En makul formül CTP-DP-BDH
"AKINCI'NIN DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI TALEBİNDEN HABERİM YOK... Başbakan Talat, bu sabah başlayacağı yurtdışı gezisi öncesinde dün Başbakanlık'ta düzenlediği basın toplantısında, BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı'nın, hükümet arayışlarına ilişkin görüşmeler sırasında Dışişleri Bakanlığı'nın kendisine verilmesine ilişkin taleplerde bulunduğu yolundaki haberleri de değerlendirdi. Konuya ilişkin bir soruya yanıtında, bundan haberi olmadığını belirten Talat, "Sayın Akıncı, bana öyle bir şey söylemedi. Belki Sayın Serdar Denktaş'a söylemiştir. Bana bu şekliyle bir talepte bulunmadı" dedi
"YAPILACAK ÇOK İŞİMİZ VAR"... Basın toplantısında iç ve dış politikada önemli süreçlerden geçilmekte olduğuna, bugünden itibaren yeni bir safhaya girileceğine dikkat çeken Başbakan Mehmet Ali Talat, bugün gideceği Brüksel'de AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'le, 11 Haziran'da da Strasbourg'da AİHM başkanı ile görüşeceğini söyledi. Talat, AİHM başkanı ile çözümün olmamasının ardından meydana çıkan yeni durumu ele alacaklarını belirterek, "Bütün konular gündemimizde... Geleceğe yönelik yapılacak çok işimiz var" dedi
SİVİLLER ASKERİ MAHKEMELERDE YARGILANMAYACAK"... Başbakan Talat, sivillerin askeri suç işlememek şartıyla askeri mahkemelerde yargılanmaması için hazırlanan değişiklik yasa tasarısının Bakanlar Kurulu'na gönderildiğini belirtti. Konuyla ilgili olarak askeri makamların da bilgisi bulunduğunu, tasarının istişare edilerek hazırlandığını vurgulayan Başbakan Talat, "Bu konuda sorun yok" dedi. Talat, "Bundan böyle gazetelerde yazılan yazılar nedeniyle sivil şahıslar tamamen askeri suç işlememek kaydıyla askeri mahkemelerde yargılanmayacak" diye konuştu
Başbakan Mehmet Ali Talat, hükümet sorununun giderilmesi için kendisinin birincil tercihinin erken seçim olduğunu ve bunu daha önceleri bir çok kez dile getirdiğini anımsatarak, ancak erken seçime gidilmeden hükümet sorununun çözümünün sağlanması yönünde yürütülen çabalar çerçevesinde en makul formülün, CTP-DP-BDH üçlü koalisyonu olacağını belirtti.
Başbakan, bir gazetecinin BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı'nın, hükümet arayışlarına ilişkin görüşmeler sırasında Dışişleri Bakanlığı'nın kendisine verilmesine ilişkin taleplerde bulunduğunu söyleyerek, bunu nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine, bundan haberi olmadığını söyledi. Talat, "Bundan haberim yok. Sayın Akıncı, bana öyle bir şey söylemedi. Belki Sayın Serdar Denktaş'a söylemiştir. Bana bu şekliyle bir talepte bulunmadı" dedi.
Başbakan Talat, referandum öncesinde düzenlemekte olduğu ve referandum sonrasında ara verdiği haftalık basın toplantılarına dün Başbakanlık Şeref Salonu'nda düzenlediği basın toplantısıyla yeniden başladı.
Bir saat süren toplantıda bu sabah başlayacağı yurtdışı gezisi ve iç konularda önemli açıklamalarda bulunan Talat, uçağının sabah saat 05.00'te kalkacak olması nedeniyle basın mensuplarını havaalanına taşımak istemediğini belirtti. "Saat 05.00 çok insani bir saat değil" diyen Talat, gerekli bilgileri vereceğini ve bugün havaalanında açıklama yapmayacağını kaydetti.
Başbakan Mehmet Ali Talat, sivillerin askeri suç işlememek şartıyla askeri mahkemelerde yargılanmaması için hazırlanan değişiklik yasa tasarısının Bakanlar Kurulu'na gönderildiğini belirtti.
Konuyla ilgili olarak askeri makamların da bilgisi bulunduğunu, tasarının istişare edilerek hazırlandığını vurgulayan Başbakan Talat, "Bu konuda sorun yok" dedi.
İç ve dış politikada önemli süreçlerden geçilmekte olduğuna dikkat çekerek basın toplantısına başlayan Mehmet Ali Talat, referandumlarda Türk tarafının "evet", Rum tarafının da "hayır" demesinin dünyayı şaşkına çevirdiğini, yapılan hazırlıkların ve taslakların hepsinin Rumların "evet" ve Türklerin "hayır"ına göre yapıldığını anlattı.
Daha sonra BM genel sekreterinin raporunun beklenmeye başlandığını ifade eden Talat, "Rapor genel bir bakış açısıyla son derece olumlu bir rapor" dedi.
Raporun Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye'nin tutumunu övdüğünü, Rum tarafının tutumunu ise şiddetle eleştirdiğini kaydeden Başbakan Talat şöyle devam etti:
"Raporun daha vurucu unsurlar içermesi bizim arzumuz olabilir. Hatta bazı boşluklarının ve bizim bakımımızdan arzulanmayan bölümlerinin de bulunuşu söz konusu olabilir. Bütün bunları tespit ettik, ediyoruz ve konuyla ilgili görüşlerimizi de genel sekretere ileteceğiz."
Genel olarak ise raporun en vurucu bölümünün artık Kıbrıslı Türklerin baskı altında tutulmasına ve izolasyonunun sürdürülmesine mantıklı gerekçenin kalmadığı şeklindeki başlangıç bölümü olduğunu vurgulayan Mehmet Ali Talat, aynı bölümde Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun sona erdirilmesi çağrısının da bulunduğuna dikkat çekti.
"40 yılda ilk kez ama geç"
"40 yılda ilk kez böyle bir rapor yayınlandı" diyen Talat, ancak geç kalındığı için özellikle AB ile ilgili yasal bir takım düzenlemelerin ele alınmasının artık mümkün olmadığını belirtti.
Talat, "Artık Kıbrıs'ı temsilen Rum tarafı AB üyesi. Beğensek de beğenmesek de bu bir gerçek ve bu gerçeği geç kalışımız nedeniyle engelleyemedik" dedi.
Sonuç olarak yaşananın yaşandığını ve Kıbrıs Türkü'nün önüne bakmak durumunda olduğunu ifade eden Başbakan Talat, geleceğe yönelik yapılacak çok iş bulunduğunun farkında olduklarını kaydetti.
Genel sekreterin izolasyonların kaldırılma çağrısının Kıbrıs Türklerinin bazı işleri ileri götürmesine bağlı olarak sonuç verici olacağını belirten Talat, "Biz izolasyonları tespit edip her hususun ortadan kaldırılması için adımlar atmak zorundayız. Atacak o kadar çok adım, yapacak o kadar çok işimiz var ki bugün bunları yapabileceğimize dahi inanamayabiliriz" dedi.
Bugünden itibaren yeni bir safhaya girileceğini belirten Başbakan Mehmet Ali Talat, bugün Brüksel'e gideceğini ve orada AB genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'le görüşeceğini ifade etti.
Yeniden gözden geçirilen Yeşil Hat Tüzüğü ve konsey kararlarının mimarlığını yapan Verheugen ile görüşmesinin dışında teknik görüşmelerinin de olacağını anlatan Talat, AB koordinasyon heyetinin başkanı Erhan Erçin'in de kendisine eşlik edeceğini kaydetti.
Bakanlıklardan AB eğitim heyeti
Bakanlıklardan eğitim için oluşturulan bir grubun da Brüksel'de bulunduğuna dikkat çeken Talat, grubun AB müktesebatına uyum çalışmalarını yürütmek için gereken teknik donanımı ve eğitimi almak için Brüksel'de bulunduğunu vurguladı.
Talat, "Özellikle yaz aylarında eğitim amacıyla çeşitli bakanlık birimleri ve kurumlardan kamu görevlileri Brüksel'e gidecekler. Bu giden birinci grup. Temmuz ayı boyunca eğitim çalışmaları devam edecek. Bir kısım eğitim çalışması da Kıbrıs'ta sürecek" dedi.
Başbakan Talat, bütün bu çalışmaların AP seçimleri ve arkasından geçecek süreç sonucunda sonbahardan itibaren, direkt fonların da harekete geçişine kadar devam edeceğini söyledi.
AİHM başkanı ile görüşme
AB ile yapacakları çalışmadan sonra 11 Haziran'da AİHM başkanı ile Strasburg'da görüşme yapacağını vurgulayan Talat, AİHM başkanı ile çözümün olmamasının ardından meydana çıkan yeni durumu görüşeceğini belirtti.
"Bütün konular gündemimizde" diyen Başbakan Mehmet Ali Talat, Annan Planı ile çözülmesi öngörülen tüm hususlar ve 2001 yılında gerçekleşen mahkumiyetin unsurlarının ortadan kaldırılması çalışmalarıyla ilgili atılan adımları anlatacağını ifade etti.
Talat, "Önümüzdeki günlerde Kıbrıslı Türklerin insan hakkı ihlali ile suçlanmayacakları ortamı yaratma konusundaki kararlılığını dile getireceğiz" dedi.
Bunun için de en başta kayıplar ve Karpaz'da Rum okulu açılmasıyla ilgili hususlar bulunduğunu belirten Mehmet Ali Talat, bu konuda ciddi adımlar atıldığının, eğitim konusunda yasal düzenleme yapılmakta olduğunu, kayıp şahıslar konusunda da BM'nin oluşturduğu komitenin etkinleştirilmesi için müzakereye hazır olunduğunun bildirildiğini anlattı.
Sivillerin Askeri Mahkeme'de yargılanması
"AİHM'nin öngördüğü bu iki hususu temize havale ediyoruz" diyen Talat, AİHM'nin sivil şahısların askeri mahkemelerde yargılanmasıyla ilgili mahkumiyet konusunun da, gazetecilerin yargılanmasıyla ilgili olarak da tesadüfen örtüşerek ele alındığını söyledi.
Bakanlar Kurulu'na bir yasa değişikliğinin sevk edildiğini anlatan Talat şöyle devam etti:
"Askerlikten soğutma ve manevi şahsiyeti tahkir etme' hususunda sivil şahıslara isnat edilen suçların askeri mahkemelerde değil sivil mahkemelerde görüleceği konusu düzenlenmiş oluyor. Bundan böyle gazetelerde yazılan yazılar nedeniyle sivil şahıslar tamamen askeri suç işlememek kaydıyla askeri mahkemelerde yargılanmayacak"
Konuyla ilgili olarak askeri makamların da bilgisi olduğunu da vurgulayan Talat, konunun onlarla da istişare edilerek ele alındığını ifade etti.
"Bu konuda sorun yok" diyen Talat, askeri makamların da sivil şahısların askeri mahkemede yargılanmasını istemediğini ifade ettiklerini belirtti.
Askeri Mahkeme, sivil savcı ve yargıç
"Bunu belki herkes biliyor ama ifade edilmiyor. AİHM de biliyor" diyerek başka bir konuya değinmek istediğini de söyleyen Talat, askeri mahkemelerin bilinen anlamda askeri mahkeme olmadığını, hiçbir savcı ve yargıcının asker olmadığını, sivil makamlarca atanan siviller olduğunu ifade etti. Talat, "Adı Askeri Mahkeme. Askeri suçlarla ilgili ihtisas mahkemesidir ama, tamamen sivillerden kuruludur. Yargı güvencesine de sahiptir" dedi.
Yargıçların askerin emrinde olmadığını da belirten Talat, GKK'nın mahkemenin adının değiştirilmesini bile önerdiğini, ancak anayasanın askeri mahkeme dışında başka bir özel mahkemenin kurulmasına izin vermemesi nedeniyle adının değişmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Toplumu rahatlatmak adına hükümetin böyle bir adım attığını ifade eden Talat, önergeyi Bakanlar Kurulu'na sevk ettiğini, Bakanlar Kurulu'nun da prosedürün tamamlanmasının ardından tasarıyı meclise yollayacağını kaydetti.
Sorulara yanıtlar
Başbakan Talat, bugün düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Talat, Brüksel ve Strasburg'a yapacağı ziyaretle ilgili olarak Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a bilgi verip vermediğine ilişkin soruya karşılık, Cumhurbaşkanı'na gerekli bilgilendirmenin yapıldığını söyledi.
Başbakan Talat, cumhurbaşkanını temaslarıyla ilgili genelde bilgilendirdiğini, ancak cumhurbaşkanına her dış ziyaretine ilişkin bilgi vermesinin "gelenek olup olmadığını bilmediğini" söyledi. Denktaş'a herhangi bir dış ziyaretiyle ilgili kendisi bilgi vermese dahi, cumhurbaşkanına dış temaslarıyla ilgili her bilginin Başbakanlık'tan yazılı olarak iletildiğini söyleyen Başbakan, bu konuda özetle şunları söyledi:
"Sayın cumhurbaşkanı da bir yerlere gider, ama bana bilgi vermez. Dolayısıyla benim önceden belli olan görüşmelerimle ilgili bilgi verme en iyisidir ve görüşmelerimizde bu bilgileri veriyoruz. Ama aniden ortaya çıkmış hususlarda 'ben bunu yapacağım' diye bilgi vermeme bir gerek olduğunu sanmıyorum..."
Gazetecilere davalar
Bazı gazetecilerin Askeri Mahkeme'de yargılanmasını gündeme getiren davaların geri çekilmesinin söz konusu olup olmadığına ilişkin soruya karşılık ise Başbakan Talat, bu davaları ne kendisinin ne de bakan arkadaşlarından birinin açtığına dikkati çekerek, bunun sorumluluğun kendilerinde olmadığını söyledi, ancak davayı açanın bunu yapabileceğini belirtti. Başbakan, şöyle dedi:
"Gazetecilere, hükümetin şikayetiyle açılmış herhangi bir dava yoktur. Yani başbakanın veya herhangi bir bakan arkadaşımızın şikayetiyle açılmış bir dava yoktur. Açılmış olan bu davalar, yargılama Askeri Mahkeme'de olduğuna göre büyük ihtimalle Güvenlik Kuvvetleri tarafından açılmıştır. Dolayısıyla davayı çekecek olan odur.
Beni ilgilendiren, bu davaların normal sivil yargıda görülmesidir. Her kurum veya sivil kişi dava açabilir, ama önemli olan bu davanın nerede görüleceğidir. Dolayısıyla, şikayeti yapan makam, bu şikayetini çekerse dava çekilmiş olur."
"Gazetecilere resmen açılmış bir dava yoktur"
Söz konusu gazetecilere resmen açılmış bir dava bulunmadığını da söyleyen Talat, bunu şu ifadelerle açtı:
"Bu, şikayet üzerine polisin açtığı soruşturmanın, hakkında şikayet yapılan ilgili şahıslara duyurulması ve böylece dosyanın tamamlanarak savcılığa intikal ettirilmesine ilişkindir. Bu dosyalar Savcılığa gittikten sonra bulgulara bakıp, şahadet var mı yok mu ona bakıp, dava açacaksa açar... Yani bu gazetecilere dava açılmış değil fiilen. Bu gazeteciler, henüz polis soruşturmasının bir safhasındadırlar. Bu savcılığa intikal ettirildiğinde, Savcılık 'yeterli bulgu vardır' derse dava açar, 'yeterli bulgu yoktur' derse dava açmaz Yani prosedürün bir safhası gerçekleşmiştir..."
"Savcılık bana bağlı değil"
Başbakan Talat, aynı gazetecinin "Savcılık size bağlı değil mi sayın başbakan?" şeklinde soru yöneltmesi üzerine, "Savcılık bana bağlı değil, ne münasebet. Savcılık bağımsız bir organdır" dedi.
Talat başka bir soruya karşılık, söz konusu gazetecilere 48 yeni dava daha açıldığı yönünde basında yer alan haberlerin ise doğruyu yansıtmadığını söyledi ve "Bu, gerçek dışıdır, yeni bir davaymış gibi takdim edilmiştir. Halbuki davalar, yeni davalar değildir, o daha önce açılmış olan davalardır. Dolayıyla o haber de tahrif edilmiş bir haberdir" dedi.
"Birincil tercihim erken seçim,
ikincisi CTP-DP-BDH koalisyonu"
Başbakan Talat, hükümet sorunuyla ilgili bir soru üzerine de kendisinin birincil tercihinin erken seçim olduğunu ve bunu daha önceleri bir çok kez dile getirdiğini anımsatarak, ancak erken seçime gidilmeden hükümet sorununun çözümünün sağlanması yönünde yürütülen çabalar çerçevesinde en makul formülün, CTP-DP-BDH üçlü koalisyonu olacağını belirtti.
"Akıncı'nın Dışişleri Baklanlığı talebi"
Başbakan, bir gazetecinin BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı'nın, hükümet arayışlarına ilişkin görüşmeler sırasında Dışişleri Bakanlığı'nın kendisine verilmesine ilişkin taleplerde bulunduğunu söyleyerek, bunu nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, bundan haberi olmadığını söyledi. Talat, "Bundan haberim yok. Sayın Akıncı, bana öyle bir şey söylemedi. Belki Sayın Serdar Denktaş'a söylemiştir. Bana bu şekliyle bir talepte bulunmadı" dedi.
Kayıplar konusu
Kayıplar konusunda Türkiye ile birlikte yürütülen bir çalışma olup olmadığı, varsa bunun hangi aşamada bulunduğuyla ilgili soruya karşılık da Başbakan, bu konuda KKTC hükümeti ve TC hükümeti olarak ayrı ayrı yapılan çalışmaların TC Dışişleri Bakanlığı'nda geçen ayın sonlarında birlikte ele alınarak değerlendirildiğini söyledi. TC ile bu konuda tam bir işbirliği ve görüş birliği içinde olduklarını ifade eden Talat, Türkiye Hükümeti'nin kayıp şahısların akıbetlerinin belirlenmesiyle ilgili BM'nin öngördüğü Kayıplar Komitesi'nin etkinleştirilmesi konusunda katkı yapmaya hazır olduğunu BM'ye bildirdiğini de kaydetti. Talat, kayıplarla ilgili çalışmanın nasıl işleyeceğine ilişkin soru üzerine de şöyle konuştu:
"Önce bilgi alışverişi, komitenin etkinleştirilmesi ve uluslararası standartlara uygun, önceden saptanmış mezar yerlerinin birer birer açılması... DNA testlerinin yapılması ise başlı başına başka bir konudur ve onunla ilgili bir başka çalışma yapmamız gerekiyor. Türkiye'de bir kısım testlerin yapılması söz konusu. İki toplumlu olarak genetik alanda kurulmuş hastanenin bu amaçla kullanılıp kullanılamayacağı gibi bir sürü başka çetrefil yan etkileri var veya yan unsurları var. Bütün bunları ayrıca değerlendireceğiz. Hükümetimizin önünde bu hususlar da ciddi boyutta duruyor."
AB'den Türkiye'ye gümrük birliği mektubu
Avrupa Birliği Komisyonu'nun Türkiye hükümetine gönderdiği ve Güney Kıbrıs'ı gümrük birliği kapsamına almasını içeren mektubun ne anlama geldiğinin sorulmasına karşılık Talat, bunun "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni tanıyın anlamına geldiğini söyledi ve ekledi: "Şu anda 'Kıbrıs Cumhuriyeti', Avrupa Birliği üyesidir. Türkiye, Avrupa Birliği'yle gümrük birliğindedir. Geç kalmışlıktan kaynaklanan legal, yasal yükümlülükler birer birer ortaya çıkıyor."
TC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile bu konuyu bugün telefonda görüştüğünü belirten Talat, TC Dışişleri'nin bu konuda bir çalışma yaptığını ve bunu KKTC hükümetiyle paylaşacağını bildirdi. Talat, "Bu sorunun nasıl aşılacağı konusunu hem yasal boyutlarıyla hem de Türkiye'nin yükümlülükleri bakımından çalışmasını yapıyorlar ve uygulamadan önce bizimle paylaşacaklar" dedi.
Çözüm için yeni bir müzakere
süreci bekliyor musunuz?"
Başbakan Talat, bir başka gazetecinin, izolasyonların sona erdirilmesinin Kıbrıs Türk halkına rahatlama getirmesine karşılık çözümün yerini tutamayacağının hükümet tarafından sık sık dile getirildiğine işaret ederek, "Sonbaharda çözüm için yeni bir müzakere süreci başlamasını bekliyor musunuz ve bu sizce hangi temelde olmalı?" şeklindeki soruya, "Bu dünyanın en zor sorusu. Buna, BM genel sekreteri de cevap veremedi. Biz, raporunda belki bir cevap verir diye bekledik, ama o da bir cevap veremedi. Rumlar da cevap veremiyor" yanıtını verdi ve bu konuda şöyle konuştu:
"Rumlar, şimdi yeni bir şey başlattılar, 1977-1979 doruk anlaşmalarına döndüler ve 'Adanın yeniden bütünleştirilmesini istiyoruz' diyorlar. 'İki bölgeli, iki toplumlu federasyon' demeye başladılar.
"Büyük bir bilinmezlik var"
Büyük bir bilinmezlik var. Bizim tutumuz şudur; Biz, Annan Planı'nı veya herhangi bir başka planı görüşmenin, herhangi bir mantığı olduğu inancında değiliz... Türk tarafının ciddiyeti ortaya çıkınca ve Türk tarafında referandumdan büyük ihtimalle olumlu sonuç alınacağı ortaya çıkınca, Rumlar bu planı engellemek için tek yolun kendilerinin reddi olacağına karar verdiler ve bunu yaptılar. Tabii bütün dünya Papadopulos'a yükleniyor şu anda. Haklıdırlar da... Çünkü Papadopulos, eğer tersi bir tutum takınsaydı orada da büyük bir çoğunlukla geçerdi bu plan.
"İzolasyonların hızlı bir
şekilde kaldırılması şarttır"
O bakımdan şu an için bu planı bir kenara atın, başka bir şey getirin, yeniden görüşün vs... Bu mümkün değil. Benim görüşüm: İzolasyonların hızlı bir şekilde kaldırılması şarttır ve izolasyonlar kaldırıldıkça Rumlar yaptıkları hatayı daha fazla anlayacaklar ve o zaman belki Rum toplumundaki anlayış değişecek...
Şu an itibarıyla bizim üzerinde yoğunlaşmamız gereken şey, çözüm vizyonunu unutmadan, çözüm perspektifimizi koruyarak, adanın yeniden bütünleştirilmesi hedefini koruyarak, ama mutlaka izolasyonların kaldırılması için mücadele etmektir Bu çok önemlidir. Bu mücadele, hassas bir mücadeledir, çok dikkatli olmak zorundayız. Yanlış değerlendirmeler, yanlış kelimeler bile kazanma ihtimalimiz yüksek olan hususları bize kaybettirebilir... O yüzden resmi makamların, hükümetin çizdiği yolu izlemesi Kıbrıs Türkü bakımından son derece önemlidir..."
İKÖ'den beklentiler ve olası ABD ziyareti
İstanbul'da 14-16 Haziran tarihleri arasında yer alacak olan ve KKTC halkının statüsünün "Müslüman Kıbrıs Türk Toplumu"ndan "Kıbrıs Türk Devleti"'ne yükseltilmesinin gündemde olduğu İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) toplantısından ne beklediğinin ve yakında ABD'yi ziyaret etmesinin söz konusu olup olmadığının sorulması üzerine, yakın zamanda ABD'yi ziyaretinin olası görünmediğini söyleyen Talat, BM Güvenlik Konseyi'nde Annan raporuyla ilgili açık toplantı yapılmasının gündeme gelmesi halinde ise New York'a gidebileceğini ifade etti.
İKÖ toplantısından beklentisinin, KKTC'nin, Annan Planı'nda öngörüldüğü adıyla "Kıbrıs Türk Devleti" olarak temsiliyetinin söz konusu olduğunu belirten Talat, "Umuyoruz ki bunu başaracağız. Bu, tabii ki herhangi bir şekilde BM genel sekreterinin raporunun dışında bir durum değildir. O çerçevede izolasyondan kurtulmak ve Kıbrıslı Türklerin özellikle referandumdan sonra durumlarını yeniden belirlemek, yeniden ifade etmek yönündedir. Kıbrıs Türk Devleti gözlemci olacak. Bunu herhangi bir şekilde değişiklik biçimlerde yorumlayıp da, önünü kesmeye çalışmaması gerekir hiç kimsenin diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.
Kıbrıs Türk Devleti anayasası
Başbakan Mehmet Ali Talat başka bir soru üzerine, Annan Planı'nda yer alan Kıbrıs Türk Devleti Anayasası'nın uygulamaya konmasının söz konusu olmadığını, bunun yasal veya siyasi açıdan hiçbir mantığı bulunmadığını vurgulayarak, "Kıbrıs Türk Devleti Anayasası'nı uygulamaya kalkışmak hayal dünyasında dolaşmak demektir. Eğer Annan Planı'nın içerisindeki Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası geçerli değilse, o anayasanın ayakları havadadır. Dolayısıyla böyle hayali şeyler söylememek lazımdır. Bu ne legalistik açıdan ne de politik açıdan mantık içermiyor. Kimse kusura bakmasın" şeklinde konuştu.
Kıbrıs Türk Devleti Anayasası'nın halkoyuna Annan Planı'nın bir parçası olarak sunulduğunu söyleyen Talat, şöyle dedi:
"Annan Planı geçseydi, onun parçaları olarak, bütün diğer yasalar gibi Kıbrıs Türk Devleti Anayasası da geçmiş olacaktı ve yürürlüğe girecekti. Zaten Annan Planı'yla bir bütün olarak anlam kazanır o anayasa.... Üstelik Annan Planı'nın kendisi, 'taraflardan biri hayır dediğinde bir anlamı yoktur bu oylamanın' diyordu. Dolayısıyla, 'İşte biz bunu oyladık da % 65'le geçti, o zaman bu da geçti filan gibi' yanlış şeyler söylememek lazım."
Annan Planı'nın bazı hususlarının tek taraflı olarak uygulanabileceğini de söyleyen Talat, "Ancak, bütün hususları uygulanamaz" dedi.
KKTC Anayasası'nın değişmesi
Başka bir soruya karşılık, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası'nda değişiklik yapılmasının mecliste üçte iki çoğunluk istemesi ve halk oylaması nedeniyle çok zor olduğunu, zaten şu an itibarıyla bunun gereksiz olduğunu söyleyen başbakan, "Bence anayasayla ilgili bir sorun yoktur. Şu an itibarıyla bizim sorunumuz anayasal veya legal sorunlar değildir..." dedi. Başbakan Talat, şöyle devam etti:
"Bizim sorunumuz mentalite değişikliğidir"
"Deniyor ki işte geçici 10'uncu madde... Mesele anayasa maddesi değil ki. Geçici 10'uncu maddenin öngördüklerini eğer biz bugün kendi içimizde kurumlarımızla değerlendirip değiştirme kararı verirsek Anayasa buna engel değildir. Yoktur öyle bir engel. Eskiden beri bunu söylüyorum, yeni bir görüşüm değildir. Sorunumuz anayasa değişikliği değil. Bizim sorunumuz mentalite değişikliğidir. Aklımızı değiştirirsek ve dersek ki 'Bunun doğrusu budur', buna anayasa engel değildir..."