Gül: Kıbrıslılar, kendi kaderlerini tayin etme hakkını kullanacak

Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül: Kıbrıslılar, kendi kaderlerini tayin etme hakkını kullanacak

Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Yunan Devlet Televizyonu'nun 2. kanalı NET'te önceki akşam yayınlanan haber programda, Türk-Yunan ilişkileri ve Kıbrıs konusuna ilişkin açıklamalar yaptı.

Anamuhalefet partisi PASOK'un Lideri Yorgo Papandreu'nun Türk-Yunan ilişkilerine büyük katkı yaptığını ve Türkiye'de popüler olduğunu söyleyen Gül, iki ülke ilişkilerinin gelişmesi sürecine çok şey veren Papandreu ile kişisel ilişkileri olduğunu belirtti.

Yeni başbakan Kostas Karamanlis ile de iyi ilişkileri olduğunu belirten Gül, "Kendisini 6 ay kadar önce partimizin kongresine davet ettik ve bizi, özellikle takdir ettiğimiz, mükemmel bir konuşma ile onurlandırdı. Ayrıca her ikimizin partileri de muhafazakardır bu da aramızdaki ek bir bağlantıdır" dedi.

Programı sunan Pavlos Cimas'ın, Ege konusunda aylardır devam eden görüşmelerin sürüp sürmeyeceğine ve 2004 yılı sonuna kadar çözüm bulunması olasılığına ilişkin sorusunu da yanıtlayan Gül, kalınan yerden devam edileceğine inandığını belirtti.

Gül, şunları söyledi: "Kaldığımız yerden devam edeceğimizi sanıyorum. Çünkü, bunlar şahıslar veya partiler arasında değil ülkeler arasında yapılıyor. Eminim yeni liderlik bilgilendirilecek ve kaydedilen ilerlemeden yararlanabileceğiz. İlk önce her iki tarafta da iyi niyetin mevcut olduğunu görüyoruz. Bu niyet bölgenin bir barış, işbirliği ve refah alanı olmasıdır. Mademki niyet var, yöntem de bulunacaktır. Hepimiz bu yönde yoğun bir biçimde çalışacağız. Dünya değişiyor, Avrupa değişiyor. Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'ın işbirliği yapabileceğini kanıtlayabiliriz ve Avrupa'nın bu bölgesi AB içinde işbirliği ve refahın iyi bir örneği olabilir."

Gül, Türkiye'nin Ege meselelerinde nihai çözüm için Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'na gitmeye hazır olup olmadığı sorusuna ise "Sonunda bu da olasıdır. Ama sorunlarımızı kendi aramızda çözmemiz en iyisidir. Kıbrıs'ta da iki taraf sorunlarını kendi aralarında çözsün ve bize bırakmasın istiyoruz. Ama, sonunda bizim de yani Türkiye ve Yunanistan'ın da katılması gerekirse, eminim yoğun bir biçimde çalışacağız" yanıtını verdi.

Kıbrıs müzakereleri

Türkiye ve Yunanistan'ın Kıbrıs'ta çözüm için katkıda bulunacaklarını ve tarafları çözüm için cesaretlendireceklerini belirten Gül, uzlaşmanın Avrupa kültürün bir parçası olduğuna dikkati çekerek, aksi halde çözüme ulaşılamayacağını vurguladı.

İyi niyetle ve iyimser bir biçimde çaba harcanması gerektiğini ifade eden Gül, 4'lü görüşmede de bir çözüm bulunamaması halinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın plana son şeklini vereceğini hatırlattı.

Bu planının KKTC veya Rum kesimi tarafından reddi durumunda ne olacağına ilişkin soruyu da yanıtlayan Gül, "Ne yapabiliriz? Kıbrıslı Türkler ve Rumlar kendi kaderlerini kendi tayin etme hakkını kullanacaklar. Biz ne yapabiliriz?" dedi.

Soru üzerine Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Annan Planı'nı kabul etmeyeceği yönündeki açıklamasının sürpriz teşkil ettiğini de belirten Gül, New York'ta çıkmazın giderilmesi için öneriyi ve mekanizmayı Denktaş'ın getirmiş olduğunu kaydetti.

Gül, "Böylece adada müzakereler başladı. Herkes uzlaşma ihtiyacı bulunduğu noktasında anlaşıyor. İstediğinizin yüzde 100'ünü alamayacağınız bellidir ve istediğimizin yüzde 100'ünü alamayacağız. Uzlaşma, birlikte var olmak istiyorlarsa, tek yöntemdir" diye konuştu.

Kıbrıs'ta çözüm için 1 Mayıs'ın büyük randevu tarihi olduğunu da vurgulayan Gül, AB'nin de Kıbrıs'ın birleşmiş olarak üye olması için ısrar ettiğini, aksi halde büyük sorun yaşanacağını ifade ederek, her şeyin 1 Mayıs'tan önce kesinleşmesinin iyi olacağını söyledi.

Gerçekçi olunması gerektiğine de işaret eden Gül, "Orada sorun var, onun için mesele kronikleşti. Verileri gerçekçi bir biçimde göz önünde bulundurmak gerekiyor. Barış noktasına gelindiğinde orada tekrar sorunlarla karşı karşıya gelmemiz gereklidir" diye konuştu.

Kıbrıs'taki askeri varlık

Bir soru üzerine Türkiye ve Yunanistan'ın Kıbrıs'ta bulunduracakları askeri varlığa da değinen Gül, Annan Planı'nda bu konuya yer verilmiş olduğunu belirtti.

Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: "En sonunda mademki hepimiz AB içinde olacağız. Şimdi mevcut

olan güç kadar bir kuvvete belki de gerek kalmayacak, ama sembolik bir güç yeterli olacaktır. Biz buna inanıyoruz, en sonunda tabii ki. Madem biz de AB üyesi olacağız, Kıbrıs'ta üye olacak, Yunanistan zaten üyedir. Hepimiz aynı çatı altında olduğumuz zaman iki tarafın da yoğun askeri varlığına gerek yok."

Askeri harcamalar

Program sunucusunun, "Papandreu seçim kampanyası sırasında Türkiye'ye savunma harcamalarının azaltılmasını önerdi ve bu öneriyi kabul ettiniz. Şimdi bu konu üzerinde Karamanlis ile çalışabilir misiniz?" sorusuna da "Evet" yanıtını veren Gül, bu yaklaşımın Türkiye ve Yunanistan'ın çıkarına olduğunun altına çizdi.

Gül, "Biz zaten askeri harcamalarımızı azaltmaya başladık. Eminim, güven inşa edildiği zaman bu harcamalar devamlı azalacak ve bu kaynakları halklarımızın ihtiyaçları ve ülkelerimizin ekonomik kalkınması için kullanacağız" diye konuştu.

"Türk hükümetinin Kıbrıs'ta çözüm, Türk-Yunan ilişkilerinde gelişme istediğini belirttiğini, ancak bu arzularını yerine getirecek güce sahip olup olmadığı" sorusuna, "Kuşkusuz Türk hükümetinin bu gücü vardır" yanıtını veren Gül, şöyle devam etti:

"Ama burada uzlaşma gereğini tekrarlayacağım. Bu her iki tarafın da adım atması demektir. Yalnızca Türkler ve Kıbrıslı Türkler değil, Yunanlılar ve Kıbrıslı Rumların da... Birlikte yürümemiz gerekiyor. Her şeyi bizden beklemesinler. Samimi söylüyorum size. Her şeyi bizden bekliyorlarsa o zaman muhakkak zordur. Sanıyorum, bu bölgede sorunlarımızı tek başımıza çözebildiğimizi göstermemiz gerekiyor."