Halk tavuktan uzaklaştı
İncirli'deki kuş gribi şüphesinin ardından tavuk eti tüketimi düştü. Günde 25 ton olan tüketim 5 tona indi
Halk tavuktan uzaklaştı
TÜKETİCİ HASTALIKTAN, ÜRETİCİ İFLASTAN KORKUYOR... Tavuk eti tüketimiyüzde 80 geriledi. Hastalıktan korkan tüketici tavuk etinden uzaklaşırken, üretici firmalar da iflastan endişe ediyor
Kuş gribi, KKTC'deki tavuk eti tüketimini yüzde 80 oranında geriletti. Günde 25 ton (bazı dönemlerde 30 ton) olan tavuk eti tüketimi, 5 ton civarına indi. İncirli Köyü'ndeki şüpheli durumdan dolayı tavuk eti tüketimindeki düşüşün devam etmesinden endişe ediliyor.
Tüketiciler hastalıktan, tavuk eti üreticileri de iflastan korkuyor. Devletten yardım talep eden tavuk eti ve yumurta üreticileri, vatandaşları da, gönül rahatlığıyla tavuk eti ve yumurta tüketmeye davet ediyor. Üreticiler, tavuk eti ve yumurta üretimi yapılan tesislere hastalık girmesinin mümkün olmadığını savunuyor.
Üretim tesislerinin ilgili birimlerce denetlendiğini belirtip tesislerde bir sorun bulunmadığını doğrulayan Tarım ve Orman Bakanı Hüseyin Öztoprak, zor durumda olan üreticilerin destekleneceğini de söyledi.
Korku-panik-endişe
Türkiye'de görülen ve Kıbrıs'a da geldiğinden şüphelenilen Kuş Gribi'ne karşı ülkede alınan önlemlere, yetkililerin ve ilgili birimlerin açıklamalarına rağmen, vatandaş, başta tavuk eti ve yumurta olmak üzere kanatlı hayvan ürünleri tüketmekten kaçınıyor. Korku ve panik yaşanıyor.
Bu da, kendi ve ailesinin ihtiyaçları için tavuk ve diğer kanatlı hayvanlardan besleyenleri, tavuk ve yumurta üreticilerini olumsuz etkiliyor. Sektördeki tesislerin sahipleri "iflas", sektörde çalışanlar ise "işsiz kalma" endişesine kapılmış durumda.
Tavuk eti sofraların baş tacıydı
Kuş Gribi'nde en fazla riske sahip kanatlı hayvan olan tavuğun eti, günümüze kadar, tüm dünyada olduğu gibi KKTC'de de sofraların baş tacıydı. Geçmişte, herkes kendi evinde beslediği tavuklardan et ve yumurta elde ederken; tavuk eti ve yumurta ihtiyacını artık daha çok büyük tesisler karşılıyor. Ve bu da, tavuk etine ulaşımı kolaylaştırıyor.
Teknolojiyi de kullanarak piyasaya çok büyük miktarlarda tavuk eti arz eden üreticiler ile "kalp ve damar hastalıkları açısından beyaz etin kırmızı etten daha sağlıklı olduğu" düşüncesi sayesinde, tavuk eti tüketimi günümüze kadar her geçen gün arttı.
Et tüketimiyle ilgili rakamlar
20 yıl önce, kişi başına düşen toplam et tüketimi yılda yaklaşık 50 kiloyken; 2004 yılı verilerine göre günümüzdeki et tüketimi yılda yaklaşık 68 kiloya yükseldi. Bu artışın 13 kilosu, tavuk eti tüketimindeki artıştan kaynaklanıyor. 1985 ve 2004 yılındaki kişi başına düşen et tüketimlerinin (kilo bazında) dağılımları şöyle:
1985'te sığır-dana 14.4, koyun-kuzu 14.3, keçi-oğlak 3.7, tavuk 14.1, balık 3.4, toplam 50.
2004'te sığır-dana 13.3, koyun-kuzu 15.6, keçi-oğlak 3.6, tavuk 27.1, balık 7.8, toplam 67.6.
Tüketim % 80 geriledi
TAK muhabirinin araştırmasına göre, Kuş Gribi korkusu başlayana kadar tavuk eti tüketimi her geçen gün artmaktayken, tavuk eti tüketimindeki artışı Kuş Gribi durdurdu. Durdurmakla da kalmadı, tavuk eti tüketimini yüzde 80 oranında geriletti.
Türkiye'de Kuş Gribi hastalığı görülmeden ve ölümler yaşanmadan önce, ülkede günde yaklaşık 25 ton (bazı dönemlerde 30 ton)olan tavuk eti tüketimi, son günlerde 5-6 tona düştü. Hatta, İncirli Köyü'ndeki şüpheli olay sayesinde tüketimin daha da düşmesi söz konusu.
Yumurtada da durum aynı. Daha önce 100 bin civarında olan yumurta tüketimi, şimdi gün geçtikçe geriliyor. Şu anda yumarta tüketimi günde 40 bin civarına indi.
Sektör derdine çare arıyor
KKTC'de büyüklü küçüklü 18 tavuk ve yumurta üreticisi bulunuyor. Üreticiler derdine çare aramaya başladı ve bu çerçevede bir de komite oluşturdu. Hatta üreticiler, resmi bir örgütlenmeyi de planlıyor.
Sektörün ne durumda olduğunu neler istediğini öğrenmek üzere, TAK muhabirinin görüşüne başvurduğu üreticilerin sözcüsü Özkul Özyiğit, konu hakkında konuşurken, sözlerine "sağlıklı üretim yaptıklarını" söyleyerek başlıyor.
Tesislerde hastalık olanağı yok
Tavuk ve yumurta üretilen tesislerde hastalık görülmesi olanağının bulunmadığını, çünkü tesislerin dış dünyayla temasının olmadığını kaydeden Özyiğit, devletin ilgili birimlerinin tesislerde rutin kontroller yaptıklarını, herhangi bir olumsuzluk görmediklerini belirtti ve "değil Kuş Gribi, başka bir hastalığa da rastlanmadı. Bu bizim ve ülkenin gururudur" dedi.
Çeşitli söylentilerden dolayı insanların tavuk eti ve yumurtadan kaçtığını kaydeden Özkul Özyiğit, tesislerde üretilen tavuk eti ve yumartanın tüketilmesinde hiçbir sakınca olmadığını ifade etti.
Tazmin istiyoruz
Üreticilerin yem temin edemeyecek duruma düştüğünü savunan Özyiğit, üretimi en aza indirdiklerini, ama mecburen üretilen et ve yumurtanın da stoğa gittiğini dile getirdi ve bunun da daha uzun süre devam edemeyeceğini söyledi.
Sektörün tamamen ortadan kalkmaması için, devletin eldeki ürünleri alıp kendilerini tazmin etmesini istediklerini belirten Özkul Özyiğit, eğer üretim tamamen durursa, yeniden üretime başlamanın yumurtada en az 6 ay, tavuk etinde ise 1-1.5 yıl isteyeceğini kaydetti. Bu durumda dıştan tavuk eti ithalinin gündeme geleceğini ifade eden üreticilerin sözcüsü Özyiğit, bunun da ne kadar sağlıklı olacağının meçhul olduğunu dile getirdi.
İşin boyutunun iflaslara kadar varabileceğini söyleyen Özkul Özyiğit, öncelikle küçük ölçekli üreticilerin kapanacağını, sonra sıranın büyük üreticilere geleceğini kaydetti. Özyiğit, zaten, büyük üreticiler için tavuk yetiştiren 5-6 tane küçük üreticinin kapanma noktasına geldiğini bildirdi.
Bedava bile versek sonuç değişmez
Özyiğit, "mevcut psikolojik ortamdan dolayı, fiyatları indirsek, bedava bile versek sonuç değişmeyecek" diyerek, fiyatların düşürülmesi halinde, insanların "niye fiyatlar düşürüldü, birşey mi var?" yorumu yapıp tavuk eti ve yumurta tüketiminden daha fazla kaçacağını söyledi.
Şu anda, ancak çok yakınlarının, üreticilere güvenip tavuk eti ve yumurta tüketmeye devam ettiğini, bunun genişlemesi için aylar geçmesi gerektiğini ifade eden Özyiğit, "buna da dayanmak mümkün değil" şeklinde konuştu.
Devlet üreticileri destekleyecek
Konu hakkında görüşüne başvurulan Tarım ve Orman Bakanı Hüseyin Öztoprak, üretim tesislerinin ilgili birimlerce denetlendiğini, tesislerde bir sorun bulunmadığını belirtti.
Tarım ve Orman Bakanı Öztoprak, zor durumda olan üreticilerin destekleneceğini de açıkladı.
Tavukçuluk sektöründeki üreticilerle toplantı yapacağını ve onların taleplerini Bakanlar Kurulu'na götüreceğini belirten Öztoprak, üreticilere, en önemli girdilerinden olan yem ve elektrik konusunda yardımcı olunabileceğini kaydetti.
Üreticilerin "devlet ürünlerimizi alsın ve bizi tazmin etsin" talebinin karşılanmasının mümkün olmadığını, ancak üreticilere yardımdan kaçmayacaklarını ifade eden Bakan Öztoprak, "çıkarıp da nakit para verilmesi gibi bir durum söz konusu olamaz" dedi.
İncirli'deki insanlar kayba uğradı
Korku ve paniğin bir an önce ortadan kalkmasını dileyen Öztoprak, "İncirli'deki insanlar hem maddi, hem manevi kayba uğradı. 'Şimdi bize hastalıklı gözüyle bakacaklar' diye sıkıntıları vardır. Ama yapacak da birşey yoktur. Biz gereğini yaptık ve alınması gereken önlemleri aldık" şeklinde konuştu.
İncirli Köyü'nde 1100 civarında kanatlı hayvanın itlaf edildiğini, itlaf edilen hayvanların arasında muhabbet kuşu ve papağan bile bulunduğunu belirten Öztoprak, en yakın zamanda itlaf edilen hayvanlarla ilgili olarak köylülerin tazmin edileceğini söyledi. Öztoprak, konunun Bakanlar Kurulu'nda karara bağlanacağını ifade etti.
Tavuk eti ve yumurta üretimi yapan tesislerde 800 bin civarında hayvan bulunduğunu belirten Hüseyin Öztoprak, bu sayının her geçen gün azalacağını, çünkü tüketim olmamasından dolayı yeni üretime gidilmediğini dile getirdi.
Kendilerinin denetimlere devam edeceklerini, bu konuda endişe duyulmaması gerektiğini söyleyen Öztoprak, tesislere hastalık girmesinin imkansız gibi göründüğünü, ancak tedbiri elden bırakmanın mümkün olmadığını da kaydetti.
Kuş gribi'nin ne olduğuna da bakmalı
Böyle bir ortamda, korku ve panik yaratan, sosyal ve ekonomik hayatı olumsuz etkileyen Kuş Gribi'nin ne olduğuna ve neden insanlığı bu denli korkuttuğuna da kısaca bakmak gerekiyor.
Başta Dünya Sağlık Örütü (WHO) olmak üzere, sağlıkla ilgili kurum ve kuruluşların tüm yayınlarında, Kuş Gribi irdelenip uyarılarda bulunuluyor. Bunun en büyük nedeni de, şu anda kanatlı hayvanların ve hasta olan kanatlı hayvanlarla yakın temasta bulunan insanların ölümüne neden olan virüsün, insandan insana bulaşabilecek bir yapıya ulaşabilmesi ihtimali.
Korkulacak nokta ve tarihteki salgın
Asıl korkulacak nokta, insandan insana geçişle başlayacak bir salgın. Bu durum, 1918-1919 yılları arasında açığa çıkan ve tamamiyle yeni bir virüs tipi ile gelişen salgındaki hale benzeyebilir. O zaman, hastalık 4-6 ayda tüm dünyaya yayılmış ve takip eden 2 yıl boyunca tekrarlayan hastalık dalgalarıyla tüm dünyada, yaklaşık 40-50 milyon insan ölmüştü.
H5N1 Virüsü
WHO ve diğer sağlık kuruluşlarının yayınlarına göre, şu andaki Kuş Gribi, "tavuk, kaz, ördek gibi kanatlı hayvanlarda kitlesel ölümlere yol açan ve aslında bir hayvan hastalığının etkeni olan H5N1 virüsünün insanlarda yaptığı hastalık" diye tanımlanıyor.
1918 yılında yayılmaya başlayan ve yaklaşık 2 yıl görülen H1N1 virüsü, 1. Dünya Savaşı'nda ölenlerden çok daha fazla sayıda insanı öldürmüş; 1957'de yapısını tamamen değiştirerek H2N2 virüsü şeklinde, Asya Gribi'ne yol açmıştı. 1968'de yeniden değişime uğrayarak H3N2 virüsü şeklinde Hong Kong Gribi'ni yaratmıştı. 1977'de dünyaya yayılan Rus Gribi'nin etkeni ise, 60 yıl önceki virüsle aynı yapıda, yani H1N1 virüsü idi.
Çin'den Kıbrıs'a
Yaklaşık her 10 yılda bir yapısını değiştirerek ülkeler ve kıtalar arasında yayılan grip salgınlarında etken, hep H1, H2 veya H3 yapısında olurken; H5 veya H7'yi taşıyan grip virüsü ise farklı bir virüs olup kanatlılarda hastalık ve ölüme yol açtı ve 8 yıl öncesine kadar insanlara bulaşmadı. Ancak 1997 yılında Çin'deki Kuş Gribi salgını sırasında H5N1 virüsünün insanda da hastalık yapacak bir nitelik kazandığı ve insanların da Kuş Gribi nedeniyle öldüğü saptandı.
Hastalık Çin'den komşu ülkelere yayıldı ve önceleri Vietnam, Tayland gibi Güneydoğu Asya ülkelerinde görüldü. Dünyaya hızla yayılmakta olan virüs, Türkiye'nin birçok bölgesini de vurdu ve ölümlere neden oldu. Geçtiğimiz hafta bir şüpheli olaya, KKTC'de de rastlandı. İncirli Köyü'ndeki şüphe üzerine, köydeki hayvanlar itlaf edildi ve tahlil sonuçlarının beklenmesine başlandı.
Risk düşük ama...
H5N1 virüsünün insana bulaşarak hastalık oluşturma riski aslında düşük. Ama, hasta hayvanlarla doğrudan temas, virüs içeren enfeksiyöz damlacıkların solunması, virüslerin bulaştığı araç-gereçle temastan sonra ellerin yıkanmadan ağız-burun veya gözlere teması sonucu virüs insana da geçebiliyor. İnsandan insana bulaşma da kuramsal olarak mümkün, fakat bu geçerli bir bulaşma yolu değil.
İnsandaki hastalığın en önemli belirtileri, 38 dereceyi aşan yüksek ateş ve kuru öksürük. Hastalık sırasında ishal da görülebilirken; hiçbir belirti olmadan hastalık ayakta da geçirilebilir. Hastahaneye yatmayı gerektirecek kadar ağır seyreden vakalarda ise, solunum yetmezliği ile ölüm, yüksek oranlara çıkıyor.
Hastalığın insana bulaşma riski düşük olmasına karşın, hastalığa yakalananlara yönelik etkin tedavi veya aşı bulunmaması, korku ve endişeleri artırıyor.
Hastalıktan korunma
Hasta hayvanlarla veya H5N1 virusu ile enfekte olduğu saptanmış insanlarla temas öyküsü veya kuşkusu olanların, el hijyenine dikkat etmeleri, hasta kişinin kullandığı tabak, çatal ve kaşık gibi eşyalarının ortak kullanılmaması, yüz yüze yakın temastan kaçınılması ve bakım veren kişinin maske kullanması öneriliyor.
Halen grip aşısı olarak uygulanan aşı, Kuş Gribi'ne karşı koruma sağlamıyor; ama bu aşının insanlarda hastalık yapan diğer grip virüslerine karşı etkili koruma sağladığının unutulmaması ve aşıdan kaçınılmaması gerekiyor.
Tavuk ve benzeri kanatlı hayvanların pişirilip yenmesinde her hangi bir sakınca yok. Ancak, yemek pişirenlerin, ellerini iyice yıkamaları şart.