DAÜ sorunlarını bu yönetimle aşamaz
 

DAÜ-SEN, DAÜ PER-SEN ve DAÜ BİR-SEN, 18 aydır yaptıkları uyarıların dikkate alınmadığından dolayı DAÜ’De bugünkü sorunların yaşandığını ileri sürdü.

DAÜ’de örgütlü sendikalar yaptıkları yazılı açıklamada, DAÜ’nün 2005-2006 bütçesinde 51 trilyon TL açık bulunduğunun basında yer almasının ardından tüm bu sorunların kaynağı olduğunu iddia ettikleri DAÜ Rektörü Prof. Dr. Halil Güven’in açıklamalarını “gerçek dışı iddalarla dolu, tüm sorumluluğu kendinden önceki yöneticilere, emekçilere ve hükümete yükleyen, kamuoyunu yanıltmaya yönelik” olarak değerlendirdiler.

DAÜ yönetiminin, çalışanlarının maaşlarını Mayıs ayından itibaren kendi kaynaklarından ödeyemez duruma geldiğini vurgulayan sendikalar, DAÜ’nün hükümetten bu konuda yardım aldığını belirtti.

Sendikalar, yasa, tüzük ve sözleşmelere rağmen iki aydır ülkedeki tüm kamu çalışanlarına uygulanan %7 vergi indirimi ve %4 maaş artışı DAÜ çalışanlarına uygulanmıyor açıklamasını yaptılar.

“GÜVEN, ‘NASIL OLSA DEVLET AÇIĞI KAPATIR’ ANLAYIŞINDA”

DAÜ-SEN, DAÜ PER-SEN VE DAÜ BİR-SEN, tarafından yapılan açıklamada “DAÜ bu duruma nasıl gelmiştir?” sorusuna şöyle bir açıklama yaptı:

“Bilinmeldir ki Sayın Halil Güven’in göreve geldiği 2004 Mart ayında DAÜ’nün banka hesaplarında 21.5 milyon dolar (yaklaşık 28 trilyon) ve ayrıca 5.8 milyon dolar (yaklaşık 8 trilyon) da öğrenci harç alacağı mevcuttu. Buna rağmen önlem alınmaması halinde DAÜ’nün mali sıkıntılar yaşayabileceğiyle ilgili olarak DAÜ yönetimi gerek Sayıştay gerek KKTC Maliye Bakanlığı gerekse DAÜ’nün kendi birimleri olan Mali İşler Müdürlüğü ve Murakıblık tarafından birçok kez yazılı raporlarla uyarılmıştır. Bu uyarılara kulak asmayan DAÜ Rektörü görevde bulunduğu 18 ay boyunca “nasıl olsa devlet açığı kapatır” düşüncesiyle hiçbir tasarruf önlemi almamış, tam aksine DAÜ’yü “lale devri” zihniyetiyle büyük bir savurganlıkla yönetmiştir”.

GÜVEN “LALE DEVRİ” ANLAYIŞINI SÜRDÜRÜYOR

2004-2005 bütçesindeki 30 trilyonluk açığın devlet tarafından ödenemeyeceğinin Maliye Bakanlığı tarafından üniversite yönetimine bildirildiğini açıklayan sendika, Rektör’ün  bütçede tasarrufa gitmeyip dönemin Eğitim Bakanı aracılığı ile açık veren bütçesini Bakanlar Kurulu’ndan geçirme yoluna gittiğini belirtti.

Sendikalar yaptıkları açıklamada, üniversitenin içinde bulunduğu krize rağmen rektörün bu dönemde astronomik maaşlar alan 7 ayrı kişisel danışmanla çalışarak ülkenin en çok danışmanı bulunan yöneticisi olduğunu da dile getirdiler.

Sendikalar, danışman ve yardımcılarına üniversitenin işlerinin aksaması pahasına birer makam aracı, bazılarına temizlik görevlisi tahsis ederek “Lale Devri” anlayışını sürdürdüğünü vurguladılar.

Sendikalar, “Sayın Rektör bir yandan sözde personel fazlalığından bahsederken bir yandan da sadece 2004-2005 yılı içerisinde “hizmet alımı” adı altında yaptığı gizli istihdamlar için tam 2 trilyon TL harcamıştır. Yine aynı dönemde Sayın Halil Güven hiçkimseden yetki almadan usulsüzce ilan ettiği burslarla üniversiteye 1 trilyonluk mali yük getirdi. Personelinin maaşlarını ödeyemeyen bu üniversitenin rektörlük binasında 18 ay içerisinde 4 kez yenileme yapıldı”.

‘Halil Güven’in keyfi uygulamaları bunlarla da sınırlı değil’ şeklinde açıklama yapan sendikalar, Halil Güven’in Üniversite’de yasa ve tüzüklere aykırı olarak “uyduruk” birimler yaratıp kuruma ek külfet getirdiğini söylediler.

Sayın Halil Güven’in “Lale devri” anlayışının bir başka örneği olarak gösterilen yüksek maaşlarla üniversiteye akademik personel statüsünde aldığı ancak hiçbir ders vermeyen veya çok düşük ders yüküyle çalışan “ayrıcalıklı zümre” yaratması olduğu belirtildi.

Sendikalar, DAÜ Rektörü Halil Güven’in basına yaptığı açıklamanın aksine 18 aylık görevi süresince üniversiteye onlarca akademik personel aldığını ve 2005-2006 akademik yılı için 70 yeni akademik personelin alınması yönünde de karar çıkarttığını açıkladı.

DAÜ’nün içine düştüğü son mali krizde “Lale Devri” anlayışı yanında Halil Güven döneminin plansız, programsız ve işbilmez uygulamaların olduğuna da açıklamalarında yer verdiler.

Üniversite gelir ve giderlerinin aynı para birimi üzerinden hesaplanması konusunda daha önce birçok kesim tarafından üniversite yönetiminin uyarıldığını belirten sendikalar, üniversitenin  bu durumu dikkate almadığını ve 2004-2005 bütçesinde gelir olarak dolar, gider olarak ise Türk Lirası’nı temel aldıkları için bütçede 11.5 trilyon TL açık oluşmasına neden olduklarını belirtti.

 “GÜVEN, ‘TEK USTA TEK MEMLEKET’ ANLAYIŞINDA”

Rektör Prof. Dr.Halil Güven ile ilgili yaptığı açıklamada,  sorumluluğunu örtbas etmek için Güven’in “2001 Şubat krizi akabinde DAÜ’deki maaşlar dolar endeksinden TL’ye geçirilmişti” açıklamasını yaptığını anımsatan sendikalar bu açıklamaya göre rektörün “18 aydır görev yapmasına rağmen DAÜ’nün yakın geçmişi hakkında hiçbirşey bilmediğinin bir göstergesidir” yorumunda bulundular.

DAÜ’de hiçbir dönemde dolar bazında veya dolara endeksli maaş ödemesi yapılmadığını belirten sendikalar, uyarılara kulak tıkama alışkanlığını sürdüren ve ‘tek usta tek memleket’ anlayışıyla hareket ettiğini iddia ettikleri Halil Güven’in plansız ve programsız bir biçimde müfredatlara müdahale ettiğini ve üniversiteye empoze ettiği derslerle 2.4 trilyonluk yeni yük getirdiğine dair bilgilere açıklamalarında yer verdiler.

“VYK’NIN DA TÜM GELİŞMELERDE SORUMLULUĞU VAR”

Üniversite’nin en üst yönetim organı olan Vakıf Yöneticiler Kurulu’nun (VYK) da tüm bu gelişmelerde Rektör Güven kadar pay ve sorumluluğu olduğunu belirten sendikalar, üniversitenin içine düşürüldüğü mali krizde, hiçbir sorumluluğu bulunmayan çalışanların büyük bir mağduriyet yaşadıklarını açıkladılar.

SENDİKALAR: ÜLKEYİ YÖNETENLERİ SON KEZ GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ

 Söz konusu sendikalar ülke yöneticilerini son kez göreve çağırdıkları açıklamalarınnı şöyle tamamladılar:

“Üniversite bu kriz içindeyken, ne ilginçtir ki, Rektör 1 Ağustos 2005 tarihinden bu yana Japonya-Türkiye-Amerika arasında dolaşmakta, Mali İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı, Genel Sekreter ile Tanıtım ve Öğrenci Kaynaklarından sorumlu Rektör Yardımcısı izinde bulunmaktadırlar. Yine bu dönemde Öğrenci İşlerinden Sorumlu Rektör Danışmanı Türkiye-Amerika arsında zaman geçirirken VYK Başkanı ise İngiltere’de bulunmaktadır. Görüleceği gibi üniversite yöneticilerinin böylesi büyük bir krizi ciddiye aldıkları yoktur. “Hükümet açıklarımızı kapatsın” anlayışıyla sıradan ve kaygısız insanlar olarak dünyayı dolaşmakta, tatillerini yapmaktadırlar”.

Söz konusu sendikalar ülkeyi yönetenleri son kez göreve çağırarak, Doğu Akdeniz Üniversitesi çalışanlarının birlik ve dayanışmasıyla bu krizden çıkacak güce sahip olduklarını ancak krizin nedeni olan işbilmez ve antidemokratik yöneticileriyle bu işin başarılamayacağını da açık olduğunu ifade ettiler.