Denktaş: Görüşmelerle ilgili halktan gizlenmiş bir sürü konu var
Merhum Başbakan Osman Örek'in ölümünün 5'inci yıldönümünde, Lefkoşa Anıt Mezarlığı'ndaki kabri başında anma töreni düzenlendi. Cumhurbaşkanı Denktaş, törende konuşma yaptı
Denktaş: Görüşmelerle ilgili halktan gizlenmiş bir sürü konu var
HEYET, GERİYE NE GETİRECEĞİNİ BİLMİYOR... Denktaş: Görüşmelerle ilgili olarak halktan gizlenmiş bir sürü konu bulunuyor. KKTC heyeti de bunları bilerek İsviçre'ye gitti. Heyet, geriye ne getireceğini bilemiyor. Ben bir şey getirilemeyeceğini gördüğüm için gitmedim, inşallah yanılırım. Heyetin iyi bir netice alıp dönmesini diliyorum. Ancak bu şekilde dönmezlerse Dr. Küçük ve Osman Örek, zamanında dirildiğiniz gibi dirilmenizi istiyorum
HALK, BAŞINA NE GELECEĞİNİ BİLMEZ HALDE... "Halkımın göçe zorlandığını, nereye gideceğini bilmediğini, ne olduğunu başına gelenleri bilmez halde şaşkın şaşkın birbirini suçladığını görmek istemiyorum. Zorlamalara karşı İsviçre'den gelen neticeye de bakarak gerekli cevap referandumda verilecek"
DEVLET DEVLET MİDİR?... "Kurucu devlet dedikleri devlet devlet midir, nahiye midir; Rum'un anayasasına bağlı onun emrinde hareket edecek kısıtlanmış bir kuruluş mudur? Türkiye'nin garantisi ilanihaye devam ediyor mu? Yoksa bu planın öngördüğü şekilde Türkiye AB'ye girdiğinde tamamen tek bir Türk askeri kalmamak üzere adadan çıkıyor mu?"
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görüşmelerle ilgili olarak halktan gizlenmiş bir sürü konu bulunduğunu, KKTC heyetinin de bunları bilerek İsviçre'ye gittiğini söyledi.
Heyetin geriye ne getireceğini bilemediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, "Ben bir şey getirilemeyeceğini gördüğüm için gitmedim, inşallah yanılırım. Heyetin iyi bir netice alıp dönmesini diliyorum. Ancak bu şekilde dönmezlerse, Dr. Küçük ve Osman Örek zamanında dirildiğiniz gibi dirilmenizi istiyorum" dedi.
"Halkımın göçe zorlandığını, nereye gideceğini bilmediğini, ne olduğunu başına gelenleri bilmez halde şaşkın şaşkın birbirini suçladığını görmek istemiyorum" diyen Denktaş, zorlamalara karşı İsviçre'den gelen neticeye de bakarak gerekli cevabın referandumda verileceğini söyledi.
Merhum Başbakan Osman Örek'in anma töreninde konuşan Denktaş, halktan referandumda bakması gereken konuları da kısaca şöyle sıraladı:
"Kurucu devlet dedikleri devlet devlet midir, nahiye midir; Rum'un anayasasına bağlı onun emrinde hareket edecek kısıtlanmış bir kuruluş mudur? Türkiye'nin garantisi ilanıhaye devam ediyor mu? Yoksa bu planın öngördüğü şekilde Türkiye AB'ye girdiğinde tamamen tek bir Türk askeri kalmamak üzere adadan çıkıyor mu?"
Milli mücadelede önemli hizmetler vermiş, devlet yönetiminde çeşitli üst kademe görevlerinde bulunmuş Merhum Başbakan Osman Örek, ölümünün 5'inci yıldönümünde anıldı.
Örek'in ölüm yıldönümü dolayısıyla dün saat 10.00'da, Lefkoşa Anıt Mezarlığı'ndaki kabri başında anma töreni düzenlendi.
Törene Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Osman Örek'in eşi Neriman Örek, Başbakan Vekili Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu, TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Işık Koşaner, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul, Ana Muhalefet Partisi UBP Genel Başkanı adına UBP Milletvekili İrsen Küçük, İçişleri Bakanı Özkan Murat, devlet ve hükümet yetkilileri ile dernek, kurum kuruluş temsilcileri ve aile dostları katıldı.
Törende, protokol sırasına göre çelenklerin konulmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu. Tören, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın konuşmasının ardından tamamlandı.
Mücadele
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş törende yaptığı konuşmaya, KKTC heyetinin, İsviçre'de başlatılmış olan Kıbrıs müzakerelerinin 2. safhasında, Kıbrıs Türk halkının ve anavatan Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki haklarını koruma mücadelesi vermekte olduklarını hatırlatarak başladı.
Osman Örek ve Dr. Küçük ile "Türkiye'ye kavuşmak, Türkiye'nin gölgesinde hür ve korkusuz yaşamak, Enosis'i önlemek, Kıbrıs'ın anavatanın bağrına saplanan bir yunan hançeri haline gelmesine mani olmak ve Kıbrıs'ın Girit gibi elden gitmesini önlemek" mücadelesinde beraber olduklarını ifade eden Denktaş, bu mücadelede kaybedilecek tek şeyin haklarının olduğunu bilerek hareket ettiklerini kaydetti.
Denktaş, "Kıbrıs üzerinde hak iddia ediyorduk. Yetmiş bin Türk şehidinin hakkı, Enosis'e karşı direnenlerin hakkı, koloni idaresini daha kötü bir koloni idaresine çevirmek isteyenler karşısında hürriyet hakkımızı savunuyorduk. Kaybedeceğimiz bunlardı. Ve bunlar için insan, hayatını da feda etmeye hazırdır" dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Türk halkının geçmişte çektiği acıları ve zorlukları da anlatarak, korkulu günler geçirdiklerini fakat korkmadıklarını, çünkü arkalarında Anadolu'nun olduğunu ve Anadolu'nun "Ben varım ve Enosis'e karşıyım, asla Enosis olamaz" dediğini söyledi.
Osman Örek'in bir kanun adamı olarak dışta yaptıkları temaslar sırasında yabancıların Kıbrıs'a bakış açılarını ve hak-hukuk tanımayan davranışlarını gördükçe sinirlenip bozulduğunu anlatan Denktaş, Osman Örek'in "bu dünyada hak adalet kalmadı" dediğini belirtti.
Rauf Denktaş, Osman Örek'le birlikte yaptıkları temaslar sırasında hürriyeti kazanmak, Türkiye'nin haklarını korumak peşinde olduklarını belirterek, bu temaslar sırasında Türkiye'yle beraber gönül gönüle ve korkusuz olduklarını vurguladı.
Patlayan fren
Kahramanca verilen bir mücadele sonucunda ortaklık devleti kurulduğunu belirten Denktaş, Osman Örek'e hitaben şöyle konuştu:
"Bu devletin bakanı oldun, savunma bakanı oldun. 'Direksiyon Rumlarda ama fren bizde' dedin. 'Rum bunu alıp kaçamaz' dedin. Çünkü garanti anlaşmalarıyla Kıbrıs, Türk Yunan nüfusu içerisinde artık hür yaşayacaktı. Bundan kaçma yoktu. Çünkü Türk garantileri vardı. Ama üç yıl içinde Makarios freni patlattı sandı ve adayı Yunanistan'a bağlamak için yola çıktı. Yine seninle beraber New York'ta Avrupa'da, bugün İsviçre'de arkadaşlarımızın yaptığı gibi, yapılan haksızlığı haykırmak, antlaşmalar çerçevesinde yasal haklarımızı kaybetmemek mücadelesini verdik. Yılmıyordun; 'Yunan yanlış yola çıktı, Makarios yanlış yoldadır' diyor ve o kapkara günlerde halkımızın küçük küçük bölgelere hapsedildiği, bunlar arasında dolaştığında yakalanıp yok edildiği günlerde, yine Dr. Küçük'ün yanında halkımızın başını dik tutmasını, ümitle geleceğe bakmasını, 'Rumların çıkmış olduğu bu yolun sonu gelmez, haklarımız yenmez, çünkü Türkiye garantörümüzdür, çünkü Türkiye yanımızdadır' diyerek, halka moral vererek o kötü günleri arkada bırakıyordunuz. Ve 1974 gününü seninle beraber yaşadık. Artık korkusuz yaşayacaktık. Nüfus mübadelesi yaptık, hürriyete kavuşmuştuk. Kendi kendimizi idare ediyorduk..."
Direniş
"Ve görüşmeler görüşmeler görüşmeler" diye devam eden Cumhurbaşkanı Denktaş, bu görüşmelerde can pahasına korudukları, elde ettikleri hakların alınmaması için, yok edilmemesi için direndiklerini belirtti. Denktaş şöyle konuştu:
"Öyle bir noktaya geldik ki, yabancılar Yunanın dostları, Rum'un kandırdığı makamlar, Kıbrıs'ı Rum'a mal etmek için ellerinden geleni yapmaya başladılar. Kıbrıs Cumhuriyeti'ni yıkmış olan Makarios' ve ondan sonra gelenleri, meşru Kıbrıs hükümeti diye başımıza koydular. Eşitsiniz diyerek bizi masaya oturttular ama eşitlikten haber yoktu; 'Rum tarafı meşru hükümet, siz o hükümetin dünyaya azınlık olarak tanıttığı cemaatsınız...' Bunları değiştirmek için, eşitliği sağlamak için, egemenlikten vazgeçmemek için, ortaklaşa yeni bir ortaklık devleti kurmak için iyi niyetle yapılan her şeyi Rum tarafı cebine attı ve yine meşru hükümet olarak yoluna devam etti."
Annan Planı
Bir gün, hastanede canıyla uğraşırken iyi niyet görevinin üzerine çıkılarak iki tarafın rızası alınmadan ortaya Annan Planı'nın konulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Bu iyi niyet görevi dışında, bir empoze, baskıydı" dedi.
Hastaneden KKTC'ye gelinceye kadar geçen süre içerisinde halka planın çok iyi olduğu ve derhal kabul edilmesi gerektiğinin yayıldığını ifade eden Denktaş, haklar, eşitlik, egemenlik, toprağın bütünlüğü içine girmeden görüşülmemesi gereken bu belgenin görüşülmeye başlandığını söyledi.
Denktaş, planın görüşülme nedenini de; eşitliğin, egemenliğin, Türkiye'nin garantisinin devamını elden yitirmemek olarak açıkladı.
Denktaş, 1'inci, 2'nci ve 3'üncü Annan planlarının gelip gittiğini ancak "meşru Kıbrıs hükümeti" olarak Rum Yönetimi'nin karşılarında oturmaya devam ettiğini, konuşulan 6 hafta sonunda isteklerden tek birinin kabul ettirilemediğini belirtti.
Denktaş, "Açıkça bize, 'Kıbrıs cumhuriyeti, anayasası vardır, AB'ye de kabul edildik. Dolayısıyla siz bu çerçeve içinde bir şeyler alabilirsiniz' denildi. Arkadaşlarımız ikinci safhaya bu şartlar altında gidiyorlar" dedi.
"Liderliğin elinde bırakılan"
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş şöyle devam etti:
"Kimse yanlış anlamasın. Liderliğin elinde müzakere etmekten başka bir şey bırakılmış değildir. O müzakereler de eşitsizlik sathında yapılmaktadır. Bütün oyun anlaşsak da anlaşmasak da, anlaşamadığımız noktaları başkalarının doldurması hatta anayasamızı da başkalarının yapması kaydıyla, ama 600-700, belki 1000 sayfa olacak bu belgeleri Türkçe'ye tercüme edip halka ne oluyor söylemeden referanduma sunacağız, halka soracağız... "
Referandumda halk nelere bakmalı
"Sayın Örek seni rahmetle anıyoruz. Dr. Küçük'ü rahmetle anıyoruz. Bu halka güvenerek yürüdünüz, halk da size güvendi. Biz de bu halka güvenerek diyoruz ki, referandumda halkın bakması gereken şeyler nelerdir;
Kurucu devlet dedikleri devlet devlet midir, nahiye midir, Rum'un anayasasına bağlı onun emrinde hareket edecek kısıtlanmış bir kuruluş mudur? Türkiye'nin garantisi ilanıhaye devam ediyor mu? Yoksa bu planın öngördüğü şekilde Türkiye AB'ye girdiğinde tamamen tek bir Türk askeri kalmamak üzere adadan çıkıyor mu? Türkiye ile Yunanistan arasında garanti konuları konuşuluyor, gazetelerden görüyoruz; Yunanistan'ın talepleri, 'Garanti anlaşmasına, Türk askerine gerek yok. Artık şu tarihe kadar hepsi adadan çıksın' şeklinde... Zaten Rumların AB'ye müracaatları, silahla yapamadıklarını AB yoluyla yapmak içindi. Garanti anlaşmasını, ezerek çiğneyerek yok farz ederek yapılan bir müracaattı bu. Akritas Planı'nda, 'Enosis'in önündeki engel garanti anlaşmasıdır' deniliyordu. 'Bundan kurtulalım Enosis'in kapısı ardına kadar açılır.' Bütün maksat buydu. Yoksa ekonomik açıdan hele ilk beş-on yıl darbe yiyeceklerini biliyorlardı ama müracaatın nedeni politikti. Şimdi Yunanistan diyor ki; 'AB yeterli garantidir. Türk askerine gerek yok çıksın. Müdahale hakkı kabul edilmez, aksine Kıbrıs'a müdahale edilemez şeklinde haklar verilsin...' İçte halkımız üzüm dalına asılı kurumuş üzümler gibi, böyle sert girince hepsi yere düşer. O şekilde bir toprak, mal-mülk meselesi getiriliyor..."
De Soto'ya söyledikleri
Son toplantıda De Soto'ya Rumların önünde, Kıbrıs'a barışı getirmediklerini, Türk tarafına binlerce saatli bomba koymakta olduklarını ve halkın mal-mülk meselesi nedeniyle birbirine düşeceğini, bunun halledilmesi çok kolayken hiç bakılmadığını söylediğini de anlatan Denktaş, De Soto'ya, hakem ve hakim olduklarını, "Rum'un tapusu geçerli, Türk'ün tapusu geçersizdir" dediklerini ve halka yalan yanlış bilgi verdiklerini belirttiğini kaydetti.
Halktan gizlenenler
Rauf Denktaş, " 'Oturduğunuz yer, ev, mal eğer size kalacaksa şu veya bu nedenle bunun parasını siz vereceksiniz' diyorsunuz. Halk da zannediyor ki başkaları tazminatını verecek ve kendisi de Rum'un malında kalacak. Ve bunu halktan gizliyorsunuz dedim" şeklinde konuştu.
"Gizlenmiş bir sürü şey var. Arkadaşlarımız bunları bilerek gittiler. Bunlarla uğraşacaklardır" diyen Denktaş, heyetin geriye ne getireceğini bilemediğini vurguladı.
Denktaş, "Ben gitmedim, çünkü bir şey getiremeyeceklerini görüyorum. Referanduma her şeyin sunulacağını görüyorum. De Soto ve genel sekreterin ne kadar bize yakın tadilat yapabileceğine bakıyorum ve ümitli değilim. İnşallah bütün bunlarda yanılırım" dedi.
"Yanılmak istiyorum"
Temennisinin yanılmak olduğunu, heyetin güzel bir anlaşma ile dönmesini istediğini ifade eden Denktaş, Dr. Küçük'ün, Osman Örek'in kemiklerinin sızlamamasını istediğini vurguladı.
"Halkımın göçe zorlandığını, nereye gideceğini bilmediğini, ne olduğunu başına gelenleri bilmez halde şaşkın şaşkın bir birini suçladığını görmek istemiyorum" diyen Denktaş, buna dua ettiğini söyledi.
Heyetin iyi bir netice alıp dönmesini dilediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, "Ancak bu şekilde dönmezlerse, Dr. Küçük, Osman Örek zamanında dirildiğiniz gibi dirilmenizi istiyorum. Dünyanın hiçbir yerinde devletini yok etme yolunda heyecanla koşuşmuş insanlar görülmüş değildir" dedi.
Aç ve susuz olduğunu söyleyen bulunmadığını, ancak işsiz ve idareden şikayetçi olduğunu söyleyenin çok olduğunu ifade eden Denktaş, dünyanın hiçbir yerinde devletten şikayeti var diye devleti yok eden halkın görülmediğini tekrarladı.
Örek'e şikayet
Cumhurbaşkanı Denktaş sözlerini Osman Örek'e hitaben şöyle sürdürdü:
"Siz devlet yaratmış şerefli insanlarsınız. Osman, bizi Türkiye'den ayırmak istiyorlar. Türk askerinin selamlayıp bir daha geri gelmemek üzere çıktığını görmemizi istiyorlar. Garantör olarak Türkiye'nin müdahale hakkının ortadan kalktığını görmemizi istiyorlar. İçimize on binlerce Rum'un gelip yerleşmesini, halkımızın yarısına yakın insanların göçmen olmasını, kişiden kişiye mal-mülk meselesinin yıllarca sürerek bizi perişan etmesini öngörüyorlar. Annan şerefli bir insandır. En iyi genel sekreterlerden biridir. Planının Türk halkına yapmakta olduğu haksızlığı ve dengesizliği bilmiyordur. Kendisine 'iyidir, güzeldir kabul edilecektir' diyenler Rumlarla işbirliği yapanlardır. Sana bugün ölümünün yıldönümünde bu acı haberi veriyorum diye kızma; gerçekleri söylüyorum. Bu acı gerçekleri sen de bilerek mücadele etmiş bir insansın. Halkımıza bu gerçekleri bilerek başını dik tutmasını şehitlerimize layık olmasını, haklarından vazgeçmeyerek, güzel ve kalıcı bir barış için uğraşmasını istiyorum. Sen ne istediğimi zaten benden iyi bilirsin."
Referandumda cevap
De Soto'ya söylediklerinden sonra Rum heyetinden birisinin yanına giderek, "Doğruyu söyledin haklısın" dediğine de işaret eden Cumhurbaşkanı Denktaş, yabancıların dışarıda oturup, Kıbrıs'ın gerçeklerine gözlerini yumarak ortaya iyi niyet görevine girmeyen bir hareketle plan çıkardığını, bunu zorla kabul ettirmeye çalıştığını kaydetti.
Denktaş, "Referandumda çaremiz olup olmadığının cevabını İsviçre'den gelen neticeye bakarak hep birlikte vereceğiz. Ben arkadaşlarıma, bu tür toplantılarda çektikleri acıları, sancıları bilen bir kişi olarak dayanıklılık ve başarı diliyorum. Sanırım Osman Örek de bulunduğu göklerden aynı şeyleri söylemektedir: 'Başarılar kardeşim. Dik durunuz, haklarımızı koruyunuz' demektedir. Allah rahmet eylesin" dedi.