mücadelenbin dozunu artırmalıyız.
HALKIN SESİ: Seçmene mesajınız nedir Sayın Angolemli?
Angolemli: çok kritik bir döneme girdik. Özellike 3 Ekim'e kadarki zaman dilimi geleceğimizi belirleme açısından çok önemlidir. İşte böyle bir kritik dönem içerisinde cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacaktır. Ben halkıma bu dönem içerisinde mücadelenin dozunu artırmamız gerektiği söylemek istiyorum. Bekleyerek, olayları seyrederek, toplumsal çıkarlarımızı koruyamayacağız. Bu nedenle mücadele etmemiz gerekmektedir. Bu yapılırsa toplumsal çıkarlarımız kounacaktır. İşte ben bu düşüncelerle adayım ve kendime ve halkıma güveniyor, halkımdan destek talep ediyorum.
Hüseyin Angolemli kimdir?
1944 yılında Taşpınar köyünde doğdu. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ndeki eğitimine devam ederken 1963 olayları nedeniyle diğer öğrencilerle birlikte Erenköy’e çıktı. Daha sonra İstanbul’a dönüp yüksek tahsilini tamamladı. 1968-1981 yılları arasında Gazimağusa Namık Kemal Lisesi’nde Matematik öğretmenliği ve müdür muavinliği yaptı. Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’nın da kurucularındandır.
1981 yılında TKP’den Gazimağusa milletvekili seçilen Hüseyin Angolemli on yılı aşkın bir süre de TKP Gazimağusa ilçe başkanlığı yaptı.
1990 genel seçimlerinde seçime dıştan müdahale yapıldığı gerekçesiyle Demokratik Mücadele Partisi ‘nden (DMP) seçilen bir kısım milletvekiliyle seçim sonuçlarını protesto ederek meslise girmedi. 1994-98 yıllarında parti genel sekreterliğini yürüten Angolemli, 14 Ekim 2001’de TKP Genel Başkanlığı’na seçildi ve halen bu görevini sürdürüyor