AB’den karşı deklarasyon
AB Daimi Temsilciler Konseyi (COREPER), Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki deklarasyonuna karşı bir deklarasyon yayımlanması konusunda uzlaşmaya vardı.
AB üyesi 25 ülkenin Brüksel’deki daimi temsilcilerinden oluşan COREPER, dünkü toplantısında, Türkiye ile 3 Ekim’de başlatılması öngörülen tam üyelik müzakerelerine ilişkin dosyaları ele aldı.
AB üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarından oluşan AB Konseyi, geçen 17 Aralık’taki zirvede, Türkiye’nin belirli koşulları yerine getirmesi halinde müzakerelerin 3 Ekim’de başlamasını kararlaştırmıştı. Söz konusu koşulları yerine getiren Ankara, bu çerçevede, gümrük birliğinin AB’ye yeni katılan 10 üyeye de uyarlanması için Ankara Antlaşması’nın ek protokolünü imzalamıştı. Türkiye, ek bir deklarasyon ile, Kıbrıs Rum yönetimini tanımadığını belirtmişti.
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, dün, COREPER’de, AB’nin, Türk deklarasyonuna karşı bir deklarasyon yayımlaması kararı verilirken, söz konusu belgenin şekil ve içeriği konusunda karar, 1-2 Eylül’de, İngiltere’de, dışişleri bakanlarının gayrı resmi toplantısına bırakıldı.
AB KOMİSYONU: TÜRKİYE RUM KESİMİNİ TANIMAK ZORUNDA DEĞİL
Türkiye’nin, AB’ye katılım müzakerelerinin başlaması için tüm koşulları yerine getirdiğini belirten AB Komisyonu, “Ankara’nın, müzakerelerin başlayacağı 3 Ekim’den önce Kıbrıs Rum kesimini tanımak gibi bir mecburiyeti olmadığını, ancak Gümrük Birliği’ne tam saygı göstermesinin beklendiğini” bildirdi.
AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’in sözcüsü Kriztina Nagy, konuya ilişkin açıklamasında, Komisyon açısından, “Ankara Antlaşması Ek Protokolü’nün ve Gümrük Birliği’nin tam uygulanmasının önem taşıdığını” belirtti.
AB üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarından oluşan AB Konseyi, geçen 17 Aralık’taki zirvede, Türkiye’nin belirli koşulları yerine getirmesi halinde müzakerelerin 3 Ekim’de başlamasını kararlaştırmıştı. Bu koşulları yerine getiren Ankara, bu çerçevede, gümrük birliğinin AB’ye yeni katılan 10 üyeye de uyarlanması için Ankara Antlaşması’nın ek protokolünü 29 Temmuz’da imzalamıştı. Türkiye, ek bir deklarasyonla, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımadığını belirtmişti.
Sözcü Nagy, imzalanan protokolün uygulamasının görülmesinin önemine değinirken, “Ankara’nın Rum gemilerine açılımı garanti etmesi” gereğinden söz etti.
AB Komisyonu Sözcüsü Françoise Le Bail de Komisyon’un Türkiye konusunda tavrının hiç değişmediğini hatırlatarak, Ankara’nın, tam üyelik müzakerelerinin başlaması için 25 AB üyesi tarafından belirlenen koşulları yerine getirdiğini tekrarladı. Le Bail, müzakerelerde AB üyesi “25 devletin” katılımcı olacağının da altını çizdi.
REHN: TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİNİN ANAHTARLARI, ADADAKİ İKİ TOPLUM VE BM'NİN ELİNDE''
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Türkiye'nin AB üyeliğinin anahtarlarının adadaki (Kıbrıs) iki toplum ve BM'nin elinde olduğunu söyledi.
Rehn, Le Monde gazetesine verdiği demeçte, ''Çözümün anahtarlarının artık Kıbrıs'taki iki toplumun ve BM'nin elinde olduğunu'' söyleyerek, ''Adadaki iki toplumun diyalog yolunu bulması ve adanın, diğer üye devletler gibi tüm haklara sahip bir devlet olması gerektiğini'' ifade etti.
Olli Rehn, ''Bu bağlamda, BM'nin, Türkiye'nin üyelik müzakerelerine ve Kıbrıs sorununun çözümlenmesi yolundaki görüşmelere paralel olarak harekete geçmesi ve başta Fransa ve İngiltere gibi Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri olmak üzere tüm AB üyesi ülkelerin buna katkıda bulunması gerektiğini'' kaydetti.
Türkiye'nin, 29 Temmuz'da Ankara Antlaşması'nın ek protokolünü imzalayarak ''AB'nin 25 üyeden oluştuğunu kabul ettiğini'' belirten
Rehn, ''Bu çok önemli bir nokta. Üyelik müzakerelerinin 25 üye ülkeyle olacağı göz önüne alındığında, Türkiye, aralarında Kıbrıs'ın da bulunduğu 25 ülkenin muhatabı haline geliyor'' diye konuştu.