Denktaş: CTP'nin olmadığı bir hükümette biz de olmayacağız
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, matematiksel olarak uygun görülen CTP-BG'nin yer almayacağı bir yeni hükümet oluşumunda DP'nin de yer almayacağını belirtti. Serdar Denktaş, "Bizim dışımızda bir hükümet oluşabilmesi durumunda DP olarak yine halkımızın haklarını koruyucu bir politikayı, muhalefet saflarında da devam ettirmeye hazırız " dedi
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, matematiksel olarak uygun görülen Cumhuriyetçi Türk Partisi -Birleşik Güçler'in (CTP-BG) yer almayacağı bir yeni hükümet oluşumunda Demokrat Perti'nin (DP) de yer almayacağını belirtti.
DP olarak bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da doğru bildikleri yolda yürümeye devam edeceklerini vurgulayan Denktaş, "Kendi içimizdeki dezenformasyon odaklarının tüm çabaları bu anlamda boşa çıkacaktır. DP, çağdaş, uzlaşmacı vizyonu ve her türlü yeniliğe açık yapısıyla geleceğe damgasını vuracaktır" şeklinde konuştu.
Serdar Denktaş, dün sabah DP Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda 10 sayfalık metin okuyan Denktaş, özetle, Bakanlar Kurulu'nun kimlikle geçişler konusundaki kararı, Annan Planı ile başlayan süreç ve referandum, DP'ye yöneltilen eleştiriler, partiden ayrılan milletvekilleri, uluslararası girişimler ve yeni hükümet oluşumları konularına değindi.
Bakanlar Kurulu'nun kimlikle geçiş kararı
"Sözlerime güncel bir konu ile başlamak istiyorum" diye sözlerine başlayan Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Bakanlar Kurulu'nun cuma günü almış olduğu karar uyarınca güneyden kuzeye geçişlerle ilgili uygulamanın dünden itibaren farklı bir safhaya ulaştığına dikkat çekti.
Uygulamaya konulan kararın Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halklarının daha normal koşullarda temas kurmasını sağlayacak yeni bir adım olduğunu belirten Serdar Denktaş, "Bu adım ile bir taraftan güneyden kuzeye geçiş yapacak olan ve Kıbrıs Türk acenteleri vasıtasıyla çalışacak olan gruplara kolaylık getirilirken, münferit geçişlerde ise pasaport zorunluluğu ortadan kaldırıldı" dedi.
Kararın, Kıbrıs Türk tarafının 23 Nisan 2003'te başlayan tek yanlı uzlaşma yaklaşımımızın yeni bir parçasını teşkil ettiğini vurgulayan Denktaş, dünden sonra KKTC'ye ilk kez geçiş yapacak olan Kıbrıslı Rumların KKTC yasalarına, örf, adet ve geleneklerine uygun hareket ettikleri sürece Kıbrıslı Türklerin geleneksel misafirperverliği ile tanışacaklarını kaydetti.
Rumlardan da olumlu tavır beklentisi
"Ada üzerinde kalıcı bir çözüme ulaşmanın yolunun , iki halkın birbirine saygı göstermesi ile mümkün olacağı hatırlardan çıkmamalıdır" diyen Serdar Denktaş, bugüne değin atılan tüm olumlu adımlara Rum liderliğinden bir karşılık alınamadığına da dikkat çekti.
Denktaş, "Oluşan yeni koşulların Kıbrıs Rum siyasileri ile Kıbrıs Türk siyasilerinin de daha sağlıklı temas kurabilmeleri yönünde katkı sağlayacağına inanmaktayız" dedi.
Serdar Denktaş, Kıbrıs Türkleri, AB vatandaşları arasında ayrım yapmazken, Rum liderliğinden de kuzeyden güneye geçişlerde kafatasçı bir zihniyetle uygulamakta oldukları ayrımı artık ortadan kaldırmalarını beklediklerini vurguladı.
Denktaş, "Rum liderliği KKTC vatandaşları arasında doğum yerine göre ayrım yapmaktan süratle vazgeçmeli. Konu bugün (dün) yazılı olarak da Sayın Papadopulos'a iletilecektir" dedi.
Karara tepkiler
Serdar Denktaş, Bakanlar Kurulu'nun aldığı karara yönelik yapılan eleştirilere de değinerek, "Tek yanlı olarak uygulamaya konulan olumlu bir adımın sırf iç saiklerle böylesine olumsuz takdimi Kıbrıs Türk halkına fayda sağlamaz" dedi.
"Kıbrıs'ta barış engellenemez" dendiğini ancak bu barışın Rumlar tarafından %76 hayır oyu ile engellediğini vurgulayan Denktaş, şöyle devam etti:
"Bizim siyasilerimiz ve basınımızın bir kısmı hâlâ daha barışı engelleyeni kendi içimizde aramaktadır. Referandum süresince Kıbrıs Türklerine vaat edilenlerin yerine getirilmesini engellemek için Rum tarafı tam bir seferberlik ruhu içerisinde hareket ederken, biz burada koltuk kavgası ile meşgul duruma düşürülmekteyiz. Bugün atılan olumlu bir adım yine kendi yazarlarımız tarafından çeşitli yorumlarla işe yaramaz hale getirilmeye çalışılmaktadır. Bazılarımız "statüko" diye bir sözcüğü dillerine dolamışlar ve hâlâ kendi kendimizi tokatlamaya çalışmaktadırlar. Rum tarafının kronik uzlaşmazlığı gündemde değil. Gözünü Rum tarafının bizi eşit görmeyen, aşağılayan düşüncesine kalem oynatan yok. İçten ve dıştan atılan adımların kamuoyundan ne tepki aldığı, Kıbrıs ile ilgili dış etkenlerin oluşturacağı politikalarda önemli bir rol oynamaktadır .Bu nedenle basınımızdan özellikle beklediğimiz, Rum tarafının siyasetini ve tavırlarını, hiç değilse bizlere yapılanla eşit seviyede eleştirmeleri kamuoyunu bilgilendirmeleridir."
DP'ye saldırılar
"DP'ye yöneltilen saldırıların kökenini de irdelemek istediğini" de belirten Serdar Denktaş, DP'nin çözüm sürecinde olumsuz rol oynadığı iddialarını reddederek, bu iddiaların yanlış, kitleleri aldatıcı ve hakkaniyete sığmayan iddialar olduğunu vurguladı.
"Bu kesimlerin ellerinde bulundurdukları medya gücü ile halkımıza bu doğrultuda yanlış bilgi vermelerinin nedeni nedir?" diye soran Denktaş, Annan Planı ile başlayan süreçte halkı doğru bilgilendirerek siyaset yapmayı kendisine ilke edinen DP'nin, bu sürecin özellikle New York ile başlayan bölümünde son derece proaktif bir siyaset ortaya koyarak hem planın iyileştirilmesini sağladığını, referanduma giden yolu açtığını ve referandum sürecinde halka sadece gerçekleri anlatmak suretiyle vatandaşa kendine göre doğru kararı vermesinde katkıda bulunduğunu anlattı.
"Sürecin kendi gerçeği olarak karar vatandaş aitti. DP, bu gereği yerine getirmek suretiyle kararı vatandaşa bırakmıştır" diyen Denktaş, bir soru üzerine son gün kendi kişisel oyumun rengini nedenleri ile açıklaması üzerine yine aynı kesimlerin DP'yi karalama ve bölme kampanyasını başlattığını belirtti.
Serdar Denktaş, "Tüm bu saldırılara rağmen DP olarak bizler başımız dik doğru yolda yürümeye devam edeceğiz" dedi.
Kıbrıs'ta değişim
Siyasal ve sosyal sorunların, matematik veya fizik sorunlarından farklı olarak zaman içerisinde şekil ve içerik değiştirebileceğini belirten DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, "Siyasal ve sosyal değişimleri kavrayamayıp, 40 yıl öncesinin düşünce şekliyle günümüz siyasal ve sosyal sorunlarını çözmeye çalışırsanız, başarısızlık kaçınılmaz olur" dedi.
Kıbrıs sorunun çözümsüzlüğünde ana nedenin, Kıbrıs Türk ve Rum halklarının geçirmiş olduğu değişimi bugüne kadar görmemezlikten gelen, bu değişimleri gözlemleyemeyen girişimler olduğunu da ifade eden Denktaş, Annan Planı'nın ise bugüne kadar yapılmış önerilerin içerisinde, sorunu iyi tanımlayan felsefi bir yaklaşım ortaya koyduğunu ancak yine de başarılı olamadığını kaydetti.
Kıbrıs, BM gündeminde bir sorun olarak 1964 yılından beri durduğunu ancak 1963 yılında ortaya çıkan sorunla, bugünün Kıbrıs'ı arasında büyük fark olduğunu vurgulayan Denktaş, Kıbrıs siyasal tarihinin özetini yaptı.
Serdar Denktaş, "Aradan geçen yıllarda Kıbrıs Türkleri kendi devletlerini kurdular ve Taksim hedefini unuttular. Rumlar ise işgal ettikleri Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Enosis'e bir adım ve Kıbrıs Türklerini ortadan kaldırmak için bir araç olarak kullanmayı tercih ettiler. Kıbrıslı Rumlar bugün AB içerisinde olmakla Yunanistan'la bütünleşmelerini farklı bir şekilde de olsa sağladılar" şeklinde konuştu.
Denktaş şöyle devam etti:
"Özetle, Kıbrıs'ta 1964 tarihinden bu yana , yani geçtiğimiz kırk yıl içerisinde cemaatlar halklara dönüştü ve her biri muntazam çalışan ayrı birer devlet mekanizmasına sahip oldu. Muntazam çalışan bu mekanizmayı iyi yönetememiş olmamız ayrı bir konu. 1960'ta kurulan ve 1964'te işgal edilen Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ne dönüştü, Kıbrıs Türk halkı ise 1983'te KKTC'yi kurarak, egemenlik hakkına sahip çıktı. Kıbrıs adası üzerine çözüme ve kalıcı barışa, ancak bu geçtiğimiz kırk yılı ve bu süreçte iki halkın yaşadığı deneyimleri dikkate alarak varmak mümkündür."
Annan Planı ve felsefesi
Annan Planı'nın felsefesinin doğruluğuna inandıkları için bu planı geliştirmek ve Kıbrıs Türk halkı için kabul edilebilir bir şekle sokmak amacıyla şahsen ve Demokrat Parti olarak büyük uğraşlar verdiklerini ve bunu önemli oranda başardıklarına dikkat çeken Serdar Denktaş, planın artılarını şöyle sıraladı; Plan içerisinde, esasında özerk bir eyaletten biraz daha fazla fonksiyonları olmasına rağmen, Kıbrıs Türk Devleti tanımının kullanılması; 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Kıbrıs Türkü'nün kurucu ortak olduğunun tescili ve teyidi; egemenliğin halktan kaynaklanması gerektiğinin farkında olarak, egemence tanımının kullanılması; Kıbrıs'taki karşıtlığın siyasal kimlikler karşıtlığı olduğunun bilinciyle eşitlik kavramının kullanılması; muğlak bir şekilde de olsa 'yeni bir düzene' geçileceğinin vurgulanması; ilk kez Kıbrıs sorununun tanımını, 1964'te son bulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yeniden inşası perspektifinden çıkarma olanağı sunması.
"Kıbrıs Türkü'nün siyasal kazanç ve haklarını bu perspektif içerisinde aramalıyız" diyen Serdar Denktaş, planın "Kıbrıs'ın özgün ulusal kimliği" gibi cümleler kullanarak, 1960'larda olması gerektiği varsayılan ancak hiçbir zaman oluşmamış 'Kıbrıs ulusuna' da atıfta bulunduğunu da kaydetti.
Cesaretlendirmek
Serdar Denktaş, "Bundan sonra, BM genel sekreterini ve uluslararası topluluğu bu perspektifi bir adım daha ileriye götürebilmeleri, izolasyonların kaldırılmasını sağlamaları için cesaretlendirmek gerekir" dedi.
Denktaş, "Kıbrıs Türk halkı referandumda aldığı kararla, mülkiyet, toprak iadesi, vatandaşlık ve yeniden göç etme pahasına, kendi bölgesinde egemence yaşama, AB üyeliği ve dünyayla entegrasyon vaadiyle, tüm Kıbrıs üzerinde ortak ve eşit egemen olacağı 'yeni bir düzen' talebinde bulunmuştur. Bu yeni düzen Kıbrıs Rumlarının reddiyle gerçekleşememiştir. Halbuki Annan Planı'nın öngördüğü referandumlarla beraber, ilk kez iki halk siyasi bir ortaklık kurma fırsatı elde etmişti. Rumlar bu fırsatı geri ittiler" şeklinde konuştu.
Kıbrıs'ta yeni durum
Kıbrıs'ta referandumda Rumların hayırıyla 'yeni bir düzen'e geçilemediğini ancak yeni bir duruma geçildiğini de vurgulayan Serdar Denktaş, bu yeni durumda artık hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağını belirtti.
"Bu andan itibaren, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti olarak tanımlamak mümkündür" diyen Denktaş, "Çünkü Kıbrıslı Türklerle 'yeni bir düzen'de ortak devlet kurmak istemediklerini büyük bir çoğunlukla vurgulayan Rumlar, artık eski argümanlarının arkasına saklanmak olanağını yitirmişlerdir. "Kıbrıslı Türkler devletten çekildiler" argümanı artık geçersizdir. Aksine devleti işgal eden Rumlar, geçtiğimiz 40 yıllık süreçte, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ne dönüştürerek, Kıbrıslı Türklerle ortak bir devlette bulunmak istemediklerini göstermişlerdir" dedi.
Kıbrıslı Türklerin, ilelebet Kıbrıslı Rumları beklemeye ne tahammülleri ne de böyle bir lüksleri bulunduğunu vurgulayan Serdar Denktaş, uluslararası hukuka ve kurallara saygılı olduklarını referandum sonucu ispatlayan Kıbrıs Türklerini, uluslararası toplumun da daha fazla bekletmeye hakkı olmadığını belirtti.
Planla geri verileceği belirtilen bölgelerin durumu
Serdar Denktaş konuşmasına özetle şöyle devam etti:
"Annan Planı ortaya çıktığı andan itibaren, planı en iyi bir şekle getirebilmek için uğraş verdik. Her önümüze konana evet demedik. Planın defalarca lehimize değişmesinde ön ayak olduk. Bu uğraşın bir parçası olarak önerilen referandumun adil olmadığı üzerinde Demokrat Parti ısrarla ve özellikle durdu. Ancak çözüm heyecanı içerisinde partimizin bu tespiti halkımız tarafından yeterince dikkate alınmadı. Sonuç olarak maalesef endişelerimiz ve öngörümüz gerçekleşti. Liderlerinin müştereken onaylamadığı bir metni referandumda reddeden Rumlar, AB'ye girmişler, tanınmış devlet statülerini korumuşlar ancak Kıbrıs Türkleri bırakınız AB'ye girmeyi, sunulan haritada geri iade edilecek bölgeler diye tanımlanan bölgelerin ortaya çıkmasıyla beraber ekonomik ve sosyal olarak ölü bölgeler mirasıyla baş başa kalmışlardır. Elbette son derece haksız olan bu durum böyle devam edemez, etmemelidir. Bugün bu bölgelerde yaşayan halkımız büyük bir tedirginlik içerisindedir. Buralar bizim midir? Değil midir? Bu belirsizlik en kısa sürede sona erdirilmelidir. Referandum öncesinde 'bağış konferansı' düzenleyeceklerini, ekonomik ve finansal katkı yapacaklarını söyleyen AB, BM ve ABD şimdi bu bölgelerimizi ekonomik olarak kalkındırmak için hazırlayacağımız finansal yardım programlarını desteklemelidirler."
Referandum öncesinde, özellikle geri iade edilecek bölgelerde yaşayan halkın plana evet demesini sağlamak için, başkaları tarafından çeşitli sözler verildiğine dikkat çeken Serdar Denktaş, kendileri vermemiş olsalar bile bu sözlerin takipçisi olacaklarını kaydetti.
Denktaş, "Bu bölgelerde yaşayan halkımızın, özellikle referandum sonuçlarından kötü etkilendikleri tespitiyle, Dünya Bankası, ABD, IMF ve AB'ye proje bazında altyapı ve sosyo-ekonomik kalkınma başvurularında bulunma hazırlıklarımız son aşamadadır" dedi.
"Bildiğimiz yoldan yürüyeceğiz"
DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, DP olarak bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da doğru bildikleri yolda yürümeye, Kıbrıs Türk halkının haklarını koruyarak dünya ile bütünleşme ilkesine bağlı kalmaya devam edeceklerini vurguladı.
"Kendi içimizdeki dezenformasyon odaklarının tüm çabaları bu anlamda boşa çıkacaktır" diyen Serdar Denktaş, "DP çağdaş uzlaşmacı vizyonu here türlü yeniliğe açık yapısıyla geleceğe damgasını vuracaktır" dedi.
DP ve hükümet modelleri
Serdar Denktaş şöyle konuştu:
"Devleti sömürmeye devam edebilmek için ortaya konulan hükümet değişikliği senaryolarına geçit verilmeyecektir. Bugün hükümet sorunu varsa bunun nedeni hükümet ortaklarının uyumsuzluğu değildir. Bu önemli süreçte bu sorunun ortaya çıkması için kendilerini kişisel nedenlerle kullandıran iki kişinin istifası ile başlayan bu sorun demokratik yöntemlerle aşılacaktır. Uyum içerisinde bir hükümet oluşamayacaksa elbette erken seçim kaçınılmaz olacaktır.
Önümüzdeki 15 gün bir taraftan sürdürülecek olan dış temaslar devam ederken, genel sekreterimiz siyasi partilerle görüşerek bu sorunu aşma yönünde girişimlerde bulunacaktır.
Bilinmesini isteriz ki DP olarak halkımızın ortaya koyduğu iradeye ters düşen bir tavır içerisinde olmayacağız. DP matematiksel olarak uygun görülen formüllerde CTP'nin de içinde yer almadığı bir formülde yer almayacaktır. Hiç kimse 6 ay önce halkımızın %35 oyunu alan bir partiye " yasaklı parti" yaklaşımında bulunma hakkına sahip değildir. Artık her bir KKTC vatandaşı demokrasimizin daha da demokratikleştirilmesi gereğini kabul etmiş durumdadır. Bu gerçekler ortada iken DP olarak yapay oluşumlarla kurulması planlanan yeni bir hükümette yer almamız mümkün değildir. Elbette bizim dışımızda bir hükümet oluşabilmesi durumunda DP olarak yine halkımızın haklarını koruyucu bir politikayı muhalefet saflarında da devam ettirmeye hazırız ."