Ek Protokol imza süreci başladı

Türkiye’nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Oğuz Demiralp, Ankara Anlaşması Uyum Protokolü’nün metnine mutabakat mektubunu AB Komisyonu’na iletti.

Türkiye’nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Oğuz Demiralp, söz konusu mektubu önceki akşam AB’ye tevdi etti.

AB ile imzalanacak Gümrük Birliği Ek Protokol metni, hafta sonu Brüksel’den Ankara’ya gönderilmişti. Ankara’nın bu metni incelemesi ve kendi mektubunu Brüksel’e iletmesinin ardından, protokolle ilgili süreç başlamış oldu.

Türkiye’nin AB Daimi Temsilciliği’nden edinilen bilgiye göre, Uyum Protokolü’nün imzalanmasına ilişkin “ön mutabakat mektup değişimi”nin bu şekilde tamamlanmasının ardından, söz konusu metin,  AB üyesi ülkelerin Brüksel’deki daimi temsilcilerinden oluşan Daimi Temsilciler Konseyi (COREPER) ve AB dışişleri bakanlarından oluşan AB Genel İşler Konseyi’nin onaylarına sunulacak.

Metnin Avrupa Parlamentosu’nun bilgi ve görüşlerine de aktarılmasının ardından Ankara Anlaşması Uyum Protokolü, AB’nin yürütme organı olan AB Komisyonu ve Türkiye tarafından imzalanacak.

Anlaşmanın Türkiye açısından yürürlüğe girmesi için TBMM’nin onayı da gerekiyor.

GÜL: TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ 600 BİN KİŞİNİN İPOTEĞİNE TERK EDİLEMEYECE

TC Başbakan Vekili Abdullah Gül, Türkiye’nin ne AB içindeki radikal Türkiye karşıtı unsurların ne de başkalarının oyununa gelmeyeceğini belirterek, Türkiye’nin KKTC’yi tanımaya devam edeceğini vurguladı.

Gül, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, Gümrük Birliği Protokolü ile ilgili bilgiler verdi. Gül, AB sürecinin kararlı bir şekilde devam ettiğini belirterek, hükümetin hedefi ve niyetinde bir sapma ve yavaşlamanın söz konusu olmadığını kaydetti.

Gül, “AB hedefi nihayetinde, kendi halkımızın hayat standardını yükseklere çıkarma hedefidir. Demokratik olarak da sosyo ekonomik olarak da... Bu hedeften herhangi bir sapma söz konusu değildir. Günü geldiğinde müzakereler başlayacaktır ve 2005 bitmeden bir çok konuda müzakere yapılacak ve bazı fasıllar belki de kapanacaktır” diye konuştu.

AB müktesebatı ile ilgili bazı gelişmeler olduğunu anlatan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gümrük Birliği Protokolü bu çerçevededir. Geçen 1 Mayıs 2004 tarihide AB’ye 10 yeni ülke katıldı. Bu ülkelerden birisi de Kıbrıs Rum Yönetimidir. AB’nin üye sayısı 15’den 25’e çıktı. AB hukukuna göre, tam üye olan bütün ülkeler AB müktesebatını otomatik olarak üstlenirler. Yani AB’nin hukukunu, genelgelerini, yönetmeliklerini, AB’nin diğer ülkelerle yaptığı bütün anlaşmaları üstlenirler. 

1 Mayıs 2004 tarihinde 10 yeni ülke de bunları üstlendi. Bunların bir parçasında da AB’nin Türkiye ile yaptığı anlaşmalar vardır.  Türkiye ile ilgili anlaşmayı da 10 yeni ülke üstleniyor. Protokol dediğimiz ve konuştuğumuz konu budur. Bu, Türkiye’nin  AB’nin Gümrük Birliği anlaşmasıdır. AB’nin 15 eski üyesi ile Türkiye arasında mallar serbestçe dolaşıyor. Yeni 10 ülke daha girdiğine göre, 25 ülkeyle serbestçe Türk mallarının gidebilmesi, satılabilmesi, herhangi bir engellenmeyle karşılanmaması, Kıbrıs Rum kesimi de buna dahil olmak üzere oralardan da gelecek malların Türkiye’ye girmesidir.

Şimdi fiilen 1 Mayıs 2004’ten beri uygulanmakta olan bu durum...  Şimdi önümüzde AB Komisyonu, yani 25 ülke adına AB Komisyonu ile Türkiye tarafından bir protokole bağlanacaktır. Tamamen teknik bir konudur. Bununla ilgili işlemler başlamıştır. Müzakereler yapılmıştır.  Bu müzakerelerin neticesinde sadece malların dolaşımı Gümrük Birliği sınırına girdiği için kabul edilmiştir. Limanların ve havaalanlarının açılması söz konusu değildir. Sadece mal hareketleri serbest olacaktır. Bununla ilgili protokolün imzalanma sürecini başlattık.

Bu bir süreçtir. Şu anda imzalanan herhangi bir şey yoktur. AB’nin iç hukuku gereği bu aylar alacaktır. Sonra imza aşamasına gelince de imzalanacaktır. Orada AB’nin 25 ülkesinden biri Rum Kesimi olduğu için ve Rumlarla Türkiye ve KKTC arasında bir tanıma söz konusu olmadığı için, kalıcı bir çözüm bulunmadığı için, Türkiye’nin bugünkü pozisyonu aynen devam edecektir.

Bununla ilgili uluslararası hukukun verdiği tüm imkanlar kullanılacaktır. Onu da zaten dünya alem bilmektedir.”

Gül, bu çerçevede Kıbrıs’ta kalıcı bir çözüm istediklerini hatırlatarak, bu yönde BM’ye de devamlı telkinde bulunduklarını söyledi. Sorunun çözümünün BM’nin öncülüğünde gerçekleşebileceğine dikkati çeken Gül,  Türkiye’nin KKTC’yi tanımaya devam edeceğini vurguladı.

TC Başbakan Vekili Gül, “Bu mal hareketi Rumların yetkilerinin, hukuklarının, otoritelerinin geçtiği bugünkü sınırları ile kapsamlıdır. Dolayısıyla bugün hangi sınırlarda hükümleri geçiyorsa o sınırlarda mal hareketi olacaktır” dedi.

“TÜRKİYE’NİN ÇIKARLARI”

Gül, Türkiye’nin geleceği ve çıkarlarının 600 bin kişinin ipoteğine asla terk edilemeyeceğini vurgulayarak, şöyle konuştu: “Türkiye, ne yaptığını bilerek hareket edecektir. Türkiye, ne AB’nin içindeki radikal Türkiye karşıtı unsurların oyununa gelecektir ne de başkalarının... Şüphesiz ki sıkıntılar söz konudur. Türkiye içinde muhalifler olabilir. AB içinde (Türkiye 70 milyonluk ülke, AB’ye girmesin) deyip Türkiye’den çekinenler olabilir. Biz, inandığımız yolda, kararlı bir şekilde devam etme azmindeyiz.”

RUMLAR PROTOKOLDE SAKINCA GÖRMEDİ

Rum Sözcü; “Nihai metinde, bizim davamızla ilgili olumsuz hiçbir şey yok” dedi ve şöyle izah etti:

“Protokolde; limanlar veya hava sahasının Kıbrıs uçak ve gemileri tarafından kullanılmasına ilişkin hiçbir şey yok, ancak bu doğaldır. Çünkü bu konu; 1963 tarihli ve serbest ticareti, ticari mal ve kişilerin dolaşımıyla ilgili özel sözleşmenin kapsadığı bir husustur. Protokolde; Ankara tarafından Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınmadığına ilişkin bir beyan da bulunmuyor. Kıbrıs Cumhuriyeti için protokolün imzalanması, bir BM üyesi ülkenin uluslar arası anlaşmaları imzaladığı zaman olduğu gibi, uygulanması anlamına da gelir. Bu tez, AB’ın diğer hükümetleri tarafından da destekleniyor.”