Ek Protokol oylaması Eylül’e ertelendi
 

Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği anlaşması ek protokolüne ilişkin oylamayı Eylül sonuna erteledi. Ertelemenin, müzakerelerin 3 Ekim’de başlamasına engel yaratabileceği belirtiliyor

Avrupa Parlamentosu’nun Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı, Alman Parlamenter Elmar Brok tarafindan yapılan açıklamada, oylamayı erteleme kararı, “Türkiye’nin ek protokolü imzalarken yaptığı tek taraflı beyanın mantıksal bir sonucu” olarak tanımlandı.

Elmar Brok, “Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti, Türk liman ve havalimanlarını kullanamayacaksa, o halde protokol pratikte uygulanamayacak demektir. Ek protokolün hiçbir çekince olmadan imzalanması üyelik müzakerelerine başlamak için bir ön koşuldu. Türkiye’nin beyanıyla bu olanaksız hale geldi” görüşünü savundu.
Aynı zamanda Alman CDU üyesi olan Brok, “AB Konseyi ve AB Komisyonu Eylül sonuna kadar bu konuya tatmin edici bir cevap getiremezse, benim kanıma göre, 3 Ekim’de Türkiye ile müzakerelerin başlaması olanaksız demektir” ifadelerini kullandı.
Ek protokole ilişkin olarak gelecek hafta yapılacak oylamanın ertelenmesi AP’de Türkiye’nin üyeliğine muhalif Hıristiyan Demokratlar için önemli bir hamle olarak değerlendiriliyor. Söz konusu Hıristiyan Demokrat kanat, oylamanın Almanya’daki seçimler sonrasına bırakılmasını ve olası bir Angela Merkel zaferiyle Türkiye’ye karşı daha sert ifadeler içeren bir oturuma dönüşmesi için geçen Temmuz ayından bu yana lobi yapıyorlardı.
Erteleme kararıyla birlikte AP’nin Eylül sonunda Strasbourg’da düzenleyeceği genel kurul toplantılarında yapılacak oylamanın bir Türkiye oturumuna dönüşmesi ve Ankara aleyhinde bir karar alınması riski de belirdi.

AB DEKLERASYON ÜZÜNTÜ VERİCİ

Galler'in Newport kasabasında bir araya gelen birlik üyeleri, Türkiye'nin Kıbrıs deklarasyonuna verilecek cevabı tartışıyor. Taslak metin üzerinde görüş ayrılıkları var.

Taslak metinde Türkiye'nin Kıbrıs Rum kesimini tanımaması üzüntü verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Avrupa Birliği taslak metinde, Türkiye'den üyeler arasında ayrımcılık yapmaması ve Gümrük Birliği'nin tüm üyeleri kapsayıcı biçimde hayata geçmesine engel teşkil edecek unsurları kaldırması çağrısında bulunuyor.
Metin tam şeklini henüz almadı ve tartışmalar sürüyor. AB'nin karşı deklarasyonunun 7 eylülde açıklanması bekleniyor.
Taslağın içeriği hala tartışılırken, görüş ayrılıkları olduğu belirtiliyor. AB Dönem Başkanı İngiltere'nin hazırladığı taslakta, Türkiye'ye 'Gümrük Birliği'ni Güney Kıbrıs dahil tüm üyelere eksiksiz uygulaması' çağrısı yapılıyor ama 'Kıbrıs rum kesimini tanıma' yönünde herhangi bir telkinde bulunulmuyor

İŞTE İNGİLTERE’NİN KIBRIS KARŞI DEKLARASYON TASLAĞI
ABHaber.com, AB Dönem Başkanı İngiltere’nin hazırladığı Kıbrıs karşı deklarasyon taslağının ayrıntılarına ulaştı.
İngiltere'nin COROPER toplantısında sunduğu karşı deklarasyon taslağında, Türkiye'den Gümrük Birliği’nin uygulamasında 25 AB üyesi arasında “ayrımcılık yapmaması” uyarısı yer alıyor. Taslakta, Türkiye'nin Rumların temsil ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti de dahil olmak üzere AB üyesi devletler arasındaki ikili ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde ilerleme kaydedilmesi gerektiği de belirtiliyor.
İşte taslak karşı deklarasyon metindeki kritik noktalar:
1- Türkiye'nin deklarasyonu tek taraflıdır
2- Türkiye tarafından yayınlanan deklarasyonun, protokolün öngördüğü yükümlülüklere herhangi bir hukuki etkisi bulunmamaktadır
3- Kıbrıs Cumhuriyeti adada uluslararası hukuk bakımından yasal olan tek devlettir
4- AB, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti de dahil olmak üzere AB üyesi devletlerle arasındaki ikili ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde ilerleme kaydetmesi gerektiğini hatırlatır
5 -Türkiye, protokolün uygulanmasında üye ülkeler arasında ayrımcılık yapmamalıdır

DEKLARASYON ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALAR DEVAM EDİYOR

AB Dışişleri Bakanları gayrı resmi toplantısında Türkiye konusunda ele

alınan taslak üzerindeki çalışmalar devam ediyor.

Konferans merkezinde Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi tarafından hazırlandığı tahmin edilen ve basına sızdırılan bir taslakta, Kıbrıs'la ilgili 8 maddeye yer veriliyor.

AB Dönem Başkanı İngiltere'nin sahiplenmediği taslakta, Türkiye'nin uyum protokolünü imzalamasının ardından Kıbrıs konusunda tek taraflı deklarasyon yayınlama ihtiyacı duymasından üzüntü duyulduğu bildiriliyor.

Türkiye'nin deklarasyonunun tek taraflı olduğuna işaret edilen taslakta, deklarasyonun uyum protokolünün bir parçası olmadığı ve Türkiye'nin yükümlülüklerine ilişkin yasal bir etki yaratmayacağı belirtiliyor.

AB'nin, Türkiye'den, uyum protokolünü bütün üye ülkeleri de kapsayacak biçimde, ayrımcılık gözetmeden uygulamasını beklediği ifade edilen taslakta, ulaşım imkanları da dahil olmak üzere malların serbest dolaşımı üzerindeki engellerin kaldırılması çağrısında bulunuluyor.

Taslakta, uyum protokolünün uygulanmasının AB tarafından yakından izleneceği ve değerlendirileceği kaydediliyor.

AB'nin 1 Mayıs 2004 tarihinde Kıbrıs Rum kesimini üyeliğe kabul ettiği belirtilen taslakta, Birliğin adada tanıdığı ülkenin uluslararası hukuka göre Rum kesimi olduğu ifade ediliyor.

Taslakta, AB'nin, Türkiye'nin Birliğin tüm üyeleriyle ilişkileri en kısa sürede normalleştirmesine verdiği öneme atıfta bulunuluyor.

Türkiye'nin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sorunun kapsamlı çözümü için göstereceği çabalara vereceği desteğin not edildiği taslakta, AB'nin de kalıcı çözümün bölgedeki ilişkilerin uyumuna, istikrara ve barışa katkıda bulunacağı konusunda hemfikir olduğu kaydedildi.

Türkiye'nin AB ile yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde ilgili bölümlerin müzakereler sırasında görüşmeye açılamayacağı belirtildi.

YAKOVU: GÜMRÜK BİRLİĞİ UYUM PROTOKOLÜ İÇİN AVRUPA YÜKSEK MAHKEMESİ'NE BAŞVURACAĞIZ

Rum kesimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, ''Türkiye'nin Gümrük Birliği Uyum Protokolü'ne ilişkin yayımladığı deklarasyon için Avrupa Yüksek

Mahkemesi'ne başvuracaklarını'' söyledi.

''Hukuki açıdan ek protokolün, Gümrük Birliği'nin altına atılan imzayı geçersiz kıldığını'' ileri süren Yakovu, ''Bu yüzden bizim görüşümüze göre giriş müzakerelerine başlanamaz. En azından 5 üye ülke 'Kıbrıs' ile aynı hukuki görüşü paylaşıyor'' iddiasında bulundu.

Yakovu bir soru üzerine şu yanıtı verdi:

''Avrupa Mahkemesi hukuki duruma açıklık getirmelidir. Ancak birçok üye ülke Avrupa Mahkemesi'nin devreye girmesini istemiyor.

Öncelikle de bu 3-4 ay süreceği için müzakereleri daha fazla ertelemek

istemiyorlar. Eğer Kıbrıs'ın,  Türkiye'nin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini benimsemesi isteniyorsa hukuk danışmanlarının da Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne attığı imza ile 'Kıbrıs'ı fiilen tanıdığını ve bunun hukuki açıdan geçerli olduğunu tespit etmesi gerekir. Ancak ondan sonra duruma bakarız.''

Türkiye'nin Ankara protokolünü ne kadar uyguladığının her 6 ayda bir gözden geçirilmesini istediklerini belirten Yakovu, ''Müzakerelere vetoyla girmeyeceğiz, ama tutumumuz zamanla değişebilir'' diye konuştu.

KUMUÇAKOS: KARŞI DEKLARASYON ARZULARIMIZI YANSITMASINI İSTİYORUZ

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgo Kumuçakos, ''AB'nin yayınlayacağı Gümrük Birliği'ne ilişkin deklarasyonun Yunanistan ile Kıbrıs Rum Kesimi'nin bu konudaki arzularını yansıtmasını beklediklerini'' söyledi.

Toplantıda, üye ülkeler tarafından Türkiye'nin Kıbrıs deklarasyonuyla ilgili karşı deklarasyon konusunda müzakerelerin sürdüğünü belirten Kumuçakos, ''Yunanistan ile Rum Kesimi'nin yayımlanacak kararda bazı maddelerin muhakkak yer almasını istediklerini'' belirtti.

Kumuçakos, şöyle konuştu:

''AB içerisinde var olan atmosferi ve Yunanistan ile Kıbrıs Rum Kesimi'nin arzularını yansıtan çok açık bir karar istiyoruz. AB'nin karşı deklarasyonunda yer alması önem taşıyan noktalar genel hatlarıyla şöyledir. Türkiye'nin bu konudaki girişimi ve yapmış olduğu açıklama, yani üye bir ülkeyi tanımadığını açıklamasının kınandığı kaydedilmeli. Bunun yasal sonuç getirmediği belirtilmeli. Ayrıca, Türkiye'ye karşı, AB'nin ve genel olarak uluslararası toplumun uluslararası hukukun bir sonucu olarak sadece Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'ni ve seçilmiş Kıbrıs (Rum) hükümetini tanıdığı mesajı

açık olmalı. Protokolün 'Gümrük Birliği' uygulanması zorunluluğu ve ne

şekilde uygulanacağı ve bu sürecin kontrol edileceği açık bir şekilde

anımsatılmalı.