Büyük öfke büyük tepki
HÜKÜMETİM ADINA GAZETECİLERDEN ÖZÜR DİLİYORUM: Başbakan Mehmet Ali Talat, gazeteciler aleyhine getirilen davaların kendisinden habersiz açıldığını belirterek, sert tepki gösterdi. "Kıbrıs Türk halkının dünyada kabul görmesinden rahatsızlık duyan çevreler, basınımız üzerinde yeniden baskı kurmaya çalışıyorlar" diyen Talat, "Dava açılan gazetecilerden hükümetim adına özür diliyorum" dedi. Talat, bu açıklamasıyla gazetecilerden özür dileyen ilk başbakan oluyor
SKANDAL VE YÜZKARASI: BDH Başkanı Mustafa Akıncı, gazetecilere dava açılmasını "skandal" ve "yüzkarası" olarak niteledi. Asıl suçlunun "Cumhurbaşkanı Denktaş ve onun gibi davrananlar" olduğunu belirten Akıncı, yapılanların AB yolunda ilerlemek üzere tavır belirleyen topluma karşı saygısızlık olduğunu belirtti
BASKININ HER ŞEKLİNE KARŞIYIZ: Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, Ticaret Odası'nın, baskının her şekline karşı olduğuna dikkat çekerek, "Hele halkın duygu ve düşünceleri ile çözüm ve AB üyeliği yönündeki istemine tercüman olan gazetecilerin hapislik cezası istemiyle Askeri Mahkeme'de yargılanmasını asla tasvip etmemektedir" dedi. Erel, ülkede yaşanan baskılara son vermek, demokrasinin yerleşmesini sağlamak, daha iyi bir yaşam ve AB standartlarını yakalamak için milletvekillerini göreve çağırdı
KÖHNE ZİHNİYET: KTAMS Genel Sekreteri Ahmet Kaptan, dün yaptığı açıklamada, "bilim ve aydınlanma çağında gazetecilere düşüncelerinden dolayı dava okuyan köhne zihniyeti" kınadı. Kaptan, hükümet ve meclisi, düşünceyi suç sayan antidemokratik yasaları ivedilikle kaldırılmak için göreve çağırdı
KARŞILARINDA HALK VARDIR: DAÜ Birlik ve Dayanışma Sendikası: "Ülkemizde yapılan referandum sonrası gerekli mesajları almayan bazı çevrelerin basını hedef alan bombalama olaylarından sonra yüce yargıyı kullanarak özgür düşüncenin önüne geçmek istediğini üzülerek görmekteyiz. Toplumumuzun çözüm ve AB mücadelesine karşı yürütülmeye çalışılan bu tür 'düşünceyi hapsetmeyi' amaçlayan girişimler karşılarında Kıbrıs Türk halkını bulacaklardır"
Çözüm ve AB mücadelesinde Kıbrıs Türk halkının istenci doğrultusunda yayın yapan gazete ve gazetecilere yönelik onlarca yıllık hapis istemiyle açılan davalara tepkiler çığ gibi büyüyor.
Statükonun, basını sindirmeye ve baskı altına almaya yönelik bu tür çağdışı girişimlerine toplumun her kesiminden öfke yağıyor.
25 Mart 2003'te Doğancı'da yapılan "sembolik referandum" ve polis müdahalesiyle ilgili yayınlarından dolayı aylar sonra Askeri Mahkeme'de yargılanmak üzere aleyhlerinde dava açılan gazetecilerin, onlarca yıl hapsi isteniyor.
Gazeteciler aleyhine açılan davalara Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği ve Basın Emekçiler Sendikası'ndan (Basın Sen) sonra dün de Başbakan Mehmet Ali Talat ile Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel ve DAÜ Birlik ve Dayanışma Sendikası'ndan sert tepki geldi.
Başbakan Mehmet Ali Talat, açılan davalardan kendisinin haberi olmadığını belirterek, bu davaların derhal durdurulmasını istediğini söyledi. Talat, aleyhine dava getirilen gazetecilerden hükümeti adına özür diledi. Talat, bu açıklamasıyla gazetecilerden özür dileyen ilk başbakan oldu.
BDH Başkanı Mustafa Akıncı da, gazetecilere dava açılmasını "skandal" ve "yüzkarası" olarak niteledi. Asıl suçlunun "Cumhurbaşkanı Denktaş ve onun gibi davrananlar" olduğunu belirten Akıncı, yapılanların AB yolunda ilerlemek üzere tavır belirleyen topluma karşı saygısızlık olduğunu belirtti.
Hatırlanacağı gibi 25 Mart 2003'te Doğancı'da yapılan "sembolik referandum" ve polis müdahalesiyle ilgili yazılarından dolayı KIBRIS Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Ergüçlü, yazı işleri müdürü Başaran Düzgün ve köşe yazarı Hasan Hastürer aleyhine aylar sonra dava açılmıştı. Düzgün'e 10 yıl, Hastürer'e 11 yıl, Ergüçlü'ye de 21 yıl hapislik istemiyle ithamname okunmuştu. Aynı dönemde Ortam Gazetesi aleyhine de dava getirilmişti.
Ancak davalar bununla da kalmayarak daha ileriye götürüldü ve önceki gün AN Graphics (KIBRIS) Ltd'e yönelik ithamlar, AN-Graphics (KIBRIS) Ltd Genel Sekreteri Fehim Nevzat'a tebliğ edildi. Nevzat'ın da toplam 21 yıl hapsi isteniyor. Aynı şekilde Ortam Gazetesi aleyhine açılan davalara da yenileri eklendi. Bu davalarla birlikte Ortam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Davulcu'nun toplam 88 yıl hapis yapması talep ediliyor.
Talat: Davalar haberim olmadan açıldı
Başbakan Mehmet Ali Talat, Doğancı'da 25 Mart 2003'te düzenlenen referandum eylemiyle ilgili olarak basın mensuplarına yeniden dava açılmasına sert tepki gösterdi.
"Herhalde Kıbrıs Türk halkının dünyada kabul görmesinden rahatsızlık duyan çevreler, basınımız üzerinde yeniden baskı kurmaya çalışıyorlar" diyen Başbakan Mehmet Ali Talat, davaların kendisinden habersiz açıldığını açıkladı.
Olayı öğrenir öğrenmez polis genel müdürü ve başsavcıyı arayarak davaların derhal durdurulmasını istediğini vurgulayan Talat, "Dava açılan gazetecilerden hükümetim adına özür diliyorum" dedi.
Bu yöndeki açıklamayı dün sabah İstanbul'a gitmeden önce yapan Başbakan Talat, Doğancı'da gerçekleştirilen ve kendisinin de öncülük ettiği sembolik referandumla ilgili olarak gazetecilere yeniden dava okunmasının komik kaldığını belirterek, sembolik olanın değil gerçek olan referandumun da yapılıp bittiğine işaret etti.
"Herhalde Kıbrıs Türk halkının dünyada kabul görmesinden rahatsızlık duyan çevreler basınımız üzerinde yeniden baskı kurmaya çalışıyorlar" diyen Talat, davada gazetecileri aşağılayan suçlamaların yer aldığına da dikkati çekti.
Talat, "Bu yapılmaması gerekirdi. En azından başbakan olarak benim bilgilendirilmem gerekirdi. Konuyu öğrenir öğrenmez polis genel müdürü ve başsavcıyı arayarak davaların derhal durdurulmasını istedim. Daha fazla gazeteciye dava okunacaktı ama şimdilik durduruldu" şeklinde konuştu.
İnsan Hakları Mahkemesi'nde bir dizi temaslarının olacağı, Dipkarpaz'da Rumlara ortaokul açılacağı, kayıp şahıslarla ilgili bazı adımların atılmakta olduğu bir dönemde, Kıbrıs Türkü'nü insan haklarıyla ilgili suçlamalara maruz bırakacak bu davranışın çağdışı olduğunu vurgulayan Başbakan Talat, "Bu gibi durumların olmayacağı koşulları yaratmak zorundayız. İstanbul'dan döner dönmez gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için harekete geçeceğiz. Bu vesileyle dava açılan gazetecilerden de hükümetim adına özür diliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Akıncı: Gazetecilere
açılan davalar skandal
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, gazetecilere dava açılmasının skandal ve yüz karası uygulamalar olduğunu belirtti.
BDH Basın Bürosu'ndan yapılan açıklamaya göre Mustafa Akıncı, Doğancı'da yapılanın Kıbrıs Türk halkının referandum hakkının gasp edilmesine karşı bir protesto eylemi olduğunu kaydederek, yüzde 65 evet çıkan gerçek referandumun ardından Doğancı'da yapılan sembolik referandum için dava açılmasını anlamsız bulduğunu vurguladı.
Asıl suçlunun "Cumhurbaşkanı Denktaş ve onun gibi davrananlar" olduğunu belirten Akıncı, yapılanların AB yolunda ilerlemek üzere tavır belirleyen topluma karşı saygısızlık olduğunu kaydetti.
Erel: Ticaret Odası, baskının her şekline karşıdır
Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Erel, ülkede demokrasiyi yerleştirmek ve AB normlarını yakalamak için milletvekillerini göreve çağırdı.
Ali Erel, halkın duygu ve düşünceleri ile çözüm ve AB üyeliği yönündeki kararlılığına tercüman olan gazetecilerin, hapislik cezası ile Askeri Mahkeme'de yargılanmak istenmesini tasvip etmediğini söyledi.
Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, Doğancı köyünde 25 Mart 2003 tarihinde sembolik olarak yapılan referandumda meydana gelen olayları halkın bilgisine getiren gazetecilerin, hapislik istemiyle baskı altında tutulmasını protesto etti.
Ticaret Odası'nın baskının her şekline karşı olduğunu söyleyen Ali Erel, konuyla ilgili yayınladığı mesajda şöyle dedi:
"Kıbrıs Türk Ticaret Odası, baskının her şekline karşıdır. Hele halkın duygu ve düşünceleri ile çözüm ve AB üyeliği yönündeki istemine tercüman olan gazetecilerin hapislik cezası istemiyle Askeri Mahkemede yargılanmasını asla tasvip etmemektedir. 24 Nisan 2004 tarihinde yapılan referandumda halkımızın yüzde 65'i çözüm ve AB üyeliği için olumlu oy kullanırken, ülkedeki statükonun da son bulmasını ve ülkeye AB standardının gelmesini istemiştir. Hal böyle iken, bir yılı aşkın bir süre önce Doğancı köyünde yapılan sembolik referandumda yaşanan olayları halkın bilgisine getiren gazetecilerin, hapislik istemiyle baskı altına alınması, halkın çözüm ve AB üyeliği yönünde kullandığı oylarla ters düşmektedir. Halkımız gerek genel seçimlerde gerekse referandumda kullandığı oyları ile her şeyin şeffaflaşmasını, yasalarımızın, yaşam standardımızın AB normlarına uydurulmasını ve demokrasinin tam anlamıyla ülkeye yerleşmesini istemiştir. Bugün muhalefette bulunan siyasi partilerin de halkın referandumdaki kararına saygı duyduklarını açıklamaktadırlar. Bu açıklamalar gerçek ise, ülkede yaşanan baskılara son vermek, demokrasinin yerleşmesini sağlamak, daha iyi bir yaşam ve AB standartlarını yakalamak için, milletin vekillerini göreve davet ediyoruz."
KTAMS: Hedef, Kıbrıs Türk halkı ile dünya
arasında örülmeye çalışılan ağları berhava etmek
Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), 25 Mart 2003'te Doğancı'da yapılan sembolik referandum üzerine yazılar yazan ve daha sonra yapılan referandum sürecine katkı koyan gazetecilere okunan davaların, "demokratikleşmeyi ve %65 referandum sonucu Kıbrıs Türk halkı ile dünya arasında örülmeye çalışılan ağları berhava etmeyi hedeflediğini" belirtti.
KTAMS Genel Sekreteri Ahmet Kaptan, yaptığı yazılı açıklamada, halkın referandum hakkını engelleyemeyen statükocu güçlerin, referandumda %65 ile kendisini ifade eden halk iradesine karşı saldırıya geçtiğini ifade etti.
KTAMS Genel Sekreteri Ahmet Kaptan, "bilim ve aydınlanma çağında gazetecilere düşüncelerinden dolayı dava okuyan köhne zihniyeti" kınadığı açıklamasında, hükümet ve meclisi düşünceyi suç sayan antidemokratik yasaları ivedilikle kaldırılmak için göreve çağırdı.
DAÜ Birlik ve Dayanışma Sendikası: Özgür düşünce yargılanamaz
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Birlik ve Dayanışma Sendikası, gazetelere dava açılmasına tepki göstererek, özgür düşüncenin yargılanamayacağını belirtti.
24 Nisan referandum sonrasında gerekli mesajları almayan bazı çevrelerin basını hedef alan bombalama olaylarından sonra yüce yargıyı kullanarak özgür düşüncenin önüne geçmek istediğini üzülerek gördüklerinin belirtildiği açıklama aynen şöyle:
"Ülkemizde yapılan referandum sonrası gerekli mesajları almayan bazı çevrelerin basını hedef alan bombalama olaylarından sonra yüce yargıyı kullanarak özgür düşüncenin önüne geçmek istediğini üzülerek görmekteyiz.
İki yıla yakın bir süredir; geride bırakılan yerel seçim dönemi, Annan Planı tartışmaları ve son olarak da referandumda ülkemizde yaratılmaya çalışılan toplumsal bütünleşme ve fikirsel özgürlük gibi ülkemizin geleceğine hiçbir etki altında kalmaksızın büyük katkı koyan bazı basın kuruluşları ve bu basın kuruluşlarının önde gelen bazı yönetici ve yazarlarına karşı açılan davalar toplumumuzu derinden yaralamıştır.
Yaklaşık bir ay önce yapılan referandumda toplumumuzun yüzde 65 gibi büyük bir çoğunluğu tarafından onaylanan Avrupa Birliği ölçütlerinde insan hakları ve basın özgürlüğü ülkemizde maalesef bir kez daha sınıfta kalmıştır.
Geçtiğimiz aylarda yine gazetecilerimize yöneltilen davaların geri çekilmesi beklenirken eski davalara eklenen yeni davalar bildik çevrelerin hâlâ daha bazı işler peşinde olduğunu göstermektedir.
Toplumumuzun hâlâ daha devam etmekte olan çözüm ve AB mücadelesine karşı yürütülmeye çalışılan bu tür "düşünceyi hapsetmeyi" amaçlayan girişimler karşılarında Kıbrıs Türk halkını bulacaklardır.
Bugüne kadar ülkemizde yapılan hiçbir bombalama ve şiddet olayı sonuçlanmazken, devam etmeye çalışılan derin devlet anlayışı karşısında ülkemizde hükümet olan tüm ilerici güçleri göreve çağırır, olayda sorumluluğu bulunan tüm kişilerin hemen görevden alınmasını talep ederiz.
Halkımızın barış ve demokrasi için verdiği mücadele mutlaka başarıya ulaşacaktır! Herkesi bu gerçeği kabul etmeye, bu bilinçle hareket etmeye ve halkın iradesine saygı göstermeye davet ederiz. Bugüne kadar statükoya karşı yürütülen mücadelede ülkemizin basın değerlerinin ortaya koyduğu katkıya teşekkür eder, özgür düşüncenin vereceği tüm toplumsal mücadeleye katkı koyacağımızı tüm kamuoyuna duyururuz."