Boyacı, dönmemek için "ara emri" istiyor
YİM'E BAŞVURDU... Yüksek Mahkeme tarafından 6 yıl hapse mahkum edildikten sonra Bakanlar Kurulu kararıyla tedavi için İstanbul'a giden ve dönüşünü sürekli erteleyen Salih Boyacı, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek Yüksek İdare Mahkemesi'ne "dönüşümü erteleyin" başvurusu yaptı
Senem GÖK
Yüksek İdare Mahkemesi tarafından 6 yıl hapse mahkum edildikten sonra sağlık gerekçeleri ile Bakanlar Kurulu kararıyla tedavi amacıyla İstanbul'a giden ve dönüşü yılan hikayesine dönen işadamı Salih Boyacı, tedavisinin sürdüğü gerekçesini öne sürerek, Yüksek İdare Mahkemesi'ne (YİM) dönüşünü ertelemek için "ara emri" başvurusu yaptı.
Yanındaki görevli gardiyanla aylardır İstanbul'da olan Salih Boyacı, KKTC'ye dönmesi için Bakanlar Kurulu ve İçişleri Bakanlığı'nın aldığı kararın ertelenmesi için YİM'de hem Bakanlar Kurulu, hem de İçişleri Bakanlığı aleyhine dava açtı.
Yüksek Mahkeme yargıçları Gönül Erönen başkanlığında Şafak Öneri ve Necmettin Bostancı'dan oluşan Yüksek İdare Mahkemesi heyeti, Salih Boyacı'nın avukatları Erden Algun ve Serhan Çınar'ın yaptığı başvuruyu görüşmek üzere dün saat 16.00'da toplandı.
Bakanlar Kurulu ve İçişleri Bakanlığı adına davada başsavcı yardımcı muavini Müjgan Irkad hazır bulundu.
Başvuru sahibi olarak ilk sözü alan avukat Serhan Çınar, Salih Boyacı'nın KKTC'ye getirilmesi için Bakanlar Kurulu'nun kararı olmadığını, ancak İçişleri Bakanlığı'nın sözlü talimatının olduğunu söyleyerek, bu konuda Başsavcılık ile de fikir birliğine vardıklarını ifade etti.
Başsavcı yardımcı muavini Müjgan Irkad da Boyacı'nın getirilmesi için İçişleri Bakanlığı'nın talimatı olduğu hususunda bilgisinin bulunduğunu, Boyacı lehine şahadet vermek için Prof. Dr. Önal Özsaruhan'ın dün sabah KKTC'ye geldiği ve kalacağı sürenin azlığı nedeniyle davaya başlandığını, bu nedenle yeterince davaya hazırlanamadığını ifade etti. Müjgan Irkad, dava ile ilgili olarak Ankara'dan getirmeyi düşündüğü teknik tanıkları çağırma fırsatının olmadığını da kaydetti.
Prof. Dr. Önal Özsaruhan'ı tanık kürsüsüne çağıran avukat Serhan Çınar, kendisinin de tanık olabileceğini, bu nedenle davaya Erden Algun'un devam edeceğini beyan etti.
Prof. Dr. Özsaruhan, avukat Algun'un soruları doğrultusunda verdiği şahadetinde, Kıbrıs doğumlu olduğunu ve İstanbul Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan aralık ayında emekli olduğunu belirtti.
Salih Boyacı'yı daha önceden tanımadığını dile getiren profesör, KKTC Sağlık Bakanlığı sekreterinin kendisini arayarak Boyacı'yı kontrol etmesi için Kıbrıs'a davet ettiğini, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'nde gördüğü, Salih Boyacı'ya tedavi uygulayan Dr. Sait Kenan, Dr. Halit Özbek ve Dr. Gülgün Vaiz ile hemen hemen aynı bulgulara vardığını söyledi.
Salih Boyacı'nın göğüs ağrısı terleme ve mükellef bayılma nöbetleri şikayetlerinin olduğunu kaydeden profesör, daha ileri tetkik için Türkiye'ye gönderilmesi için Bakanlar Kurulu'na rapor sunduğunu, bu çerçevede de İstanbul Teknik Üniversitesi Hastanesi'ne gönderildiğini belirtti.
İstanbul'da yapılan tetkiklerde Boyacı'nın bayılma sebebini ortaya çıkaracak herhangi bir veriye ulaşılamadığını ifade eden Prof. Dr. Özsaruhan, kalpteki ritim bozukluğunun nedenlerini belirleyebilmek için deri altına elektro fizyoloji cihazı yerleştirildiğini, ancak cihaz yerleştirildikten sonra Boyacı'da herhangi bir ritim bozukluğu veya bayılma nöbetine rastlanmadığını vurguladı.
Bu cihazın pil ömrünün 18 ay olduğunun da altını çizen Önal Özsaruhan, bayılma sonucu beyne 10 saniyeden fazla kan gitmemesinin felç veya ölüme neden olabileceğini söyleyerek, "Bunun bu hastada olacağını, öleceğini veya ölmeyeceğini söylemek mümkün değil" ifadesini kullandı. Özsaruhan, aynı durumun ritim bozukluğu için de geçerli olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Özsaruhan, Salih Boyacı'nın göğsüne takılan cihazı KKTC'de okuyabilecek kardiyoloğun olmadığını, bunun için ayrıca eğitim alınmasının ve teknik donanımın olmasının gerektiğini kaydetti.
Ritim bozukluğu ve bayılmanın yaratacağı riskin herkes için geçerli olduğunun altını çizen profesör, Salih Boyacı'nın da potansiyel risk grubunda olduğunu söyledi.
Salih Boyacı'nın şu anda Amerikan Hastanesi'nde yattığını ancak cihaz takılı diye muhakkak hastanede yatması gerekmediğini de sözlerine ekleyen Özsaruhan, "Bu aletin sürekli kontrol edilebileceği bir ortamda, bir sorun olduğunda hemen müdahalenin yapılabileceği bir ortamda olması gerekir" dedi.
Salih Boyacı'nın sağlığı ile ilgili olarak cihazın henüz bir veri vermediğini ve henüz bir sonuca ulaşamadıklarını ifade eden profesör, "Bu hasta çok yoğun strese maruz olan bir hastadır. Zaman zaman vücutta beklenmedik deşarjlara neden olabilir. Bu durumda da ya bayılır sonra ayılır, ya da bayılır ölür" diye konuştu.
Prof. Dr. Önal Özsaruhan'ın şahadetini bitirmesinin ardından söz alan başsavcı yardımcısı Müjgan Irkad, tanığı sorgulamak istediğini ancak hukuki sakınca gördüğünü söyleyerek, özellikle elektro fizyoloji için Ankara'dan uzman bir profesörle bağlantı kurmayı, hatta bu profesörü tanık çağırmayı istediğini belirterek, mahkemeden süre istedi.
Mahkeme, duruşmaya kaldığı yerden devam edilmek üzere davayı 23 Haziran Çarşamba günü saat 09.00'a erteledi.
Firari işlemi başlatılmadı
Bu arada pazar akşamı KKTC'ye dönmesi beklenen ancak sağlık nedenlerini öne sürerek uçağa binmekten son anda vazgeçen Salih Boyacı aleyhine Başsavcılık tarafından "firari" olduğuna dair dün herhangi bir işlem başlatılmadığı bildirildi.