Bulunduğumuz noktayı bilmek istiyoruz

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Thomas Weston, Alvaro De Soto ve AB yetkililerinin 24 Nisan referandumunda Kıbrıslı Türklerin ‘evet’ demesinin, egemenlikten, devlet olgusundan vazgeçtiği anlamına geldiğini anımsatarak, “Bu büyük bir kalleşlik, haksızlık ve hatta düşmanlığa dayanan kabul edilemez bir yorumdur” dedi.

Hürriyet gazetesine verdiği demeçte “Referandumdan sonra ‘evet’ dedik diye mükafatlandırılacakken, elinizdenki en önemli şey, yani devlet ve egemenlik Rumlara hediye edildi. Kıbrıs meselesi bitti. Türkiye artık bana Kıbrıs üzerinde hakkım var demesin” şeklindeki görüş üzerine; daha net bir açıklama yapmasını istediğimiz Denktaş, şunları kaydetti:

“Ben, zamanında Annan planı egemenliğimizi içermiyor, KKTC’nin varlığını kabul etmiyor, pazarlık bitmiş değildir. Plan henüz kabul edilebilir kıvama gelmediğimden ‘hayır’ diyelim dediğimde, Türkiye’den ve buradan halkımıza neler vaadetmediler?.. Üstelik ‘evet’ derseniz, KKTC tanınacak ve yücelecektir dediler.”

Denktaş, böylelikle halkımızın çeşitli etkiler, baskılar ve hatta Ankara’dan  gelen ‘Hayır’ derseniz sonucuna katlanırsınız şeklindeki tehditlerle, Türkiye’nin tüm haklarını sulandırıp hasıraltı eden bir Anglo-Amerikan planına ‘evet’ denildiğini ifadeyle şunları vurguladı:

“Bize düşen görev sonuna kadar KKTC’ye sahip çıkmaktır. Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye, 1960’ta elde etmiş olduğu Kıbrıs üzerindeki Türk-Yunan dengesinden vazgeçmişe benziyor. Sahte ‘Kıbrıs hükümeti’ ünvanı altında Rumların AB’ne girişine yasal, siyasal ve fiili nedenlerle karşı çıkılmıyor. AB üyelerine Rum idaresinin geçmişini anlatacak yok. Türk basınında herşey iyi gidiyormuş gibi bir hava estiriliyor ve Kıbrıslı Türklerin karşı karşıya bulundukları tehlikelere işaret edilmiyor. Mılli hedefin ne olduğunu bilmediğimiz için atılan adımların bizi ileriye mi, geriye mi, dönülmez bir noktaya mı götürdüğü bilinmiyor.”

UYARI GÖREVİ

Bu görünüm içinde görevinin uyarılara devam olduğunu belirten Denktaş, Rum-Yunan ikilisinin ‘1974’e kadar Ada barış içindeydi, Kıbrıs meselesi işgal meselesidir’ diye diye hedefine doğru ilerleyeceğine işaretle sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunları dile getirmeye çalışıyorum. Milli hedefimiz, TBMM kararlarında vardır diyorum. Öyleyse şu Weston ve De Soto ile AB yetkililerinin ‘evet’imize koydukları şartı, kabul edilemez yorumlarını yüzlerine çarpamaz mıyız?.. 9 bin sayfalık Annan planında bize ‘devletinizden, egemenliğinizden vazgeçer misiniz’ sorusu mu soruldu ki, şimdi biz herkese ‘ambargoların kalkmasından başka derdimiz yok; KKTC için tanınma istemiyoruz, istemeyeceğiz’ diyoruz.

Türkiye’nin bunca yıldır tanıdığı bir KKTC’den bu kadar ucuza ve bu kadar sessizce mi vazgeçilecek?.. Bizi meşgul eden düşünceler bunlardır.”

Denktaş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kalıcı barış ve uzlaşma yukarıda işaret ettiğim temellere dayanmalıdır. Gerisi Girit’leşmektir. Bizimle eşit şartlarda ortaklık istemeyenlerle dik durarak müzakere yapılabilir. ‘bakalım, inşallah iyi olur’ diyerek, bu gerçekler karşısında yegane müdafaa devletimiza sahip çıkmaktır.”