BM'den Tassos'a "şamar"
RUM TEZLERİ ÇÜRÜTÜLDÜ
Annan'la Papadopulos arasında, 28 Şubat'ta Paris'te gerçekleşen ve üzerinde
çeşitli spekülasyonlar yapılan görüşmenin içeriğinin anlatıldığı mektupta, Rum
yönetiminin tüm tezleri açık bir dille çürütülüyor. Siyasi gözlemciler, Rum
yönetiminin Kıbrıs konusunda dünyayı kandırma çabaları çerçevesinde ortaya
koyduğu tüm argüman ve söylemleri "yalanlar" nitelikteki BM mektubunun "Rum'a
şamar" niteliği taşıdığı yorumunda bulundular
PAPADOPULOS "ÖNCELİKLERİNİ"
SUNMADI
Rum yönetiminin "Önceliklerimizi Annan'a sunduk" şeklindeki açıklaması, BM
mektubuyla yalanlanıyor. Mektupta 'Sn. Papadopulos önceliklerini sunmadı' diye
açık bir ifade yer alıyor. Siyasi gözlemciler, BM mektubuyla, Rum yönetiminin bu
yönde yapmış olduğu açıklamanın tamamen gerçek dışı olduğunun ortaya çıktığına
dikkat çekiyor
TEKNİK KOMİTELERE DE YALANLAMA
BM mektubuyla, Rum yönetiminin teknik komitelerle ilgili açıklama ve
yaklaşımlarının da doğru olmadığı anlaşılıyor. Mektupta "teknik görüşmelerin Sn.
Genel Sekreter'in iyi niyet misyonu çerçevesindeki görüşme sürecinin yerini
tutamayacağı"nın altı çiziliyor. Siyasi gözlemcilere göre bu ifadeler de "Rum
tarafının, teknik komitelerin kapsamlı çözüm çerçevesinde çalışacağı iddiasını
da çürütmektedir" şeklinde değerlendiriliyor
MARAŞ VE ASKERSİZLEŞTİRMEDE DE
ÇUVALLADILAR
Rum yönetimi sözcüleri ve Papadopoulos'un, teknik komitelerin, askersizleştirme
ve Maraş gibi, sadece kapsamlı çözüm çerçevesinde ele alınabilecek konuları da
görüşeceği yönündeki iddialar BM mektubuyla çürütülüyor. Mektupta, Maraş ve
askersizleştirme konularının "teknik komitelerle bağdaştırmaksızın, tarafların
üzerinde anlaşacağı zaman ve şekilde olmak kaydıyla, kapsamlı bir çözüme yönelik
ilerleme sağlanabilmesi için" görüşülebileceği belirtiliyor
ANNAN, TALAT'LA GÖRÜŞMEK İSTİYOR
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşme
isteğini de söz konusu mektupla ortaya koydu. Annan, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'a kapsamlı bir çözüm bulunması yönündeki kararlılığından ötürü duyduğu
memnuniyeti bir kez daha vurgulayarak, kendisiyle görüşme talebinde bulundu
Güvenilir kaynaklardan edinilen
bilgiye göre, 20 Mart 2006 tarihli 2.5 sayfadan oluşan mektup, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'la Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos arasında, 28
Şubat'ta Paris'te yapılan görüşmenin içeriğiyle ilgili bilgileri içeriyor.
Tartışma yaratan ve özellikle Rum yönetimi tarafından farklı noktalara
çekilmeye çalışılan Annan-Papadopulos görüşmesinin perde gerisini gözler önüne
seren BM mektubu, Türk tarafında memnuniyet yarattı.
Siyasi gözlemciler, Rum yönetiminin Kıbrıs konusunda dünyayı kandırma
çabaları çerçevesinde ortaya koyduğu tüm argüman ve söylemleri "yalanlar"
nitelikteki BM mektubunun "Rum'a şamar" niteliği taşıdığı yorumunda bulundular.
Mektup, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Rum yönetimi lideri Tassos
Papadopoulos'un Paris görüşmesiyle ilgili ortaya koyduğu argümanları yalanladığı
ve samimiyeti konusunda tatmin olmadığını gösteriyor.
BM mektubunda ayrıca, Kıbrıs Türk tarafının 24 Nisan referandumunda ortaya
koyduğu iradeye de atıfta bulunuluyor.
Mektubun analizi
BM mektubunu satır satır
analiz eden siyasi gözlemciler, Papadopulos ve Rum yönetiminin Paris
görüşmesiyle ilgili bugüne kadar yapılmakta olan manipülasyonları da gözler
önüne serdi.
Papadopoulos'un Paris toplantısında, Annan'dan en kısa sürede bir özel
danışman ataması talebinde bulunduğu yönündeki Rum açıklamalarını anımsatan
siyasi gözlemciler, oysa Gambari'nin mektubunda konuyla ilgili şu ifadeleri
kullandığını belirterek şöyle konuştu:
" 'Sn. Genel Sekreter kapsamlı bir çözüme gidecek geniş kapsamlı siyasi
görüşmelerin başlayabilmesi için uygun zamanın henüz gelmediğine inanmaktadır.
.... Sözcüklerle eylemler arasındaki ayrılıkların, hala daha çok fazla olduğuna
inanmaktadır'.
BM Genel Sekreteri'nin, sürekli olarak 'ben yapılan işe bakarım',
'sözcüklerle eylemler arasında fark bulunmaktadır' şeklindeki açıklamaları
bilinmektedir. Bu konuda Annan'ın 28 Mayıs 2004'te BM Güvenlik Konseyi'ne
sunduğu raporda yer alan Kıbrıs Rum kesimine dair bölüme ve Paris'te yapılan
görüşme sonrası soruları yanıtlarken, söylediklerine bakılabilir.
Dolayısıyla bu mektup Papadopulos'un, çözüm konusundaki isteksizliğini ve
gayrı ciddi tutumunu açık bir şekilde belirtmektedir"
Rumun "öncelikleri" sunulmadı
Rum yönetiminin yine
"Önceliklerimizi Annan'a sunduk" şeklindeki açıklaması da Gambari'nin mektubunda
yalanlanıyor.
Siyasi gözlemciler bu konuda şu bilgileri verdi:
"Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulma yönünde müzakerelerin yeniden
başlayabilmesi için Annan, referandumda planı reddeden Papadopoulos'tan (28
Mayıs 2004'te konseye sunduğu raporda ve bunu takiben hemen tüm
açıklamalarında...) Annan Planı'ndaki önceliklerini, yani yapılmasını istediği
değişiklikleri kesin ve son bir şekilde, yazılı olarak sunmasını talep etmişti.
Papadopoulos'un söz konusu değişiklik önerilerini Paris toplantısında da
sunmamış olduğu Gambari'nin mektubuyla teyit edilmiştir.
'Sn. Papadopulos önceliklerini sunmadı' diye mektupta açık bir ifade vardır.
Bu konuda Rum liderliğinin çeşitli zamanlarda, değişiklik önerilerini sunduğu
(özellikle geçtiğimiz yıl Mayıs ayında Papadopulos'un Siyasi ve Diplomatik Büro
şefi, danışmanı Tassos Conis tarafından New York'ta Sn. Prendergast'a sunulduğu
belirtiliyordu...) yönünde yapmış olduğu açıklamanın tamamen gerçek dışı olduğu
bir kez daha ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Papadopulos'un BM Genel Sektereri Kofi Annan'ın beklediği cevapları
vermemesinin yarattığı güven bunalımı, böylece bir kez daha kapsamlı bir çözüme
dönük ilerlemeyi engelleyenin kim olduğunu ortaya koymaktadır".
Anlaşma yok
BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari, mektubunda, Paris
görüşmesi sonrasında yapılan ortak açıklamayı, kamuoyuna, "Rum tarafı-BM
arasında gerçekleşen bir anlaşma" olarak yansıtan Rum yönetimini yalanladı.
Gambari mektubunda konuyla ilgili şöyle dedi:
"Sizi temin ederim ki bu açıklamanın maksadı birkaç husus hakkında yapılan
değerlendirmelerle ilgili olarak net bir tablo çizmekti ve katiyen, herhangi bir
şekilde Kıbrıs Türk tarafıyla anlaşmaya varmaksızın yeni veriler ortaya atmak
değildi.... Sn. Genel Sekreter'in Sn. Papadopulos ile 'anlaştığı' ve 'ortak
temenni' belirttiği konular, açıklamanın dilinden de anlaşılabileceği üzere
Kıbrıs Türk tarafıyla görüşülecek konulardır. Her iki tarafça üzerinde
mutabakata varılması gerektiği bariz olan konular üzerinde hiçbir tek taraflı
anlaşma olmamıştır".
Siyasi gözlemciler, mektupta konuyla ilgili ifadeleri "Kıbrıs Rum
liderliğinin, Kıbrıs Türk tarafını yok sayan yaklaşım ve girişimlerinin önüne
geçmiş, Rum tarafının bu tür tek yanlı tavırlarını kabul etmediğini açık bir
şekilde ortaya koymuştur" sözleriyle değerlendirdi.
Teknik komiteler
BM mektubunda, Rum
yönetiminin teknik komitelerle ilgili açıklama ve yaklaşımları da yalanlanıyor.
Gambari, mektubunda "teknik görüşmelerin Sn. Genel Sekreter'in iyi niyet
misyonu çerçevesindeki görüşme sürecinin yerini tutamayacağı"nın altını çiziyor.
Siyasi gözlemcilere göre bu ifadeler de "Rum tarafının, teknik komitelerin
kapsamlı çözüm çerçevesinde çalışacağı iddiasını da çürütmektedir" şeklinde
değerlendiriliyor.
"Mektuba göre, teknik komitelerin çalışması, Rum tarafının iddia ettiği gibi
Kıbrıs sorununu, parça parça çözmeyecek, sadece kapsamlı bir çözüme yönelik
adımları oluşturacaktır" diyen siyasi gözlemciler, mektubun ilgili bölümlerini
şöyle anlattı:
"Önerilen yöntem 'parça parça' yaklaşımı değil 'adım adım' yaklaşımıdır ki,
bu yaklaşım, iki taraf arasında halen var olan açığı doldurmak için öncelikle
teknik konularda dikkatli ve bilinçli bir şekilde çalışarak güveni yeniden tesis
etmeyi ve kapsamlı bir çözüme yönelik nihai görüşmeler için gerekli şartları ve
güveni yaratmayı amaçlar."
Bir yalanlama da Maraş ve askersizleştirme konularına
Kıbrıs Rum tarafı sözcüleri ve Papadopoulos'un, teknik komitelerin,
askersizleştirme ve Maraş gibi, sadece kapsamlı çözüm çerçevesinde ele
alınabilecek konuları da görüşeceği yönündeki iddiaları da BM mektubuyla
yalanlanıyor.
Gambari mektubunda Maraş ve askersizleştirme konularının "teknik komitelerle
bağdaştırmaksızın, tarafların üzerinde anlaşacağı zaman ve şekilde olmak
kaydıyla, kapsamlı bir çözüme yönelik ilerleme sağlanabilmesi için"
görüşülebileceğini belirtiyor.
Siyasi gözlemciler bu durumu şöyle yorumladı:
"Paris görüşmesi ardından yapılan açıklamanın ve açıklama sırasındaki görüntü
ve söylemin, Genel Sekreterin iki lideri eşit tutmadığı, tüm Kıbrıs adına
"Kıbrıs Cumhuriyeti" lideri Papadopulos'u muhatap aldığı yönündeki yorumlar
konusunda ise, 'sizi temin ederim ki açıklama Sn. Genel Sekreter ve çalışma
arkadaşlarının nezdindeki saygınlık ve itibarınıza halel getirmemektedir.
Açıklama sizin Kıbrıs Türk lideri olarak ve Sn. Genel Sekreter'in iyi niyet
misyonu çerçevesinde Kıbrıs sorununa çözüm arayışında tam yetkili bir ortak
olarak rolünüzü zayıflatmamaktadır' açıklamasını yapmıştır".
Görüşme talebi
Bu arada BM Genel Sekreteri
Kofi Annan, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşme isteğini de söz konusu
mektupla ortaya koydu.
Annan, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a kapsamlı bir çözüm bulunması
yönündeki kararlılığından ötürü duyduğu memnuniyeti bir kez daha vurgulayarak,
kendisiyle görüşme talebinde bulundu.
İşte BM mektubu
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari'nin, Genel Sekreter Kofi Annan adına Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a gönderdiği 20 Mart 2006 tarihli mektubun Türkçe tercümesi aynen şöyle:
Ekselansları,
Sn. Genel Sekreter, sizinle 3
Mart tarihinde gerçekleştirdiği görüşmenin akabinde, Sn. Serdar Denktaş'ın 28
Şubat tarihli telgraf mesajında talep etmiş olduğu açıklamalara cevap vermem
yönünde bana talimat vermiştir.
Öncelikle, Sn. Genel Sekreter'in Kıbrıs konusunda İyi Niyet Ofisi'ni sunmaya
hazır olduğunu yeniden tekrar etmek isterim. Sn. Genel Sekreter kendi İyi Niyet
Ofisi Misyonu altında kapsamlı bir çözüm bulunması yönündeki kararlılığınızı
yeniden tekrar etmenizden ötürü size minnettardır. Kendisine duyduğunuz güveni
dile getirmiş olmanızdan da ayrıca onur duymaktadır.
Yakın geçmişte birkaç kez kamuoyu önünde de ifade etmiş olduğu gibi, Sn.
Genel Sekreter kapsamlı bir çözüme gidecek geniş kapsamlı siyasi görüşmelerin
başlayabilmesi için uygun zamanın henüz gelmediğine inanmaktadır. Iki toplum
arasındaki ayrılıkların, ve sözcüklerle eylemler arasındaki ayrılıkların, hâlâ
daha çok fazla olduğuna inanmaktadır. Aynı zamanda, Sn. Genel Sekreter Kıbrıs
konusunda yeni bir atılıma ihtiyaç duyulduğunun son derece farkındadır ve
dolayısıyla, size ve Sn. Papadolulos'a Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi tarafından
önerilen adım adım gitme yaklaşımına tamamen katılmaktadır. Kamuoyu önünde
söyleme şansını haiz olduğu gibi, kendisi her iki tarafın da bu öneriyi kabul
etmiş olmalarından büyük memnuniyet duymaktadır.
Sn. Papadopulos ile Paris'te gerçekleştirilen görüşmenin gayesi Kıbrıs'taki
durumu gözden geçirmek, ve adayı yeniden birleştirme yönünde kaydedilecek
ilerlemenin yollarını irdelemekti. Sn. Genel Sekreterin 3 Mart tarihindeki
telefon görüşmenizde fırsat bularak size izah ettiği gibi, sözkonusu görüşme
sonrasında bir açıklama yayınlandı, ve bu açıklamada Sn. Genel Sekreter ile Sn.
Papadopulos görüşmelerinin ana hatlarını kamuoyuna açıkladılar.
Sizi temin ederim ki bu açıklamanın maksadı birkaç husus hakkında yapılan
değerlendirmelerle ilgili olarak net bir tablo çizmekti ve katiyen, başka
herhangi bir şekilde, Kıbrıs Türk tarafiyla anlaşmaya varmaksızın yeni veriler
ortaya atmak değildi. Dikkatinizi çekerim ki Sn. Denktaş'ın mesajı bu
açıklamadan "ortak anlaşma" olarak söz etmektedir, oysa açıklamanın resmi
başlığı "28 Şubat 2006- Sn. Genel Sekreter ve Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos
arasındaki görüşmeden sonra yayınlanan açıklama"dır.
Ekselansları
Sn. Mehmet Ali Talat
Lefkoşa
Şeffaflık adına, Paris
görüşmesinde neler ele alındığını size sunmak istiyorum. Kıbrıs sorununa her iki
tarafça da kabul görebilecek yaşayabilir ve sürdürülebilir bir çözüm bulunması
yönünde Kıbrıs Rum tarafı sağlam bir taahhüt verdi, ve Sn. Genel Sekreter İyi
Niyet Ofisi'nin hâlâ daha mevcut olduğunu teyit etti. Sn. Genel Sekreter
tarafların ilerlemek istemelerinin bir göstergesi olarak somut adımlara ihtiyaç
duyulduğunu vurguladı. Bu kapsamda her iki toplumun liderlerinin, Paris
toplantısının arifesinde, üzerinde mutabakata varılan birtakım konularda teknik
seviyede görüşmek üzere anlaşmış oldukları, ancak teknik görüşmelerin Sn. Genel
Sekreter'in İyi Niyet Ofisi Misyonu çerçevesindeki görüşme sürecinin yerini
tutamayacağı teyit edildi.
Sn. Genel Sekreter ve Sn. Papadopulos mayınlardan arındırma, askerlerin
karşılıklı olarak geri çekilmesi ve Mağusa gibi konularda ilerleme
kaydedilmesinin de tüm ilgili taraflar için son derece faydalı olabileceği
hususunda ortak inançlarını ifade ettiler. Teknik komitelerle bağdaştırmaksızın,
tarafların üzerinde anlaşacağı zaman ve şekilde olmak kaydıyla, kapsamlı bir
çözüme yönelik ilerleme sağlanabilmesi için bu konular üzerinde daha fazla
çalışılması gerektiğine karar verildi.
Oldukça önemli bir konu olarak görülen kayıp şahıslar meselesi tartışıldı.
Bu hususta, Sn. Papadopulos, Kayıp Şahıslar Komitesi'nin üçüncü üyesinin göreve
atınması münasebetiyle sizinle biraraya gelmeye hazır olduğunu yeniden dile
getirdi. Sn. Genel Sekreter'in Özel Temsilcisi halihazırda bu konuyu Kıbrıs Türk
tarafının bilgisine sunmuştu. Sn. Genel Sekreter bunun Kayıp Şahıslar
Komitesi'ne duyulan yüksek bağlılık ve verilen desteğin güzel bir göstergesi
olacağını düşünmektedir.
Paris görüşmesinde, Dışişleri Bakanı Gül'ün 24 Ocak'ta açıkladığı Eylem
Planı da gündeme geldi. Sn. Genel Sekreter, bunu Türkiye'nin AB
yükümlülüklerinden kaçmaya çalışması olarak görmemesi konusunda Sn.
Papadopulos'u uyardı. Bu konuda ilerleme kaydedebilmek için her iki tarafın da
ne istediğini gösteren bir tablo oluşturulmasını önerdi. Paris görüşmesinden
sonra Mağusa'ya yapılan atıfla ilgili olarak, belirtmek isterim ki Eylem Planı
da aynı konuya atıf yapmaktaydı (3. paragraf) ve dolayısıyla da konu ilgili
tartışma esnasında gündeme geldi, bu da son derece doğaldı.
Yeniden tekrar etmek isterim ki, Sn. Genel Sekreter'in Sn. Papadopulos ile
"anlaştığı" ve "ortak temenni" belirttiği konular, açıklamanın dilinden de
anlaşılabileceği üzere Kıbrıs Türk tarafıyla görüşülecek konulardır. Her iki
tarafça üzerinde mutabakata varılması gerektiği bariz olan konular üzerinde
hiçbir tek taraflı anlaşma olmamıştır. Bu söylemler, herhangi bir şekilde, ortak
mutabakata varan süreci etkilemeye çalışır gibi görülmemelidir.
Önerilen yöntem "parça parça" yaklaşımı değil "adım adım" yaklaşımıdır ki bu
yaklaşım, iki taraf arasında halen var olan açığı doldurmak için öncelikle
teknik konularda dikkatli ve bilinçli bir şekilde çalışarak güveni yeniden tesis
etmeyi ve kapsamlı bir çözüme yönelik nihai görüşmeler için gerekli şartları ve
itimatı yaratmayı amaçlar.
Sn. Denktaş'ın "Annan Planı" hakkında yönelttiği soruya gelince, Sn.
Papadopulos önceliklerini sunmadı. Bu toplantıda, Sn. Genel Sekreter ve Sn.
Papadopulos son iki yıldır süregelen tıkanıklığı aşmak ve ilerleme sağlayabilmek
için her iki tarafça kabul edilebilir yollar üzerinde durdular.
Bu açıklamanın iki lideri eşit tutmadığı yönündeki yorumlar konusunda ise,
sizi temin ederim ki açıklama Sn. Genel Sekreter ve çalışma arkadaşlarının
nezdindeki saygı ve itibarınıza halel getirmemektedir. Açıklama sizin Kıbrıs
Türk Lideri olarak ve Sn. Genel Sekreter'in İyi Niyet Misyonu çerçevesinde
Kıbrıs sorununa çözüm arayışında tam yetkili bir ortak olarak rolünüzü
zayıflatmamaktadır.
Sn. Genel Sekreter Paris görüşmesinin neticesi hakkında sizinle kısaca
görüşme şansına sahip olmaktan dolayı mutludur. Kendisi size telefonda vermiş
olduğu mesajı tekrarlamamı istedi: İki taraf arasındaki farklılıkları aşmaya
yönelik pratik yaklaşımlar geliştirebilmek için kendisinin Özel Temsilcisi ile
birlikte çalışınız, dolayısıyla da görüşmelere yeniden başlayabilmek için ortamı
iyileştiriniz. Sn. Genel Sekreter ayrıca uygun bir zamanda sizinle de biraraya
gelerek ortak ilgi ve kaygı alanları üzerinde daha fazla durabilmeyi arzu
etmektedir.
Ekselansları, en içten saygılarımı arz ederim.