Kıbrıs Türk malları için AİHM'de ilk dava

İnsan Hakları Vakfı Başkanı Erk, vakfa yapılan çok sayıda başvuruyu değerlendirmekte olduklarını ve yakında yeni davalar için AİHM'e başvuru yapılacağını kaydetti

 

AİHM'de ilk kez bu yönde bir müracaatın dosyalandığını kaydeden Talat, "Kıbrıslı Türkler uluslararası hukuk önünde haklarını talep etmeye devam edecektir" dedi

 

Kıbrıslı Türkler’in karşı atağa geçtiğini kaydeden Talat, geçmişte katledilen insanlarımızın hakkını da uluslararası mahkemelerde savunacaklarını ifade etti

 

Güney Kıbrıs'ta Tatlısu'daki (Mari köyü) arazisi üzerine elektrik santrali inşa edilen Kıbrıslı Türk Erdoğan Durmuş, hakkını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) arıyor. Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı Başkanı Emine Erk, Durmuş adına hazırlanan dava başvurusunun 30 Aralık 2005 tarihinde Strazburg'a iletildiğini açıkladı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) bir Kıbrıslı Türk adına Güney'deki taşınmaz malıyla ilgili ilk kez dava başvurusu yapılırken, bunu benzeri birçok davanın izleyeceği kaydedildi. 

Emine Erk, vakfa yapılan çok sayıda başvuruyu değerlendirmekte olduklarını ve yakında birçok yeni dava için AİHM'e başvuru yapılacağını kaydetti. Erk, yasal mevzuat nedeniyle Güney Kıbrıs'ta mülkiyetle ilgili hak aramanın imkansız hale geldiğini, bu yüzden AİHM'e gittiklerini söyledi. 

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı, meclisten geçen yeni mülkiyet yasasının önemli bir açılım olduğuna da dikkati çekti ve yasanın yaratacağı olumlu etkilerin yakın gelecekte görüleceğine inanç belirtti.Vakıf ayrıca, idam cezasının kaldırılmasına da tam destek verdi.

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı, Kıbrıslı Türkler'in yasal haklarını korumaya yönelik adımlarını hızlandırdı. 

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı Başkanı Avukat Emine Erk, Strazburg'a başvuran kişinin, Güney Kıbrıs'taki Tatlısu köyünde bulunan taşınmaz malı üzerine elektrik santrali inşa edilen Erdoğan Durmuş olduğunu yineledi. 

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı Başkanı Emine Erk, yazılı bir açıklama yaparak açılan dava hakkında bilgi verdi. Erk ayrıca mecliste kabul edilen yeni mülkiyet yasası ile meclise sunulan idam cezasının kaldırılmasına yönelik tasarı hakkında vakfın görüşlerini açıkladı.

 

KIBRISLI TÜRKLER'İN MALLARI AİHM'DE

AİHM'de bugüne kadar Kıbrıslı Rumlar'ın Kuzey'deki taşınmaz mallarıyla ilgili bini aşkın dava açıldığını anımsatan Vakıf Başkanı Emine Erk, Erdoğan Durmuş adına yapılan başvurunun bu alanda bir 'ilk' olduğuna dikkati çekti.

Erk, "Tatlısu bölgesinde, santral inşaasına elverişili pek çok arazi bulunmasına rağmen, Kıbrıs Rum yönetiminin ayrımcılık güderek, tamamı Kıbrıslı Türkler'e ait arazi üzerine santral inşaa etmesi nedeniyle, bu alan içerisinde taşınmazı bulunan Erdoğan Durmuş, hakkını AİHM'de aramaktadır. Kıbrıslı Türkler'in Güney Kıbrıs'ta bırakılan malları ile ilgili vakfa yapılan 'sayısız başvuru' bulunduğu"nu kaydederek, olanaklar çerçevesinde yasal adımlar atılmaya başlandığını ve Larnaka kazasına bağlı Tatlısu köyünde bulunan taşınmaz malı üzerine elektrik santrali yapılan Erdoğan Durmuş adına hazırlanan dava dosyasının 30 Aralık 2005 tarihinde AİHM'e gönderildiğini belirtti.

Güney Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türkler'in mülkiyet haklarını 'çözüm sonrasına' erteleyen 'Vasilik Yasası'nın yürürlükte olduğuna ve yapılan müracaatlara 'Kıbrıs meselesi çözülmedikçe Kıbrıslı Türkler'in mülkiyet hakları verilemez' yanıtı verildiğine dikkati çeken Emine Erk, "Güney Kıbrıs'ta herhangi bir iç hukuk yolu kalmadığı açıktır. Bu nedenle doğrudan Strazburg'taki AİHM'e müracaat hakkı kullanılmıştır" dedi.

Emine Erk, benzeri şikayetlere dayalı diğer başvuruların da önümüzdeki günlerde AİHM'e iletileceğini bildirdi.

 

DİLLİRGA'DAKİ HİLELİ DEVİR

Dillirga bölgesinde Kıbrıslı Türkler'e ait malların hile yolu ile üçüncü şahıslara devredilmesiyle ilgili Baf Mahkemesi'nde devam eden ceza davasının önemine de işaret eden Emine Erk, davanın vakıf tarafından dikkatle izlenmekte olduğunu söyledi. Erk, bu davada mağdur durumdaki Kıbrıslı Türk mal sahiplerinin iade isteği doğrultusunda vakfın yapabileceği desteğin değerlendirilmekte olduğunu kaydetti. Erk, 'İyi niyetli alıcı' iddiasıyla Kıbrıslı Türkler'in usülsüzce ve kasıtlı bir şekilde mülksüzleştirilmelerine karşı Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı'nın gerekli yasal tedbirlere katkı koymaya hazır olduğunun altını çizdi.

 

MÜLKİYET YASASI ÇOK OLUMLU

Cumhuriyet Meclisi'nde bir süre önce kabul edilen ve Cumhur-başkanı'nca onaylanıp yürülüğe giren mülkiyetle ilgili 67/2005 sayılı yasayla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Emine Erk, 'kendimiz için talep edilen insan haklarını başkalarına da tanımanın, toplumumuzun insan haklarını özümsemiş bir zihniyete eriştiğinin bir göstergesi' olarak algılanacağına vurgu yaptı. Bu nedenle, Kıbrıslı Rumlar'ın mülkiyet haklarını düzenleyen ve şikayetçilere bir iç hukuk yolu yaratacak 67/2005 sayılı yasayı çok olumlu bulduklarını kaydeden Erk, 'yasanın Kıbrıs'taki çözümsüzlükte büyük rolü olan mülkiyet konusuna getireceği açılımların çok kısa bir sürede farkedileceğine' inandıklarını bildirdi.

Vakfa yapılan başvuruların mülkiyet konusuyla sınırlı olmadığını da ifade eden Emine Erk, Rum Yönetimi'nin yapmakta olduğu bazı uygulamaların 'yüzkarası' olduğunu vurguladı. Erk, 'ebeveynlerinden biri Türkiye kökenli' olduğu gerekçesiyle bazı Kıbrıslı Türkler'e ayırımcılık yapıldığını ve bunun insan hakları açısından kabul edilemez olduğunu belirtti. Erk, bu konuda vakfa yapılan başvurulara dayalı girişimlerin de önümüzdeki günlerde kamuoyuna açıklanacağını dile getirdi. 

 

İDAM CEZASI KALKMALI

Erk, idam cezasının kaldırılması yönünde getirilen Anayasal değişiklik önerilerinin de 'Kıbrıslı Türkler'in çağdaş ve Avrupa Birliği normlarına uyumlu olma isteğini' gerçekleştirmeye yönelik bir adım olarak değerlendirdiklerini kaydetti. İdam cezasının Anayasa'dan ve ceza hukukumuzdan çıkarılmasının önemine işaret eden Erk, bunun bir AB şartı da olduğunu anımsattı ve uluslarasası politik ortamda tanınmamış olmasına karşın, 'Kuzey Kıbrıs'ta insan haklarına saygılı ve çağdaş bir yönetim olduğunu' pekiştirecek bir düzenleme olacağını kaydetti.