Doğa katliamı
BİNA UĞRUNA AĞAÇLARA BALTA VURULUYOR... Orman fakiri olan ülkemizde var olan ağaçları da çeşitli nedenlerle yok ediyoruz. Kentlerdeki hızlı betonlaşmanın yanında sahil boyları, dağ etekleri de şantiyeye döndü. Yetiştiren, ağaç kesip yerine evler, villalar, apartmanlar yapıyor. Yapılaşmanın en yoğun olduğu Girne'de art arda yükselen beton binalardan neredeyse yeşili görmez olduk. Son yıllarda, inşaat gerekçesiyle binlerce ağaca balta vurulan Girne'de doğal bitki örtüsü hızla kayboluyor
YASALARA UYULMUYOR... Orman Dairesi Müdürü İlkay İlseven, Annan Planı'nın ortaya çıkmasının ardından Girne ve Gazimağusa sahil şeridinin şantiyeye dönüştüğüne
işaret ederek, bunu önlemenin yolunun meclisten geçen, Meyve Ağaçlarını Koruma (Değişiklik) Yasa Tasarısı'nın acilen uygulamaya konulması ve ilgili birimlerin yasalara aykırı biçimde ağaç kesenlerin peşine düşmesi olduğunu söyledi
GEÇMİŞTEN DERS ALMADIK... 1995'te Beşparmaklar'da yaşadığımız büyük yangın felaketinin ardından, herkeste yeşili koruma gayreti görüldüğünü ancak bunun uzun sürmediğini belirten İlseven, "Birkaç yıl bu böyle sürdü. Ormana, ağaca sevgi arttı, ancak daha sonraki yıllarda bu unutuldu. Son zamanlarda bu ilgiyi görmüyoruz. Belli ki geçmişten ders almadık" diye konuştu
YEŞİL ARAZİ BİR GÜNDE ARSA OLUYOR.... Girne bölgesinde birçok yeşil arazinin, çekilen duvarlar veya tel örgülerle çevrilerek inşaat hazırlığı yapıldığını kaydeden İlseven, hemen her yerde çarpık yapılaşmadan örnekler görüldüğüne dikkat çekti. İlseven, özellikle Girne'de dozerlerle bir günde yeşil arazilerin ortadan kaldırılarak inşaatlar için yeni arsalar açıldığına dikkat çekti
Orman fakiri olan ülkemizde var olan ağaçları da çeşitli nedenlerle yok ediyoruz. Kentlerdeki hızlı betonlaşmanın yanında sahil boyları, dağ etekleri de şantiyeye döndü. Yetiştiren, ağaç kesip yerine evler, villalar, apartmanlar yapıyor. Yapılaşmanın en yoğun olduğu Girne'de art arda yükselen beton binalardan neredeyse yeşili görmez olduk. Son yıllarda, inşaat gerekçesiyle binlerce ağaca balta vurulan Girne'de doğal bitki örtüsü hızla kayboluyor.
Kentlerde de durum farklı değil. Başta başkent Lefkoşa olmak üzere büyük yerleşim birimlerinde
ağaçlar, "binaların görüntüsünü engellediği" gerekçeyle kesiliyor ve buna tanık olanlara vatandaşların sert tepkisi, "Kesmedik, budama yaptık" mazeretiyle giderilmeye çalışılıyor.
Orman Dairesi Müdürü İlkay İlseven, Annan Planı'nın ortaya çıkmasının ardından Girne ve Gazimağusa sahil şeridinin şantiyeye dönüştüğünü belirterek, mecliste bekleyen Meyve Ağaçlarını Koruma (Değişiklik) Yasa Tasarısı'nın çıkmasıyla ağaç katliamının önüne geçilebileceğini belirtti.
Ülke, şantiyeye döndü
Ülkemizde özellikle Gazimağusa ve Girne sahil şeridinin inşaatlar dolayısıyla şantiyeye döndüğünü,
ağaç katliamının önüne geçilemediğini belirten İlseven, Karşıyaka'dan Bahçeli köyüne kadar aynı durumun söz konusu olduğunu söyledi.
Yapılan inşaatların çoğunun özel mülk arsası olduğunu ve eski yasada özel mülk içerisindeki ağaçların kesilmesini önleyemediklerini anlatan İlseven, ancak meclisten geçen "Meyve Ağaçlarını Koruma (Değişiklik) Yasa Tasarısı'yla ağaç kesilmesinin önüne geçilebileceğini söyledi.
Yasanın geçmesiyle birlikte bölgelerdeki kaymakamlıklar ile İçişleri Bakanlığı'nın buralarda sıkı denetimlerde bulunması gerektiğine işaret eden İlseven, "Çünkü buraların kontrolü onlara aittir. Kesim izni veren de bu makamlardır. Eski yasaya göre özel mülk olan bir arsada, odun çıkarmak için zeytin ve harnup ağaçlarına derin budama yapılabiliyor ve buna yetkili merciler hiçbir şey diyemiyordu. Ancak yeni yasayla bu yapılamayacak. İçişleri Kaymakamlığı, belediyeler ve muhtarlıklar işbirliği içinde kaçak ağaç kesenlerin peşine düşmelidir" diye konuştu.
Ağaç kesimiyle ilgili yasa vardır
Ülkemizde ağaç kesimleriyle ilgili fasıl 60 "Orman ve Meyve Ağaçları Yasası" olduğunu anımsatan İlseven, bu yasaya göre orman sınırları içerisinde hiçbir suretle ağaç kesimi yapılamayacağını, ağaçların taşınması ve yaralanmasının söz konusu olmadığını belirterek, "Sadece orman ağacı değil her türlü bitki kozalağı bile ormandan alınamaz" dedi.
Bunları yapanların bir yıl hapislik veya 200 milyon para cezası veya her iki cezaya birden çarptırılabileceğini belirten İlseven, fasıl 63 olan meyve ağaçlarını koruma yasasının İngiliz döneminde yapıldığına ve yürürlükte olduğuna dikkat çekti. İlseven şöyle konuştu:
"Eski yasanın bazı maddelerinde yeni yasaya göre bazı değişiklikler yaptık. Bazı kişiler ağaçları odun yapmak için kesiyordu. Üzerinde değişiklikler yaptığımız yasa meclisten geçti. Eski yasada sadece harnup, zeytin ve buna benzer ağaçların kesilemeyeceği ve odununun satışa arz edilemeyeceği belirtiliyordu. Yenisinde ise budama ve kesim sonucu çıkacak olan odunların satışı da yasaklandı. Yeni yasada ruhsat alınmadıkça harnup veya zeytin ağacı kesilemez, sökülemez... Bunu yapanlar bir asgari ücret kadar para cezası ve bir yıl hapislik veya her iki cezaya birden çarptırılabilir. Odunu satışa arz edenler ise iki yıl hapislik ve iki asgari ücret kadar para cezasına çarptırılır.
Bölgelerde belediye hudutları dışında kesim iznini kaymakamlıklar verir. Ağaç kesildiğini gören vatandaşların duyarlı olup kaymakamlığa şikayet etmesi gerekir" dedi.
Memlekette yeşilin korunması gerekir
Orman Dairesi Müdürü İlkay İlseven, geçmişte yaşanan büyük orman yangınlarından ders alınmadığını belirterek artık ülkede yeşilin ciddi şekilde korunması gerektiğini söyledi.
1995'teki büyük orman yangınından sonra herkeste yeşile sevgi oluştuğunu, yeşili artırıp korumak için gayret görüldüğünü, ağaçlandırma talebinde bulunanların sayısının arttığını, halkın, kurum kuruluşların ve yurtdışında yaşayan vatandaşların ağaçlandırma talebinde bulunduklarını anlatan İlseven, "Bu amaçla devlet, yurdumuzu ağaçlandırmak için bazı fonlar oluşturdu ve herkes bu fonlara para ödedi. Birkaç yıl bu böyle sürdü. Ormana ağaca karşı sevgi oluştu. Ne yazık ki, daha sonraki yıllarda bu unutuldu. Son zamanlarda bu ilgiyi göremiyoruz.
72 köyde keçi beslememe yasağına uyulmuyor
İlseven, bugün ülkemizde bir taraftan ağaçlandırma yapılırken ve buralara dünya kadar harcama aktarılırken, yangınlarla birlikte başıboş keçi otlatmalarının da yeşile büyük zarar verdiğini söyledi.
Başıboş keçi otlatmasının ülkemizde başlıca sorunlardan biri olduğunu ifade eden İlkay İlseven, fasıl 66 yasasına göre 76 köyde keçi beslenemeyeceğini, yalnızca üç keçi beslenebileceğine işaret etti. İlseven, "Ama bizim ülkemizde keçi yasağına çare bulunamadı. Bugün itibarıyla 76 köyün 72'sinde 18 bin keçi besleniyor. Bunlar devamlı orman sahalarını tehdit ediyor. Yeni ağaçlandırmış sahalara girip tahrip ediyorlar. Yasaya göre yasak köylerde keçi bulundurmanın cezası her keçi başına 5 milyon TL'dir ve keçi de müsadere edilir. Bu yasa bugüne kadar uygulanmadı ve uygulanmıyor. Bu başıboş otlatmadan çok zor durumdayız. Bu sorunun çözülmesinin yararı vardır. Bazı köylerde yasak varsa buna uyulması gerekir" diye konuştu.
Yüzde 23 orman açığımız vardır
İlkay İlseven, KKTC'nin orman arazilerinin 65 bin 426 hektar olduğunu ancak bu sayının yüzde 39'unu verimli arazilerin, yüzde 61'ini de bozuk maki tipi ve ağaçlandırılması gereken yerlerin oluşturduğunu belirtti.
Dikili ağaç servetimizin 606 bin 329 metreküp, bu dikili ağaç servetinin her yıl artış oranının ise 19 bin 327metreküp olduğunu kaydeden İlseven, "Bir ülkenin orman yönünden zengin mi, fakir mi olduğuna bakılacak olursa biz orman yönünden fakiriz. Verimli orman miktarımız çok düşüktür. Bir ülkenin ormanından istenilen tüm hizmetleri alabilmesi için o ülkenin yüzde 30'unun verimli ormanla kaplı olması gerekir. Bizde bu rakam yüzde 7.7'dir. Yüzde 23 verimli orman açığımız vardır. Süratle bozuk orman alanlarımızı verimli ormanlara dönüştürmemiz gerekir. Bu süre ve bütçe ister" dedi.
Bir günde bütün bir bitki örtüsü yok edildi
Girne bölgesinde birçok arsanın duvarlarla ve tel örgülerle çevrildiğini, buralara tatil köyleri, evler ve oteller yapılmakta olduğunu kaydeden İlseven, her yerde çarpık yapılaşmanın görüldüğünü kaydetti.
Herkesin bir arazi satın aldığını ve oraya tatil köyü yaptığını anlatan İlseven, "Bir köyün belli bir altyapısı var. Onun dışına çıkarsanız bir köyü dört köy olarak büyütürseniz her şey felç olur. Yapılaşmanın, belli bir planla yapılması gerekir. Bir günde bütün bir bitki örtüsü ortadan kaldırılıyor ve bölge kelleşiyor. Bu yapılaşma canlı olmadığı için erozyon ve sel felaketi tehlikesi de doğuyor" diye konuştu.
Ozanköy, Çatalköy, Arapköy, Zeytinlik, Alsancak, Lapta ve Karşıyaka'da yapılaşmanın orman sınırına gelip dayandığına dikkat çeken İlseven, "1974'te orman sınırları Beşparmak Dağları'nın tepelerine kadar çıkardı. Ama daha sonra sınırları yeni yasayla aşağıya indirdik. Bunu yapmasaydık inşaatlar Alevkayası ve Ciklos'a kadar çıkacaktı" dedi.
Orman yangınları başka bir faktör
Yeşilin katledilmesinin bir başka yönünün orman yangınları olduğunu anlatan İlseven, bütün Akdeniz ülkelerinde iklimin sıcak olması nedeniyle yangın tehlikesi bulunduğunu söyledi.
Ülkemizin Akdeniz iklim kuşağında olmasıyla birlikte yangınların da beraberinde geldiğini ifade eden İlseven şöyle konuştu:
"Yangın bir afettir ve ne zaman geleceği belli olmaz. Yazın her taraf barut gibi ise yangınlar devam edecek. Bizim burada bakanlık ve daire olarak yapacağımız tek şey yangınların zararlı olmasını önlemektir. Orman yangınlarına karşı etkin mücadele edilmesine imkan sağlayacak bir bütçe olması gerekir. Yangının yayılmaması için emniyet şeritleri ile yolların temizlenmesi gerekir, ancak ülkemizde bu maddi imkansızlıklar nedeniyle bunlar dört dörtlük yapılamaz. İmkanlar el verdiği sürece yapılır. Mart, nisan ve mayısa kadar bunların yapılması gerekir. Şu anda orman arazisinde 7 dozer ve 2 greyder nisandan beri çalışıyor."
Fidanı diktikten sonra bakımı şarttır
İlseven, ormanların bakımlı olması, yalnız ormanda değil bir evin bahçesine veya parka dahi ekilen fidanın bakımının devamlı yapılması gerektiğini söyledi.
Fidana bakarken ilk 2-3 yılda çevresinde biten otların temizlenip çapalanması gerektiğini ifade eden İlseven, daha sonra fidanın dallarının ve ayrıca alt dallarının da 3'te bir oranda alınması gerektiğini belirtti. Bu işlemin ormanda yapılması durumunda kesilen dal artıklarının ormandan çıkarılması gerektiğini, kuru dalların orada bulunmasının önemli olduğunu kaydeden İlkay İlseven, "Biz şu anda saydığım olanaklara sahip değiliz. Bize ayrılan bir bütçe ile gerekeni yapmaya çalışıyoruz. Bizde 12 yangın kulesi vardır. Bunlar yaz sezonu boyunca 12 veya 24 saat görev yapar" dedi.
Gaminiler de ağaç katliamının başında yer alır
Ağaç katliamının başında gaminilerin de yer aldığını kaydeden İlkay İlseven, bununla ilgili denetlemeleri devamlı yaptıklarını söyledi.
Gaminiler için Orman Dairesi'nin, Tarım Bakanlığı'nın ve Çevre Dairesi'nin büyük uğraşlar verdiğini kaydeden İlseven, "Özellikle Güzelyurt bölgesinde yer alan gaminilere gidip incelemelerde bulunduk. Gaziveren'de son zamanda bu yerler çok arttı. Yedidalga'dakileri ise kaldırdık. Buradakiler orman alanına yakın oldukları için devamlı yangına yol açıyordu. Siyasilerin o yıllarda kaldırılmasına izin vermediği bazı gaminiciler ise hâlâ faaliyet gösteriyor. Yeni uygulamaya göre bütün gaminiciler bir yerde toplanacak. Bir kişinin 4 tane ocakla çalışmasına izin vermeyeceğiz. Herkesin bir veya iki tane ocağı olacak. Vatandaş olmayan kişiler ocak yakıyor. Bunun önlemini alıyoruz. Eylül ayına kadar, elinde odun bulunduranlar bitirecek ve gösterdiğimiz yerlerde faaliyet gösterecek. Bu yer Gaziveren'de eskiden çakıl alınan bölge olacak. Gamini sayısını da düşürdük. Bu kişilerin yaktığı odunların çoğu portakaldır. Yaş ağacın kesilmemesi için talimatlarımız vardır. Gaminileri de bir disiplin altına alacağız" diye konuştu.
Anız hiçbir dönemde yakılmayacak
Son zamanlarda anız yakmanın çevre felaketine dönüştürüldüğünü de kaydeden İlkay İlseven, anızın yakılmasıyla yurdun bitki örtüsünün yanı sıra telefon direklerinin, bölgede bulunan ağaçların da bu yüzden yandığını söyledi.
Anız için yasada değişiklik yaptıklarını anlatan İlseven, "Yasa, Bakanlar Kurulu'ndadır. Artık hiçbir zaman yazda ve kışta kimse anız yakamayacak. Bu, İçişleri Bakanlığı'nın kontrolünde olacaktır" dedi.