Güzelyurt bölgesinde 6 yeni arkeolojik alan
Güzelyurt'un geçmişini ortaya çıkarmak için yola çıkan, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü öğretim görevlisi arkeolog Bülent Kızılduman, geçen yıl başlattığı ve dört yıl sürecek olan "Güzelyurt Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi" kapsamında önemli bulgulara ulaştı.
Geçen yıl teorik olarak başlanan ve sadece literatür çalışmasının yapıldığı projenin esas amacı, Güzelyurt ilçe sınırları içerisinde kalan ve Neolitik Dönem'den Tunç Çağı'nın sonuna kadar geçen dönemlerin sırlarına ulaşmak...
Proje çerçevesinde Güzelyurt bölgesinde bulunan yerleşim yerleri, nekropol (mezarlık) alanları ve taşınmaz arkeolojik kültür varlıkları belirlenecek.
Bülent Kızılduman'ın başkanlık ettiği çalışmaya, dokuz kişilik küçük bir ekip de katılıyor. Ekipte, DAÜ Arkeoloji Bölümü öğrencileri ile altı arkeolog, bir sanat tarihçisi, bir jeolog ve bir seramik uzmanı yer alıyor. İlk olarak şubat ayında Güzelyurt'ta üç günlük bir çalışma yapan ekip, daha sonra ağustos ayında çeşitli aralıklarla araziye çıkarak çalışmalarını yürüttü ve Güzelyurt'un geçmişine dair önemli sonuçlara ulaştı.
"Güzelyurt Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi" kapsamında 1974 yılından sonra Eski Eserler Dairesi'nin imkansızlıklarından dolayı ziyaret edemediği ve daha önceden bilinen arkeolojik alanların yeniden keşfi yapılırken, hiç bilinmeyen ve Güzelyurt'un geçmişini yansıtan önemli arkeolojik izlerin bulunduğu yerleşim yerleri ortaya çıkarıldı.
Araştırma kapsamında Bademliköy, Yeşilyurt, Serkatköy, Mevlevi, Yuvacık, Kalkanlı ve Özhan köylerinde araştırmalar yapıldı.
Projenin ilk etabında Serhatköy, Mevlevi, Yuvacık, Kalkanlı ve Özhan köylerinde 23 adet arkeolojik kültür varlığı tespit edildi. Bunlardan 14'ü yerleşim yeriyken diğer dokuzu da nekropol, yani mezarlık alanı... 23 alandan altı tanesi daha önceden hiç bilinmezken, diğer 17 adet arkeolojik kültür varlığının ise yeniden keşfi yapıldı. Kalkanlı, Serhatköy ve Yuvacık köylerinde tespit edilen altı yeni arkeolojik kalıntıdan ise dördü yerleşim yeri diğer ikisi de yine mezarlık alanı...
Amaç, Güzelyurt'un gizli geçmişine ulaşmak
Arkeolog Bülent Kızılduman, "Güzelyurt Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi"nin amaçlarını ve ortaya çıkarılanları KIBRIS'a anlattı.
Kızılduman, projesinin temel amacının Güzelyurt bölgesinin arkeolojik envanterinin çıkarılması, günümüze kadar bilinen ve bilinmeyen tüm yerleşim yeri ile nekropol alanlarının tespit edilerek, korunmasının sağlanması ve ileride bu alanlarda arkeolojik bilimsel kazıların yapılması olduğunu kaydetti.
MÖ 2500'lü yıllarda bir grup insanın Güzelyurt körfezinden adaya çıkış yaparak bölgeye yerleştiğini ve Erken Tunç Çağı kültürüne sahip oldukları tespit edilen bu grubun kültürel bölgedeki değişimin ana unsuru olduklarını anlattı.
Kızılduman, Güzelyurt bölgesinde binlerce yıl önce yaşanan bu hızlı kültür değişimini ispatlamak için yola çıktığını ve bu çerçevede Güzelyurt bölgesindeki birçok arkeolojik alanın tespit edilerek hem kuzey hem de güneydeki merkezlerle, ayrıca deniz aşırı bölgelerdeki arkeolojik alanlarla kıyaslanacağını anlattı.
Kızılduman ortaya çıkan ve çıkacak olan sonuçlarla, o dönemin aydınlatacağını belirtti.
Kızılduman, proje kapsamı dışında olmasına karşın, Roma Dönemi'ne ait yerleşim yerlerini de tespit ettiklerini ve bunların Eski Eserler Dairesi'ne bildirildiğini aktardı.
Serhatköy ve Mevlevi'de yeni tespitler
Kızılduman, Kıbrıs'ın 12 bin yıllık arkeolojik geçmişi olduğuna dikkat çekerek, Güzelyurt Bölgesi'nde yaklaşık 9 bin yıl önce ilk olarak Limnidi (Yeşilırmak) açıklarında yer alan küçük bir adadaki yaşamın varlığından söz etti. Kızılduman, bu adanın Güzelyurt'taki en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu söyledi.
Proje için yürütülen çalışmalarda farklı ve ilginç sonuçlar elde ettiklerini ifade eden Kızılduman, Filya yani şimdiki adıyla Serhatköy'de günümüzden yaklaşık 7 bin yıl öncesine tarihlendirilen, neolitik döneme ait kentler bulunduğunu açıkladı. Kızılduman, ayrıca Mevlevi bölgesinde yine bu döneme ait antik yerlerin varlığının tespit edildiğini bildirdi. Kızılduman, Girne-Güzelyurt ilçe sınırları arasında kalan Özhan (Asomatos ) köyünde Tunç çağlarına ait ilginç bir yerleşim yeri bulunduğunu da söyledi. Kızılduman, tunç çağlarına ait bu yerin daha önce tespit edildiğini, ancak araştırmalar sonucunda bir savunma duvarı ile kuşatılmış olabileceğini gördüklerini ama detaylı araştırma yapılması gerektiğini dile getirdi.
Bunun yanında Lefke bölgesinde de yapılan ön çalışmada, Karadağ bölgesinin (Mavrovouni ) eskiden bir tepe şeklinde olduğunu, günümüzde ise bu bölgenin çukur şeklini aldığının gözlemlendiğini anlatan Kızılduman, bu bölgede arkeolojik (Fenike -Roma Dönemi) olarak büyük öneme sahip maden artıkları bulunduğunu söyledi. Kızılduman, şimdilerde binlerce ton ağırlığındaki bu madem artıklarının dolgu malzemesi olarak kullandığını, hatta bu artıklar üzerine hayvan barınaklarının yapıldığını söyledi.
Maden artıklarının arsen ve kurşun içerdiğini kaydeden Kızılduman, "Yumuşak olan bakırı sertleştirmek amacıyla, bakır içerisine ergitilerek katılan bu madenlerin o dönemlerde dahi zararlı olduğunu keşfeden insanlar, katkı maddesi olarak başka maden kullanmaya başlamışlardır. Oysa şimdi bu zehirli atıkların üzerine hayvan barınakları kurulmuştur. Bu durum insan sağlığı açısından oldukça tehlikelidir" diye konuştu.
ODTÜ kampusu doğusunda yerleşim yeri
Gelecek yıl hizmete girecek Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) kampusunun inşasına geçilmeden önce o bölgede bir arkeolojik çalışma yapılmasının gerekli olduğunu ama es geçildiğini söyleyen Kızılduman, devlet yetkililerin bu konularda eksik kaldıklarını söyledi.
ODTÜ'nün de bu konuda çalışma yapılması yönünde herhangi bir girişimde bulunmadığına dikkat çeken Kızılduman, böyle bir girişimi arzuladığını kaydetti.
Kızılduman, Kalkanlı'da ODTÜ kampusunun kuzeyinde Kuyubaşı bölgesinde Roma Dönemi'ne ait daha önceden bilinmeyen yerleşim yerinin ilk kez tespit edildiğini açıkladı. Kızılduman, araştırma yapılması halinde yine kampusunun batısında, Annan Planı çerçevesinde Güzelyurt ve bölge halkı için kurulması öngörülen yerleşim yerinin bulunduğu alanda arkeolojik kalıntılara rastlanabileceğini ifade etti. Kızılduman bu bölgede en erken zamanda bir arkeolojik yüzey araştırması yapılmasının şart olduğunu , kendisine maddi destek verilmesi halinde araştırma başlatabileceğini kaydetti. Kızılduman, "Kıbrıs Türk devleti olarak burada hiçbir araştırma yapmadık. Bu aşamada bir çalışma yapılması ve arkeolojik kütür varlıklarının olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu bir zorunluluktur" dedi.
Ülkemizin kültür mirasının oldukça zengin olduğuna dikkat çeken Bülent Kızılduman, insanların alanları veya eserleri sadece isimleri ile bildiklerini ama öneminin farkında olmadıklarını kaydetti. Bu durumu "trajikomik"olarak niteleyen Bülent Kızılduman, insanları da ülke tarihine ve geçmişine karşı daha duyarlı olmaya ve sahip çıkmaya çağırdı