Duvarı yıkarak başkentimizi birleştireceğiz

Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, bir süredir gündemdeki en önemli konulardan biri haline gelen Lokmacı Kapısı’ndaki çalışmalarla ilgili incelemede bulundu.

İncelemeye GKK Komutanı Tümgeneral Tevfik Özkılıç, GKK Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Cengaver Cem, Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, bazı bakanlar, milletvekilleri ve kurum kuruluş  temsilcileri de katıldı. İncelemeyi aralarında yabancıların da bulunduğu kalabalık bir gazeteci grubu izledi.

Soyer, Kıbrıs Türk Halkı’nın çözüm, barış, işbirliği ve siyasi eşitliğindeki ortaklığa dayalı bir sonuç elde etmek için başlattığı çalışmalar çerçevesinde tıpkı “Brandenburg Kapısı” gibi olan bu sembolü kaldırmaya karar verdiğini ve Kıbrıs Türkü’nün bu duvarları yıkarak eşitlik temelinde bir çözüme ve bunun için de iki toplumun temasına gösterdiği önemi ortaya koyduğunu belirtti.

Bunun bir an önce bu çerçevede yaşama geçmesini dileyen Başbakan  Soyer, Rumların köprüyü gerekçe gösterdiklerini, bu köprünün bir başka sembolü oluşturduğunu belirtti. Papadopulos’un iki taraf arasında uçurum olduğu yönündeki sözlerini hatırlatan Soyer,  bu uçurumun arasına köprü kurulacağını, köprünün, işbirliği ve insanların birbirine ulaşabilmesi için yaptığı bir araç olduğunu, bu noktada köprüyü gerekçe göstererek çözümü ve teması engelleme konusunda Rum tarafının artık “geri durması” gerektiğini kaydetti.

Özellikle konuyla ilgili diyalog kurmadıkları yönünde eleştiriler yaptıklarını belirten Başbakan Soyer, şöyle devam etti:

“Ne acıdır ki, kuş gribi gibi insani bir konuda bile bizimle diyalogdan kaçınılmıştır. Aynı şekilde cürümlerin önlenmesi, iki toplum ilişkilerinin geliştirilmesiyle ilgili de diyalogdan kaçınılmaktadır. Biz her zaman diyaloga açığız. Papadopulos yönetimine çağrı yapıyorum; inadından vazgeçsin, artık kendi duvarını, bölünmenin duvarını da yıksın. Orasını tapınma yerine çevirdiler. Bu tapınma yeriyle kendi durumunu koruma ve gözetme noktasından vazgeçsin, tabularını yıksın ve iki toplumu birleştirme, siyasi eşitlikte çözüme ulaştırma yönünde gerekli çabasını yapsın.”

Soyer, Rum Halkı’na barış, dostluk ve kardeşlik çağrısında bulunarak, “Tabularımızın esiri olmayalım, bunları birlikte aşmanın yollarını bulalım. Tabularına esir olanlar yalnız kendilerine değil çevrelerine de zarar verirler.

SERDAR DENKTAŞ

Denktaş ise konuşmasında, iki yıl önce bölgede incelemelerde bulunduklarında, esnafın kapının açılması için en pratik yolun bir köprü olduğunu belirttiğini, kendisinin de bölgenin tarihi niteliğinden dolayı “köprü olmaz” dediğini anlattı.

Ancak gelinen noktada ortaya çıkan gerçeğin, kapıyı kullanacak olan sivil halkın güvenli geçişini sağlamak için köprünün bir geçiş dönemi geçidi olarak yapılmasının zorunluluk haline geldiğini belirtti.

Önlerinde iki engel olduğunu kaydeden Denktaş, birincisinin aslında görevi kapının açılmasına yardımcı olmak olan BM Barış Gücü olduğunu, ancak BM askerlerinin tam aksine oraya yanaşmalarına engel olduğunu söyledi.

İkincisinin ise “karşı duvara tüneyen” ve kendilerini izlemekte olan Rum gazeteciler olduğunu kaydeden Denktaş şöyle devam etti:

“Esas önemli olan o duvarın üstünde tünemiş olanların da üstünde tüneyenlerin beynindeki duvardır. Beyinlerindeki duvarı yıksalar görecekler ki karşılarında kendileri kadar eşit, kendileri kadar bu adanın sahibi bir halk var. Bu diğer halk kendileriyle bir çözüm için uğraş vermekte. Duvarı erken yıkarlarsa ne ala çözüme ulaşacağız. Beyinlerindeki duvarı yıkmamakta direnirlerse adada bölünmüşlüğü kendileri kalıcılaştıracaklar. Buna da en büyük yardımcı kendilerine adanın kuzeyinde hiçbir yetkileri olmadığını söylemekten ısrarla kaçınan uluslararası camia. Ben bugün bu çözüm köprüsünden uluslararası camiaya sesleniyorum; ‘Adanın iki sahibine eşit davranmazsanız, şu anda Kıbrıs Türklerinin haklarını işgal etmiş olan Kıbrıs Rum Yönetimi asla çözüme yanaşmayacak. Adada çözüm istiyorsanız  her iki tarafa da eşit davranmayı ilke haline getirmiş olacaksınız bunun başka yolu yok…’”

Karşıdaki duvarın kısa sürede kalkmış olacağını umduğunu söyleyen Denktaş, gün gele ada üzerinde şimdi etrafta harabe olarak görülen binaların insanların yaşadığı ve iş yaptığı mekanlar haline gelmesini dileyerek, bunun olmasının tek yolunun karşıdakilerin Kıbrıslı Türkleri eşit halk olarak kabul etmesi olduğunu söyledi.

ERK: NE KADAR DİRENİLSE DE BU DUVAR YIKILACAK, BU GEÇİŞ AÇILACAK

 Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Kutlay Erk ise açıklamasında, hükümetin kapının açılmasıyla ilgili kararı verdikten sonra açılış hazırlıkları için yetkiyi belediyeye verdiğini anımsattı. Bu yetkiyi almaktan gurur duyduklarını ifade eden Erk, bir tasarım yapılacağında bir ihtiyaç listesi hazırlandığını söyledi.

Erk, burada da böyle yaptıklarını belirterek yaptıkları çalışmaları anlattı. Bütün ihtiyaçları belirlediklerini, askerin de buradan geçişe ihtiyacı olduğunu kaydeden Erk, bu konuyu üst geçitle çözdüklerini, ancak bunun karşı taraftan yanlış anlaşıldığını söyledi.

Erk, bölünmüş bir şehirde yaşamamayı çok arzu ettiklerini kaydederek, şehir eğer bölünmüşse bunun Kıbrıslı Türklerin tercihi olmadığını, bazı açılımlar yapılacaksa gerçekçi davranmak gerektiğini ve kaynaşmak için burayı bu şekilde açmayı planladıklarını ifade etti.

Erk, Çalışmaların 24 Aralık’ta biteceğini, köprünün büyük ölçüde tamamlandığını, altyapı çalışmalarının sürdüğünü, binaların zeminin hazırlanacağını, odaların donanımıyla da kapının hazır hale getirileceğini, Rum tarafındaki çalışmaların da başlamasını ve geçişlerin mümkün kılınmasını dilediklerini söyledi.

Erk, “Ne kadar direnilse de bu duvar yıkılacak ve bu geçiş açılacak” dedi. Erk, duvarın kendisine Şair Nazım Hikmet’in, “O duvar, o duvarınız, vız gelir bize vız” diye başlayan şiirini hatırlattığını, duvarın ineceği ve o duvardan kendilerini seyredenlerin oradan inip kendileriyle kucaklaşacakları günü bekleyeceklerini kaydetti