Gül: AB mahcup
 

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'la görüştü.

Yaklaşık 45 dakika süren görüşmeden sonra ortak basın toplantısı düzenleyen Gül ile Straw, görüşmenin son derece verimli ve faydalı olduğunu bildirdi.

Straw, yaptıkları geniş kapsamlı görüşmede, Kıbrıs'tan Ortadoğu'ya, Irak'tan Türkiye'nin AB üyeliğine kadar pek çok konunun ele alındığını belirtirken, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlamasına ilişkin kararı ''tarihi bir karar'' olarak niteledi.

Türkiye'nin AB üyeliğinin sadece Türkiye için değil, AB ve İngiltere için de büyük önem taşıdığını belirten Straw, İngiltere'nin Türkiye'nin üyeliğine desteğinin süreceğini vurguladı. Straw, sadece Türk hükümetinin değil, Türk halkının da önündeki hedefe ulaşmasını istediklerini bildirdi.

Abdullah Gül de açıklamasında, Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlayacağı 3 Ekim zirvesinde dönem başkanlığının İngiltere'ye geçeceğini hatırlattı.

İngiltere'nin Türkiye'nin üyelik hedefine verdiği desteğe teşekkür eden Gül, iki ülke arasındaki iyi ilişkilerin daha da ileri götürüleceğine dair kararlılığa dikkati çekti.

İki Bakan, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, bir gazetecinin Türkiye'nin Rum kesimini tanımamış olması gibi bazı pürüzlerin var olduğunu belirterek, bu konudaki görüşünü sorması üzerine, bütün bu konuların Aralık ayında yapılan Zirve'de detaylı olarak ele alındığını ve görüşüldüğünü bildirdi.

Straw, bundan sonra AB'nin önündeki konunun yapılacak hazırlıklar ve pratik çalışmalar olduğunu belirterek, ''daha ziyade bunlar üzerinde yoğunlaşıyoruz. Önümüzde Türkiye'nin tam üyelik müzakerelerine başlayacağı 3 Ekim tarihi var'' dedi.

Gümrük Birliği'nin AB'ye yeni üye olan 10 ülkeyi de kapsayacak şekilde genişletilmesine ilişkin ek protokolün imzasında sorun olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Abdullah Gül, aslında gümrük birliği anlaşmasının fonksiyonel durumda bulunduğunu, sürecin otomatik olarak işlediğini hatırlattı.

Protokolün imzalanmasında bir sorun bulunmadığını, sadece Brüksel'in bu konuda nasıl bir yol izleneceğine dair kararının beklendiğini belirten Gül, Türkiye'nin Anayasası'nda da bu duruma bir engel bulunmadığını kaydetti.

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül, prosedürün tamamlanması ve belgelerin hazırlanmasından sonra protokolü imzalayacaklarını, ama bunun bir ''tanıma'' anlamına gelmeyeceğini

vurguladı.

İngiltere Dışişleri Bakanı Straw da Türkiye'nin bu konuda son derece iyi niyetli bir tutum içinde olduğunu, protokolün hala imzalanmamış olmasının Türkiye'nin sorunu sayılamayacağını kaydetti.

“İNGİLTERE SEÇİMLERİ BEKLİYOR”

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile yaptığı görüşmenin ardından, kaldığı otelde Türk gazetecilerle sohbet eden Gül, İngiltere'nin, Kıbrıslı Türklere yapılan haksızlığın en çok farkında olan ülke durumunda bulunduğunu bildirdi.

İngiltere'nin Kıbrıslı Türklerin sorunlarını dikkate aldığını ancak, İngiltere'de de seçim sürecine girilmiş olmasının durumu biraz güçleştirdiğini anlattı.

İngiltere'de Kıbrıslı Türk ve Rum seçmenin önemli bir kitle oluşturduğuna dikkati çeken Dışişleri Bakanı Gül, İngiltere'nin bu konuda somut bir adım atmak için seçim sonuçlarını beklemek zorunda olduğuna işaret etti.

Gül, ''AB'nin Kıbrısla ilgili politikasını nasıl bulduğunu'' soran bir gazeteciye, AB'nin bu konuda kendi içinde sıkışmış vaziyette olduğunu ve bir mahcubiyet yaşadığını belirterek, yanıt verdi. Gül, AB tarafından Kıbrıslı Türklere verilen sözlerin tutulamadığını ancak, sorunların, sonunda mutlaka aşılacağını söyledi. Sorunların aşılmasının kaçınılmaz olduğunu da vurgulayan Gül, ''Çünkü herkes problemin nereden kaynaklandığını biliyor'' dedi.

TÜRK TARAFI ÜZERİNE DÜŞENİ YAPTI

Bir başka soru üzerine, Kıbrıs’ta çözüm için bütün güçleriyle çaba harcadıklarını vurgulayan Gül, bu konuda Annan planı çerçevesinde gösterilen çabaları anımsattı.

Abdullah Gül, Türk tarafının üzerine düşen her şeyi yaptığını, ancak Rum tarafının, liderlerinin de yönlendirmesiyle sürpriz biçimde Annan planına “hayır” dediğini belirterek, “Buna rağmen, Türk tarafının izolasyonu sürmüş, Rumlar da adeta sürece yaptıkları olumsuz katkıya rağmen onurlandırılmışlardır” dedi.

Türk tarafının yine çözüm için çaba göstermeye ve fedakarlıklarda bulunmaya hazır olduğunu belirten Gül, bu konuda BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a da gerekli mesajı verdiklerini kaydetti.

AB SÜRECİNE HALK DESTEĞİ

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül, Türkiye’de halkın AB’ye üyelik sürecine büyük destek verdiğini, böylece hükümetin kapsamlı ve başarılı bir reform süreci uygulamasının da mümkün olduğunu hatırlatarak, Türkiye’de AB’ye üyelik süreciyle ilgili sağlıklı bir tartışma ortamının bulunduğunu belirtti.

Türkiye’nin üyelik süreci ilerlerken, ülkenin AB’ye yapabileceği katkının da daha açık biçimde ortaya çıktığını bildiren Gül, “dış politikamızı da yapıcı biçimde belirledik” dedi.

Problemlere çözüm getiren bir yaklaşım belirlediklerini, bu çerçevede Kıbrıs’ta bir çözüm için çaba harcandığını kaydeden Gül, bu konudaki politikanın iki tarafın da kazanması anlayışı üzerine inşa edildiğini vurguladı.

Türkiye’nin bölgesel ve küresel risklerin de farkında olduğunu ve gerektiğinde özgürlükler ve demokrasinin korunması için adımların atılabileceğini belirten Gül, “Sonuç olarak Türkiye, bölgesinde bir istikrar jeneratörü ve güvenlik üreticisi konumundadır” diye konuştu.

Türkiye’nin 70 milyonluk genç bir nüfusa sahip olduğunu, bunun da büyük bir insan kaynağı sağladığını belirten Gül, ülkenin petrol ve doğal gaz gibi doğal kaynaklar açısından kendisine yetebilecek bir ülke olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye ekonomisinin rakamsal büyüklüklerine de dikkati çeken Gül, AK Parti hükümetinin iktidara geldiği dönemde Türkiye’nin yüksek enflasyon, büyüyen kamu borçları ve yüksek faiz gibi kronik problemler yaşadığını hatırlattı.

Acil önlemler aldıklarını, bütçe disiplini sağladıklarını, gerekli yasal değişiklikler ve reformları yaptıklarını anlatan Gül, iki yıllık sıkı bir çalışmanın ardından bugün artık farklı bir Türkiye’nin görüldüğünü kaydetti.

Abdullah Gül, enflasyonun düşürüldüğünü, büyüme oranının arttırıldığını, ihracatın yükseltildiğini, turizm sektörünün güçlendirildiğini belirterek, bu politikalar üzerindeki kararlılıklarının bugün her zamankinden yüksek olduğunu bildirdi.

Enflasyonun düşmesinin, Türk lirasını istikrarlı ve güçlü bir yapıya kavuşturduğunu da belirten Gül, piyasada artan güvenin reel faizleri ve enflasyonu düşürdüğünü kaydetti. Abdullah Gül, yapısal reformların sürdüğünü hatırlatarak, özelleştirmenin de programın önemli bir ayağını oluşturduğuna işaret etti