Durduran: Balayı devri bitti
 

Kimsenin yap(a)madığı ve söylemeye çekindiği konuları rahatlıkla dile getirmekle tanınan yılların siyasetçisi Alpay Duduran, HALKIN SESİ’ne Kıbrıs konusunda ve ülkenin iç ve dış politikaları hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Yeni Kıbrıs Partisi Dışilişkiler Sekreteri Durduran, KKTC’de statükonun yıkılmadığını söyleyerek, iç ve dış politikanın eskisinin aynisi olduğunu belirtti.

Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin halkın meydanlardaki istemlerini istismar ettiğini ifade eden Durduran, CTP’yi sivilleşme ve demokratikleşme konusunda samimi bulmadığını vurguladı.

Alpay Durduran, Kıbrıs konusunda atak bir siyaset izlenmesi gerekliliği üzerinde durarak, Rumların adım atmasını beklemenin yanlış olduğunu kaydetti.

CTP ve DP’nin hükümetteki uyumunu da değerlendiren Durduran, her ikisinin de uyumunun menfaatları doğrultusunda olduğunun altını çizdi.

Rum yönetimini de eleştiren Alpay Durduran, Rumların federasyonu demokratik bir rejim olarak algılamadıklarını, demokrasiyi çoğunluğun iradesi olarak görüklerine dikkat çekti.

Alpay Durduran HALKIN SESİ’nin sorularını yanıtladı:

Halkın Sesi: Sizce statüko yıkıldı mı?

Durduran: Statüko yıkılmadı. Aynen devam ediyor. Sadece yeni isimler var ortada. İç ve dış politikada eskisinin ayni durum devam etmektedir.

Halkın Sesi: Statüko yıkılmadı devam ediyor dediniz. Bu CTP’nin statükoya boyun eğdiğini mi, yoksa statüko CTP’nin hoşuna gittiğini mi gösteriyor?

Durduran: Her ikisi de doğrudur. Hem boyun eğdi, hemde hoşuna gitti. Zaten ben CTP’nin bu tutumu katlanacağını biliyordum. Halkımız maaleef çok kolay unutuyor. CTP ilk defa hükümete gelmedi, daha önce de hükümete geldi. Ondan önceki tutumları da, özellikle 1990’dan sonra bu hale geleceğini herkese göstermekteydi. Halkın, çözüm ve ‘Bu memleket bizim biz yöneteceğiz’ isteklerini istismar etti. Halk, büyük bir istekle mitingleri düzenlerken, CTP’nin isteklerine hizmet edeceğini zannetti ve dolayısıyle CTP birinci hükümet dönemine girdi. Arkasından erken seçim yapıldı. Halk tekrar diğer çözüm yanlısı gibi görünen partilerin tutumlarına bakarak ‘Madem ki hepsi çözüm yanlısı daha büyüğüne vereyimde oyum boşuna gitmesin dedi. Halbuki her seçimde halkın verdiği oylar boşa gitti, hiçbir işe yaramadı ve statüko aynen devam etti. Bu kezde boşa gitti. Bunu anlaması gerekirdi. Sanki mitinglerde konuşanlar bu partiler adına söz veriyormuş ve sözlerinde duracakmış gibi davrandı. Bir umuda oy verdi ve statüko aynen kaldı.

 “CTP’Yİ SAMİMİ BULMUYORUM”

Halkın Sesi: Hükümetin CTP kanadının sivilleşme ve demokratikleşme konusunda adım atacakları yönünde söylemleri var. Siz CTP kanadını bu söylemerde samimi buluyor musunuz?

Durduran: Kesinlikle samimi değildirler. Sanki sivilleşme, demokratikleşme, bir tek polisin sivil iradeye bağlanması imiş de, buna da Türkiye henüz izin vermiyormuş, çok uğraşmak lazımmış gibi bir tavır takınarak demokratikleşmeyi unuttular.

Halkın Sesi: Sayın Cumhurbaşkanı Talat, Başbakan olduğu dönemde de Papadopulos’a elimizi uzatıyoruz. Adım atması gereken Papadopulos’dur diyordu. Bu doğru bir hareket midir? Beklemek mi gerekir, yoksa atak olmak mı?

Durduran: Tabiatıyle atak olmak lazım. İnisiyatifi ele almak gereklidir. Barış, vizyonumuzdur. Bu yönde çalışacağız sözünü verdi sayın Talat. Daha hiç böyle birşey yapmadı. Türkiye kendisine bir koyu çerçeve çizdi, o da bu çerçevenin içinde kaldı. O da, top artık Rumlar'dadır, bizim yapacağımız bişey yoktur bekleyelim diyor. Bu kadarla da değil. Aynı zamanda Rum düşmanlığını körüklemek için her fırsatı değerlendirdi. Yalanlarda söyledi, hukuğu redetti. Hukuki konudur, bu bizi boğazlamak için yapılmaktadır dedi. karşı tarafı düşman olarak gösterdi ve dolayısılya düşmanla barış arayışı da olmaz havası yaratarak halkı sindirmeye çalıştı ve sindirmek istiyor. Ne demokrasi var ne de bir anlaşma yönünde mücadele var. Hiçbişey yoktur.

Halkın Sesi: Bir yandan Sayın Talat federal bir çözümden yanayız diye ısrar ediyor. Diğer yandan Demokrat Parti KKTC ile diğer İslam ve Afrika ülkeleri ile ilişki kurma niyeti içerisinde. Bu bir çelişki oluşturmuyor mu ?

Durduran: Cumhurbaşkanı başka söyler, Başbakan onun ağzını kullanır, ama Dışişleri Bakanı tersini yapar. Örneğin sayın Talat tanınma için çalışmna yanlış olur der, Dışişleri Bakanı ise KKTC’yi tanıtmak için elimizden geleni yapcağız der. İki yıl müsade ettik der. Bu 2 yılı, 2 yıl önceden söylemeye başladıydı, 2 yıl çoktan bitti. Hala daha “2 yıl 2 yıl” diye tutturuyor. Bellidir ki Dışişleri Bakanı’nın tutumu ayrıdır, Cumhurbaşkanı’nın ki ayrıdır. Şimdi geçmişe doğru dönüp bakarsak, eskiden de Dışişleri Bakanı Türkiye Dışişleri’nin ağzını kullanırdı. Şimdiki de aslında Türkiye’nin ağzını kullanmaktadır. Ama Talat buna şal örtüyor, daha sevimli göstermeye çalışıyor. Sanki bir andlaşma vizyonu vardır da onun için uğraşmak gerekirmiş gibi tavırlar takınıyor. Sayın Denktaş’ın eskiden uzlaşmaz olarak yaptığı ünü, şimdi kendisi, sözleriyle  yüklenmemeye çalışıyor. Ama sözler değil, önemli olan yapılanlardır. Balayı devri bitti, işte seçildi de, statüko değişmiş gibi oldu. Statüko değil ama şahıslar değişti. Bu durumu ABD’den ve Avrupa’dan istiyorlardı. Bu gerçekleşti bundan sonra artık ne yaptıklarına bakacak ve kısa bir zamanda hiçbirşey yapmayacağı da ortaya çıkacak gibi görünüyor. Yani uzlaşmaz Türk tarafı olarak ortada sırıtacak.

“CTP VE DP’NİN ORTAK NOKTALARI MENFAATLERİDİR”

Halkın Sesi: CTP-DP ikilisi sürekli uzlaştıklarını ve uyumlu olduklarını söylüyorlar. Bu kadar farklılıkları olmalarına rağmen ortak noktaları nelerdir?

Durduran: Ortak noktaları menfaattır. Kendi arkadaşlarının ve kendilerinin menfaatlarını sağlayacaklar ve iktidarda kalacaklar. Ne kadarsa bu iktidar, o kadarını tercih ettiler ve orda kalacaklar. Tüm çabaları buna dayanıyor. Aslında çelişkili beyanatları herkesi dikkatini çekmektedir.

Halkın Sesi: Referandum sonrası Rum liderliğinin tutumunu doğru buluyor musunuz? Bu durum bizi çözümsüzlüğe mi götürür?

Durduran: Referandum öncesinde Rum hükümetinin tutumu bozuldu. Onun için de ezici bir çoğunlukla hayır oyu çıktı. Dolayısıyle referandumlar iyi bir sonuç vermedi. Tam tersine, Kıbrıs sorununa bir ekstra sorun daha ilave etti. Bu da nedir, bir taraf evet dedi, diğer taraf hayır dedi. şimdi evet diyen tarafa ‘yeni bir plan sunalım yeni bir referandumda yeni bir evet mi çıkaralım? Bizim evet dediğimiz belgeye ne oldu’ gibi bir itiraz kaynağı da yaratıldı. Maalesef reddedileceği bilindikten sonra bu oylamanın yapılmaması gerekirdi. Ancak Kıbrıs sorunuyla ilgisi olmayan başka sorunlar başka hedefler nedeniyle bu referandum yaptırıldı ve bir sorun daha eklendi. Rum yönetiminin tutumu Annan planı içerisinde sağlanacak gibi görünmüyor. Onun için Rum yönetimi üzerine uluslararası güçlerin epey oyun oynaması, epeyi ikna çabası gerekir. Çünkü federasyonu demokratik bir rejim olarak algılamıyorlar. Demokrasiyi çoğunluğun idaresi olarak görüyorlar. Demokrasi çoğunluğun iradesi değil, azınlıkların sözlerinin dinlendiği ve etkili oldukları bir rejimdir. Azınlıkların güçlü olmadığı rejimlerde ancak çoğunluk diktatörlüğü olur. Bunu anlamadılar onun için demokrasiye sarılarak federasyonu engellemek istiyorlar.

Halkın Sesi: Çözümsüzlüğün devam etmesi durumunda celbnameler ve tutuklama emirleri bize ne gibi tehlikeler getirecek ?

Durduran: Kıbrıs Türk toplumuna bir tehlike getirmez. Kıbrıslı Türkler’in bazılarına getirir. Onlarda Rum mallarını istismar etmeye devam eden kesimlerdirler. Bunların karşılaşacağı sorunlar, Kıbrıs sorununun çözümüne ancak yardımcı olur, başka bişey olmaz.

Halkın Sesi: uzun bir süre YKP kendi içine kapanıklığı ile eleştirildi. Son zamanlarda sivil toplum örgütleri ile ilişkiler kurmaya başladı. Acaba YKP, olası bir sivil harekette önderlik etmeyi mi hedefliyor?

Durduran: Tabii herzaman aklımızda olan birşeydi. Ama yeni bir girişim de başlattık. Daha fazla etkili olmak ve hayal kırıklıklarını aşarak partiyi güçlendirmek istiyoruz. Umarız ki halkımız boşa oylar ile artık gerçekleri yakında görmeye başlamıştır ve durumu da anlamıştır. Ne kadar anladıysa o kadar güçlenme olasılığımız vardır. Dolayısıyle bizde etkinliğimizi artırmaya çalışıyoruz. Umut ediyoruz ki bu memleket gerçekten bizimdir, biz yöneteceğiz diyenler buna destek olurlar ve partimize katılırlar. O zamanda gerçek bir alternatif doğar.