DP'de istifa depremi
 

DP'de, aralarında iki milletvekili, genel sekreter, merkez yönetim kurulu ve parti meclisi üyesi 10 kişi istifa etti, yeni istifalar yolda

DP'de istifa depremi

"PARTİYİ BABASININ ÇİFTLİĞİNE DÖNÜŞTÜRDÜ"... Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş'ı, "partiyi babasının çiftliği" gibi kullanmakla suçlayan milletvekilleri Dr. Ahmet Kaşif ve Dt. Ünal Üstel ve genel sekreter Kemal Havalı ile birlikte partide önemli görevlerde bulunan Arslan Bıçaklı, Turgay Eroğul, Fuat Zor, İbrahim Uysal, Fikri Ataoğlu, Türkmen Sencer ve Ergün Vehbi partilerinden istifa etti

l "GÜVENSİZLİK ÖNERGESİ VERİLİRSE DESTEKLERİZ"... Kaşif: Hükümetin DP kanadından istifa ettik. Grubu bulunan bir parti güvensizlik önergesi verirse, buna destek vereceğiz. Kıbrıs sorununda çözüme ve Türkiye ile birlikte atılacak adımlara destek vereceğiz ve böylesi bir hükümet için bağımsız olarak güvenoyu kullanacağız

l "BARIŞ ADIMLARINA RAHATÇA KATKI KOYMAK İSTİYORUZ"... İstifacılardan ortak tavır: Halkımızın açık biçimde uzun süredir deklare ettiği barış istencine karşı durmak ve anavatan yöneticilerine haksız saldırılara alet olmak istemediğimizden; bundan böyle de toplumun referandumda aldığı parlak sonuç önünde "takoz" olmamak, tersine barış adımlarına rahatça katkı koymak istediğimizden istifa ediyoruz

 

Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş'ı, "partiyi babasının çiftliği" gibi kullanmakla suçlayan milletvekilleri Dr. Ahmet Kaşif ve Dt. Ünal Üstel ile genel sekreter Kemal Havalı, genel sekreter yardımcısı Arslan Bıçaklı, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Turgay Eroğul, Fuat Zor, İbrahim Uysal, Fikri Ataoğlu ile parti meclisi üyesi Türkmen Sencer ve Ergün Vehbi partilerinden istifa etti.

Grup adına açıklama yapan Ahmet Kaşif, Cumhuriyetçi Türk Partisi- Demokrat Parti hükümetinin de bu aşamadan sonra 24 milletvekili ile güvenoyu için yeterli sayının altına düştüğünü belirterek, "Hükümetin DP kanadından desteğimizi çektik. Grubu bulunan bir parti güvensizlik önergesi verirse, buna destek vereceğiz. Kıbrıs sorununda çözüme ve Türkiye ile birlikte atılacak adımlara destek vereceğiz ve böylesi bir hükümet için bağımsız olarak güvenoyu kullanacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş'tan desteklerini çekip çekmedikleri yönündeki bir soruyu yanıtsız bırakan Kaşif, basın bildirisine yer alan "Serdar Denktaş partiyi babasının çiftliği gibi yönetiyor" şeklindeki ifadeye dikkat çekerek bu konudaki düşüncelerini dile getirmiş oldu.

Kaşif ve Üstel'in istifası ile birlikte, meclisteki yeni sandalye dağılımı şu şekilde değişti:

CTP 19, UBP 18, DP 5, BDH 5, TKP 1 ve bağımsız 2.

Herhangi bir partiyle bağ yok

10 istifacının düzenlediği basın toplantısına çok sayıda parti meclisi üyesi ve 14 Aralık seçimlerinde milletvekili adayı olarak seçmenin karşısına çıkan isim de destek verdi. Bugünden itibaren DP'deki istifaların örgütlü bir şekilde artması bekleniyor.

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kaşif, istifalarının herhangi bir parti ile organik bağı bulunmadığının altını çizerek, "Tabanın istenci bizim için önemli. Yeni bir oluşum için şimdilik konuşmak erken" mesajını verdi.

Serdar Denktaş'ın partiyi "babasının çiftliği gibi" yönetme gayretinde olduğunu ve bu nedenle partinin hızla küçüldüğünü belirten Kaşif, "Demek ki, 'parti üyelerin, kitlelerin değil, benim baba çiftliğimdir. İstediğim kararı alır, istediğimi bozarım. Demokrasi, hak, hukuk önemli değil' mantığı sürdürülecek, sesini yükseltme cesareti gösterenler kesilecek, atılacaktır. Bu düşünce biçimi partinin yüzde otuzlardan yüzde yirmilere, son olarak da yüzde 10'lara düşüşünün, giderek marjinalleşmesinin kanıtıdır" dedi.

İstifacıların ortak açıklaması

Dr. Ahmet Kaşif tarafından okunan basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi:

Uzun süredir, tek adam yönetimi, organların devre dışı tutulması, tutarlı politika üretilmemesi, üretilenlere uyulmaması, hatta iki dudak arasından çıkan sözlerle değiştirilmesi sonucu Demokrat Parti'nin halka güven verememesi ve giderek küçülmesi, üst kademelerde görev almış bizler ve parti tabanının büyük bölümü için sıkıntı, bir üzüntü kaynağı olmaktaydı.

Bu olguyu ters çevirmek, partide sürekli hale gelmiş erozyonu durdurmak amaç ve umuduyla harekete geçerek, kötü gidişin bir numaralı sorumlusu olan genel başkana sorunları iletmek, uyarıda bulunmak için kaleme aldığımız bir mektubu 16 Nisan 2004 tarihinde sunduk.

En temel demokratik hakkımız olan ve dışa yansıtmamaya özen gösterdiğimiz bu girişimden beklentimiz, uyarılarımızın ciddiye alınması, karşılıklı görüşülmesi ve gerekli tedbirlerin alınmasıydı.

Oysa bu yapılmadı. Yapılmadığı gibi aynı gün, bizzat genel başkan tarafından basına yansıtıldı, hakaret dolu bir üslupla derhal istifa etmemiz, aksi halde disiplin kuruluna sevk edileceğimiz açıklanıverdi.

Mektubumuzda bir hakaret, bir suç, bir istifa çağrı ya da istifa tehdidi yoktu. Buna karşın, tek adam yönetimini kanıtlarcasına, hukuk dışı, organ kararı almadan, tüzük ve yönetmeliklere kökten aykırı, talimata dayalı bir yöntemle, üstelik en önemli ülke sorunlarında, hatta Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarında bile kararsızlığıyla ün yapan partimizde, görülmemiş bir sürat ve kararlılıkla Disiplin Kurulu'na sevk dildiğimiz bildirildi.

Demek ki "Parti üyelerin, kitlelerin değil, benim "baba" çiftliğimdir, istediğim kararı alır, istediğimi bozarım. Demokrasi, hak, hukuk önemli değil" mantığı sürdürülecek, sesini yükseltme cesareti gösterenler kesilecek, atılacaktır. Bu düşünce biçimi, partinin yüzde otuzlardan önce yirmilere, son olarak da yüzde onlara düşüşünün, giderek marjinalleşmesinin en tipik kanıtıdır.

Tüm dünyanın gözünün üstümüzde olduğu, halkımızın geleceğinin belirleneceği, yaşamsal öneme haiz şu son günlerde partinin düşürüldüğü hazin duruma bakın: Bir dernekten bile zayıf, cılız ne " evet" ne "hayır" kararı... Bizzat genel başkan tarafından açıklanan, "hayır" veya " evet" mitinglerinden hiçbirine katılmam kararlarının yine kendi tarafından delinerek "hayır" mitingine katılması...Son olarak "Tayyip Erdoğan'a kızgınlığım nedeniyle oyum hayırdır" denmesi...

Bu denli önemli bir zamanda, ülkemizin, tuluat oyunları ile sergilenen "Direklerarası Platformu" olmadığını hatırlatırız.

Değerli halkımız, sevgili Demokrat Partililer:

Hak, hukuk, demokrasi olmayan, tek adam yönetiminin ısrarla sürdürüleceği anlaşılan bir partide daha fazla güdümlü piyon olamayacağımızdan,

Halkımızın açık biçimde uzun süredir deklare ettiği barış istencine karşı durmak ve anavatan yöneticilerine haksız saldırılara alet olmak istemediğimizden; bundan böyle de toplumun referandumda aldığı parlak sonuç önünde "takoz" olmamak, tersine barış adımlarına rahatça katkı istediğimizden,

Böylesi önemli günlerde, parti genel başkanımızın etrafına topladığı üç-beş kişiyle oluşturduğu organ dışı hiziple uğraşarak gücümüzü harcamaya niyetli olmadığımızdan,

Bu noktadan sonra DP'de erime, yok olma sürecini durdurma olanağı kalmadığından;yalan ve haksız biçimde bizi makam istemekle suçlayan Sayın Serdar Denktaş'ın makamı bırakmamak için her yolu denemeye niyetli olduğu anlaşıldığından, rahatlaması amacıyla, kendi hür irademizi ve demokratik hakkımızı kullanarak Demokrat Parti'den istifa ediyoruz, bundan sonra da kalıcı bir barış için anavatanımızla birlikte atılacak adımları destekleyeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

Dr. Ahmet Kaşif, Arslan Bıçaklı, Ergün Vehbi, Turgay Eroğul, Fuat Zor, Dt. Ünal Üstel, Kemal Havalı, Fikri Ataoğlu, Türkmen Sencer, İbrahim Uysal