Denktaş: Referandum için meclisten yasa geçmelidir
19 Şubat'ta başlayan müzakere sürecinde liderler, dün 13'üncü randevuda bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Denktaş, "referandumu" gündeme getirdi
Denktaş: Referandum için meclisten yasa geçmelidir
YASAL DÜZENLEME GEREKİR... Denktaş: Annan Planı temelinde sürdürülen müzakerelerin sonucunda varılacak anlaşmanın referanduma sunulabilmesi için bir takım yasal düzenlemeler gerekir. Yasal ve anayasal zorluklar bulunuyor. Referandum için meclisten bir yasa geçmesi gerekir
KABARIK ANAYASA TASLAĞI... "Komitelerin çalışmasıyla ortaya kabarık bir anayasa taslağı çıktı, ancak bunun tercümesi uzun zaman alacak. Görüşmeler, Türk tarafının iki ayağını bir pabuca sokacak şekilde sürdürülüyor. "Acele işe şeytan karışır", halkın geleceği söz konusudur"
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı temelinde sürdürülen müzakerelerin sonucunda varılacak anlaşmanın halkın referandumuna sunulabilmesi için bir takım yasal düzenlemeler gerektiğini, yasal ve anayasal da zorluklar bulunduğunu söyledi.
Annan Planı'nın KKTC'yi ortadan kaldıracağını ve böyle bir oluşumu kabul etmediklerini belirten Denktaş, "Halkın bilmesi gereken bu egzersizin sadece KKTC'yi ortadan kaldıran değil, hiç yokmuş gibi davranan bir egzersiz olduğudur" diye konuştu.
Komitelerin çalışmasıyla ortaya kabarık bir anayasa taslağı çıktığını ancak bunun tercümesinin bile uzun zaman alacağını ifade eden Denktaş, görüşmelerin iki ayaklarını bir pabuca sokacak şekilde sürdürüldüğünü belirtti ve "acele işe şeytan karışır" atasözünü anımsatarak, bir halkın geleceğinin söz konusu olduğuna işaret etti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, dün 13'üncüsü yapılan görüşmede, referandum, AB'yle uyum, kurucu devletlerin borçları, güvenlik, yüksek mahkemenin oluşumu, havacılık gibi konuların ele alındığını açıkladı.
Saat 14.00'teki rutin basın açıklamasında dünkü görüşmenin içeriğiyle ilgili bilgi veren ve gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, gelinen aşamada bugüne dek Türk ve Rum taraflarının ne istediğini ortaya koyacak şematik bir çalışma yaptıklarını, tamamlanınca basına ve kamuoyuna açıklayacaklarını duyurdu.
Denktaş, bugün görüşme yapılmayacağını ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto'nun Atina'ya gideceğini kaydederek, yarın başlayacak al-ver sürecinde Türk tarafının stratejisinin Ankara'yla birlikte hazırlandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, kuzey parça devletinin 1700 polisi olması önerisini kabul etmediklerini ve sayının artırılmasını istediklerini belirterek, "güvenlik" konusundaki Rum yaklaşımını kabul edilemez ve tehlikeli diye niteledi.
Bu arada Başbakan Mehmet Ali Talat, cumhurbaşkanının basın açıklamasından kısa süre önce Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldı. Talat, gazetecilerin sorusu üzerine Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la İstanbul'a uçacaklarını, oradan Ankara'ya geçeceklerini, bu akşam da İstanbul üzerinden KKTC'ye döneceklerini söyledi.
Taraflar, 13'üncü kez bir araya geldi
Kıbrıs'ta, Avrupa Birliği üyeliğinin resmen başlayacağı 1 Mayıs 2004'ten önce Annan Planı çerçevesinde bir anlaşmaya varılması hedefiyle 19 Şubat'ta başlayan müzakere sürecinde liderler dün 13'üncü randevuda bir araya geldi.
Denktaş'la birlikte dünkü görüşmeye Başbakan Mehmet Ali Talat, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, Anayasa Danışmanı Mümtaz Soysal ve KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ eşlik etti.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un heyetleriyle birlikte katıldıkları Kıbrıs müzakerelerinin 13'üncüsü tamamlandı.
Bir buçuk saatten kısa süren dünkü görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Denktaş, görüşmelerin dünkü bölümüyle ilgili saat 14.00'te basına açıklamalar yaptı, soruları yanıtladı.
New York'ta varılan mutabakat gereği 19 Şubat'ta Lefkoşa'da ara bölgede başlayan görüşmeler, BM genel sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto gözetiminde yapılıyor. 22 Mart'a kadar sürecek müzakerelerin ikinci safhasında Türkiye ve Yunanistan da devreye girecek ve bir haftalık sürede uzlaşılamayan noktaları gidermeye çalışacak. Tarafların Annan Planı'ndaki değişikliklerde anlaşmaya varamaması halinde son sözü BM Genel Sekreteri Kofi Annan söyleyecek ve kendi adını taşıyan Kıbrıs çözüm planına son halini verecek."
"Annan Planı'nın felsefesinde, KKTC hiç
olmamış gibi bir yaklaşım var"
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, basın açıklamasında, referandum konusunda anayasal zorunluluklar ve zorluklar bulunduğunu, Annan Planı'nın felsefesinin hiçbir zaman KKTC olmamış gibi bir yaklaşım olduğunu söyledi. Bunu anayasal, yasal ve siyasal açıdan kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirten Denktaş, referandum için meclisten bir yasa geçmesi gerektiğini kaydetti.
Denktaş, Cumhuriyet Meclisi'nde oluşturulan "Görüşmelerdeki Kıbrıs Türk Kurucu Devleti'nin Anayasa Taslağını Hazırlama Komitesi"nin gece gündüz çalışarak ortaya kabarık bir anayasa çıkardığını ama bu çalışmanın Türkçe olduğunu, tercümesinin bile günler alacağını belirterek görüşme sürecine konan zaman sınırlamalarına bir kez daha tepki gösterdi.
"Kabul etmemiz mümkün değil"
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, referandum konusunda anayasal zorunluluklar ve zorluklar bulunduğunu, dünkü görüşmede bunlara değindiklerini belirterek, "Meclisimizin bir yasa geçirmesi lazım. Bu yasanın statüsü nedir? Bazı insanlar, bazı arkadaşlar KKTC'nin var olmaya devam edeceği zannı içerisindedir. Halbuki Annan Planı'nın felsefesi ve esprisi sanki hiçbir zaman KKTC olmamış gibi bir yaklaşım içerisindedir. Böyle bir yaklaşımı tabiatıyla bizim anayasal, yasal, siyasi açıdan kabul etmemiz mümkün değildir" dedi.
"Anayasa taslağı hazır,
tercüme günler alır"
Denktaş, başsavcının bu konuyla ilgilendiğini kaydederek, sorunun en kolay hallinin KKTC'nin bütün hakları ve varlıklarıyla kurucu devlete tekabül etmesi olabileceğini söyledi. Bu zorlukların var olduğunu söylediklerini kaydeden Denktaş, komitenin gece gündüz çalışarak ortaya kabarık bir anayasa çıkardığını ama Türkçe olduğunu, tercümesinin bile günler alacağını, halbuki 12 Mart'ta verilmesi gerektiğini anlattı.
Anayasa çalışmasını dün sabah aldığını ancak henüz incelemediğini ifade eden Denktaş, "İki ayağı bir pabuca sığdırma meselesi devam etmektedir. Acele işe şeytan karışır daha evvel de söyledim, yine tekrarlıyorum. Bir topluluğun, halkın geleceği, kaderi tayin edilecektir. Ama zaman bizi zorlamaktadır" diye konuştu.
"AB komiseri Türk olsun"
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, AB yasalarıyla uyum sağlayabilmek için zamana ihtiyaçları olduğunu, AB'yle yakın işbirliği gerektiğini belirterek, dolayısıyla AB komiserlik görevine bir Türk'ün atanmasını uygun gördüklerini açıkladı. Ya dışişleri bakanının ya da AB'yle ilgili bakan arasında Türk Rum değişimi olacağını, komiserin de bir dönem Türk, bir dönem Rum olacağını, Türk'ten başlamasını istediklerini anlatan Denktaş, konuyla ilgili belge de verdiklerini bildirdi.
"Borçlanan ödesin... Güvenlikteki yaklaşımları tehlikeli..."
Kurucu devletlerin borçları konusunun ele alındığını ifade eden Denktaş, borçlanan kurucu devletlerin borcunu ödemesi gerektiği, paylaşmanın anlamı olmadığı yönünde görüşlerini açıkladıklarını kaydetti. Cumhurbaşkanı Denktaş, güvenlik konusundaki Rum yaklaşımını ise "birçok tehlikeler yaratan, tamamen kabul edilmez, kendilerini büyük güvensizlikle karşı karşıya bırakan bir belge" diye niteledi.
Denktaş, güvenlik konusunda tatmin edilmesi gereken tarafın hem sayı, hem de 1963'ten başlayan olayların sorumlusu olmadıkları gerekçesiyle Türk tarafı olduğunu belirterek, Rumların istediği şekilde BM Barış Gücü'ne icra hakkı veremeyeceklerini söyledi.
Dünkü toplantıda polis sayısının da görüşüldüğünü, KKTC'de 1700 polis olduğunu, Başbakan'ın bu sayının bugünkü şartlarda yetersiz kaldığını savunurken plana 1700 rakamının girdiğini belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, rakamın çoğalması gerektiğini, bunun aslında karışılmaması gereken bir iç mesele olduğunu ifade etti.
"Kat kat fazla BM gücü"
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, şöyle konuştu:
"Bize 1700, Rumlara 3 bin kadar polis kuvveti öngörürlerken, kendileri 7 bine yakın BM gücü getirecekler Kıbrıs'a... Dünyanın hiçbir yerinde, bölgedeki polis, güvenlik kuvvetlerinden kat kat fazla yabancı kuvvetler bulundurulmuş değildir. Bunu niye yaptıklarını sorduğumuzda, -bu kez değil bundan evvel- cevapları 'çünkü başlangıçta çetin olaylar bekliyoruz' olmuştur. 30 yıldır hiçbir olay olmayan memleketi barışa götüreceksiniz diye çetin olaylar ortamına götürmenin anlamı nedir? Tedbirli olmak lazım diyorlar. Ama bölge polis kuvvetlerinin fevkinde (üstünde) ve kat kat fevkinde bir BM kuvvetinin konuşlandırılması ve bunlara icra yetkisi verilmesi, tabiatıyla düşündürücüdür, kabul edilemezdir.
Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası konusunda Rumlar Yunanistan'ın da kendilerinin askeri kuvvetlerinin Kıbrıs'a gelmesini istiyorlar. Biz bu kuruluşla işbirliğini askeri katılımın dışında düşünüyoruz. Askeri olmayan konularda işbirliğini kabul ediliyoruz ve bu konuda yazılı değişiklik önerilerimizi verdik."
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Yüksek Mahkeme'nin oluşumu ve çalışmasıyla ilgili belgeleri de verdiklerini kaydederek, ilk mahkeme denilen bir mahkeme kurulmak suretiyle Rumların kuzeydeki mahkemelere başvurmasını önlemek için istedikleri bir kuruluş gördüklerini ve doğrusunun, doğal olarak her yerde yapılanın yapılması için belge verdiklerini açıkladı.
Havacılık
Dünkü görüşmede gündeme gelen bir diğer konunun havacılık olduğunu bildiren Denktaş, konuyla ilgili görüşlerini bugün (dün) öğleden sonra ileteceklerini duyurdu ve Rumların da kendilerine bugün (dün) öğleden sonra vereceği belgeler olacağını, dün sundukları belgelere cevap haklarını kullanacaklarını anlattı.
Bugün görüşme yok
Denktaş, bugün toplantı olmayacağını, De Soto'nun Yunanistan'a gidip geleceğini öğrendiklerini ve bundan sonraki toplantının yarın saat 10.00'da yapılacağını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, bugüne kadar Türk ve Rum taraflarının ne istediğini ortaya koyacak şematik bir çalışma sürdürdüklerini de açıklayarak, "Hazır olunca bunu da halkımıza sunacağız" dedi.
"Uşak mı, yoksa evin iki eşit
sahibi miyiz belirlenmesi lazım"
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı'nın sadece KKTC'yi ortadan kaldıran bir egzersiz değil, hiç yokmuş, hiç olmamış gibi davranan bir egzersiz olduğunu halkın bilmesini istedi.
Denktaş, yarın başlayacak al-ver sürecinden önce "ev sahibiyle uşak mı, yoksa evin iki eşit sahibi mi olunduğunun belirlenmesi; alıp verilecek şeylerin de eşit değerde olması gerektiğini" söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, basına açıklamalarının ardından soruları yanıtladı.
Referandum yasası konusundaki zorlukların KKTC açısından neler olduğunu soran gazeteciyi yanıtlayan Denktaş, şu açıklamayı yaptı:
"Bana göre ve bazı kişilere göre, referandum yasası meclisten geçeceğine göre, meclis meclisimizi ortadan kaldıracak, devleti yok farz edecek bir referandum için cevaz veremez diyoruz. Bunun yapılabilmesi için hiç olmazsa asgari, meclisin üçte ikisinin oy vermesi gerekir. Çünkü anayasayı ortadan kaldırmaktır ki bizim anayasamızda dokunulmayacak, değiştirilemez maddeler vardır. Yani bir yasal durumla karşı karşıyayız.
Sayın De Soto'nun yaklaşımı 'bir süreç başlamıştır bu sürecin sonunda halk karar verecektir. Dolayısyla bütün bunları siz halka sunacaksınız. Halkın kararı neyse bu da kabul edilecektir' şeklindedir. Halk neyi bilecek? Önümüzde kalan 3-4 hafta içinde Annan Planı'nın içeriğini mi bilecek? Kendisi için yapılmış anayasayı mı bilecek? Neyi bilecek? Neyi bilerek karar verecektir?"
"Bu acele niçin?"
Cumhurbaşkanı Denktaş, bazı insanların 'ev benim mi değil mi, Rum geldi de istediydi, onun için bu belirsizlikten kurtulayım' diye düşündüğünü belirterek, "Düşünülecek şey, bundan sonra ne olacağımızdır. Şahıs olarak değil, halk olarak ne olacağımızdır. Devletimizin ne olacağıdır. Hangi statüyle bizi Rumlar peşlerine takıp AB'ye sürüklemek istemektedirler ve bu acele niçindir" diye sordu.
AB'nin Rumları üye almakla yaptığı hatayı acele acele Türklerin imzasıyla meşrulaştırmak istediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle devam etti:
"İnsaflı olmalarını istiyoruz. Bu anlaşmayı kabul ettiğimiz taktirde insanlarımızın nasıl etkileneceğini, herkesin düşünmesini istiyoruz ve yerinden olacak insanların rehabilite edilecekleri parasal ve planlama açısından imkanların elde olmasını istiyoruz. Kumar oynayamayız halkımızın hayatıyla ve geleceğiyle... Dolayısıyla hakikaten herkes kendi durumunu düşünüp de propaganda altında 'Rum geldi seni atacak evden' diye bir huzursuzluk içine girip yanlış karar vermesinler. Ne kadar sahip çıkarsak o kadar kazanacağız. Her şeyimize sahip çıkalım. Tapumuza da sahip çıkalım. Eğer biz kendi tapumuz geçersizdir demeye başlarsak, tabiatıyla o tapunun kıymeti olmaz. Kendi tapularımız, devletimizin her kararı gibi geçerlidir. Bunun bilinci içinde olmamız gerekir."
Denktaş, al-ver süreci için Ankara'yla bir strateji belirlenip belirlenmediği sorusuna "Ankara burada biliyorsunuz. Ankara'nın üst seviyede bir heyeti devamlı burada. Temas halindeyiz. Tabiatıyla belirledik" yanıtını verdi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, "Bir meclis kendi devletini iptal etme yetkisine haiz mi" sorusuna karşılık, bunları konuşunca "Denktaş işi yokuşa sürmek istiyor" dendiğini belirtti ve bunların bırakılmasını istedi. Hukukçunun düşünüp taşınıp kendilerine görüş vereceğini bildiren Denktaş, ona göre bu konuyu konuşacaklarını söyledi.
Halkın bilmesi gereken şey
Hukukçuların bu konuda değişik görüşleri olduğunu kaydeden Denktaş, "Ancak halkımızın bilmesi gereken bir şey vardır, bu egzersiz sadece KKTC'yi ortadan kaldıran bir egzersiz değil, hiç yokmuş, hiç olmamış gibi davranan bir egzersizdir. Yani 30 senedir yapılan icraatlar, alınan kararlar, geçirilen yasalar ne olacak? Bunların cevabı yok bunun içinde" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Türkiye'yle yapılan anlaşmaları kabul ettirmek istediklerini ona da itiraz geldiğini belirterek, "Biz o zaman senin Yunanistan'la yaptığın anlaşmaları kabul eder miyiz" diye sordu ve bu konularda iki tarafın birbirine daha açık ve samimi davranması gerektiğini vurguladı.
"Çünkü onlar bizden ne istiyorsa biz de onlardan istiyoruz, hemen hemen aynı şeyi" diyerek bu görüşünün gerekçesini açıklayan Cumhurbaşkanı Denktaş, bunun da varlığın, eşitliğin, iki halktan biri olduğunun kabul edilmesine geldiğini anlattı. Bunlar bile reddediliyorsa ve kendilerini reddediyorlarsa ne olacağını düşüneceklerini kaydeden Denktaş, bu konularda tarafların isteklerini içeren şematik bir çalışma yapıldığını, hazırlandıktan sonra basına tam bilgi verileceğini söyledi.
Rehabilitasyon
için 4 milyar dolar
Denktaş, bir uzmanın yaptığı araştırmada rehabilitasyon konusunda gereken kaynağın 4 milyar dolar olarak hesaplandığını belirterek, bunun resmi bir rakam olmadığını, çok daha fazla bir rakam da çıkabileceğini ve bu çalışmanın suretini gayrı resmi belge olarak sunduklarını açıkladı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı'ndaki işlemlerin yapılabilirliğinin paranın bulunmasına bağlı olduğunu kaydederek, "Bulunamadığında ne yapacağız" diye sorduklarında Rum tarafının "Bize ne, zaman içinde yap" dediğini söyledi.
"Bulunamazsa ne yapacağız? Atacak mıyız insanları? Aşağı yukarı onların istediği o... BM'ye hak verilsin, günü, saati gelince gelsin hepimizi sokağa atsın" diyen Denktaş, BM'nin de bunları dinlediğini ve haklı bir durum olduğunu görünce, eski görüşlerde ısrar edilmeyeceği umudunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı bir başka soru üzerine, al-ver sürecinin herhalde BM inisiyatifinde gerçekleşeceğini, iki tarafı dinleyen BM yetkililerinin görüşlerini söyleyeceğini, bunların tartışılacağını, alıp vermek için evvela karşılıklı kim olunduğunu da teslim etmek gerektiğini vurguladı.
"Evin eşit sahibi mi, uşağı mıyız?"
Denktaş, "Ev sahibiyle uşak mıyız? Yoksa evin iki eşit sahibi miyiz? Bunların belirlenmesi lazım. Ve alıp verilecek şeylerin de eşit değerde olması lazım" dedi.
Anayasal sıkıntıların aşılabilmesi için KKTC'nin 24 saatliğine tanınması formülünün konuşulup konuşulmadığı sorusuna da Denktaş, "Hayır bu konuşulmadı" diye karşılık verdi.