Akıncı: Avrupa Parlamentosu'ndaki temsiliyet hakkımız gasp edilmemeli
 

Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türkü'nün haklarını gasp etme niyetinde olmadığını savunan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bunu kanıtlaması için 13 Haziran'ın önemli bir fırsat olduğunu söyledi.

Kıbrıs'ın Avrupa Parlamentosu'ndaki 6 sandalyesinin sadece 4'ünün Rumlara ait olduğunu ifade eden Akıncı, "Kıbrıs Türkleri'ne ait 2 sandalye ya boş bırakılır, ya da Kıbrıslı Türkler tarafından doldurulmasına olanak sağlanır" dedi.

BDH Güzelyurt Gençlik Örgütü'nün önceki akşam Güzelyurt Gökkuşağı Restaurant'ta düzenlediği dayanışma gecesinde bir konuşma yapan genel başkan Akıncı, 24 Nisan referandumunda Rumların 'hayır'ı ile reddedilen Annan Planı'ndaki bazı noktaların barışa katkı sağlamak için hayata geçirilebileceğini ifade ederken, bu noktada her iki tarafın da yapabileceği şeyler olduğunu dile getirdi.

Akıncı, Kıbrıs Türk tarafının karşılıklı geçişleri kolaylaştırmak için yeni kapılar açıp Rumlara, kuzeye geçişleri sırasında uygulanan pasaport gösterme zorunluluğunu kaldırabileceğini hatırlatırken, bu bağlamda Rumların da Kıbrıs Türklerine Avrupa Parlamentosu'ndaki temsiliyet hakkını vermekle işe başlayabileceğini vurguladı.

Avrupa Parlamentosu'nda bulunan 6 sandalyenin sadece 4'ünün Rumlara, diğer 2 sandalyenin Kıbrıslı Türklere ait olduğuna işaret eden Akıncı, "O nedenle ya bu iki sandalyeyi boş bırakırlar ya da Kıbrıs Türklerinin doldurmasına olanak sağlarlar" diye konuştu.

Akıncı, Rum yönetimi lideri Papadopulos'un "Kıbrıs Türkleri, Rum partilerinden aday olsun, onları da seçelim' şeklindeki sözlerine de atıfta bulunarak, bunun gerçeklikten uzak ve son derece yanlış bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti.

Avrupa'ya ve Rum toplumuna düşen önemli görevlerden birinin Kıbrıs Türkleri'ne ait hakları teslim etmek olduğunu yineleyen Akıncı şunları söyledi:

"Kıbrıs Türkleri burada barış için mücadele verirken, Avrupa ve Kıbrıs Rumları da bizim haklarımızı çiğnemeden barışa katkıda bulunacak yaklaşımlar sergilemelidir.

'Biz Kıbrıs Türklerinin haklarını gasp etmek niyetinde değiliz' diyorlar, işte fırsat. Avrupa Parlamentosu seçimlerinin yapılacağı 13 Haziran'da bunu kanıtlasınlar."

"Yaşananlar, yanlış siyasetlerin ürünü"

BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, 1 Mayıs sürecinin dönüm noktası olan 24 Nisan'da ihtiyaç duyulan iki "evet"ten sadece birinin sağlanabildiğini ve bu nedenle Kıbrıs Türklerinin sadece bireysel Avrupalılıkla yetinmek zorunda kaldığını belirtti.

Kıbrıs Rumlarının 'hayır' demesine rağmen AB üyesi olması, Kıbrıs Türklerinin ise 'evet' demesine rağmen AB'ye katılamamasının Cumhurbaşkanı Denktaş'ın yanlış siyasetlerinin ürünü olduğunu kaydeden Akıncı, Kıbrıs Türklerinin her şeye rağmen bugün olmasa bile gelecekte AB hedefine ulaşacağına olan inancını dile getirdi.

Akıncı şöyle konuştu:

"1 Mayıs'a giden süreçte, 24 Nisan tarihi bir gündü. O gün, hedefe varmak için iki adıma ihtiyaç vardı ne yazık ki bir adım atılabildi. Bu adımı biz attık hedefe varamadık, sadece bireysel Avrupalılıkla yetinmek zorunda kaldık. Ama Rum tarafı o adımı atmadığı halde AB'ye üye oldu.

Bunun nedeni, 'Sayın Denktaş, bu tavrınla Rumları arkalarından ite ite AB'ye tek başına bütün Kıbrıs adına sokuyorsun' şeklindeki uyarılarımıza rağmen, Denktaş ve onun gibi düşünenlerin yürüttüğü yanlış siyasetlerdi.

Cumhurbaşkanı Denktaş'ın 2002 Aralık Kopenhag sürecinde yürüttüğü politika, Rumların AB üyelik davetiyesini cebine koymasına yol açtı. Aynı durum Lahey'de devam etti, 16 Nisan'da ise Papadopulos AB'ye giriş anlaşmasını Yunanistan'da imzaladı."

"İzolasyondan kurtulmanın yolları aranmalı"

Referandum sonrasında ortaya çıkan tablo karşısında bir strateji belirleyen BDH'nın, önümüzdeki süreç içerisinde yapılması gerekenleri 3 ana madde halinde özetlediğini söyleyen Akıncı, bu bağlamda öncelikle Kıbrıs Türklerinin izolasyonuna son verecek önlemler alınması gerektiğini ifade etti.

Akıncı, bugün olmasa da yarın mutlaka AB'ye girecek olan Kıbrıs Türkü'nün 'evet' dediği halde cezalandırılmaması gerektiğini söyleyerek, "Bu nedenle her türlü uluslararası ilişkiyi tanınma olmadan da sürdürebilmenin olanaklarını bulmamız, ambargoların hafiflemesi için elden gelen her şeyi yapmamız gerekiyor" diye konuştu.

"Rum tarafında ikinci referandum teşvik edilmeli"

BDH'nın savunduğu bir diğer unsurun ise Rumların referandumda ortaya koyduğu "hayır"ın kalıcılaşmasını engellemeye çalışmak olduğunu dile getiren Akıncı, Rum tarafında ikinci bir referandumu teşvik edip, 24 Nisan'da ortaya çıkan "hayır"ı, "evet"e dönüştürmenin yollarının aranmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Akıncı, BDH'nın sadece Kıbrıs Türklerine değil, Kıbrıslı Rumlara da hitap eden bir hareket olarak Kıbrıs'ın tümünün geleceği için uğraş vereceğini kaydetti.

"Kendi evimizin efendisi olmalıyız"

Akıncı, Kıbrıs Türkü'nün referandumda sadece Annan Planı'na değil, kendi evinin efendisi olmaya ve iç düzeni değiştirmeye de "evet" dediğine işaret ederken, Kıbrıs Türkü'nün "evet" oyuyla, sürekli hayır için mücadele edip, halkını 'hayır' demeye çağıran Cumhurbaşkanı Denktaş'a ve onun siyasetine de 'hayır' dediğini vurguladı.

Kıbrıs Türkü'nün yüzde 65 oyla kendi evinin efendisi olma arzusunun da altını çizdiğini kaydeden Akıncı, "Halkımız, bu ülkede demokrasiye, insan haklarına, kendi kendini yönetme hakkına "evet" dedi. Bu nedenle yüzde 65'lik evet oyunun ne anlama geldiğini herkesin anlaması ve herkesin bir kez daha değerlendirme yapıp tutum belirlemesi lazım" diye konuştu.