AİHM, mahkemelerimizin tanınmasına..
 

 

AİHM, KKTC mahkemelerinde, objektifliklerini güvence altına alacak değişiklikler yapılır yapılmaz iç yargı mekanizması olarak kabul edileceğini bildirdi

 

Hrisostomidis, bu durumun Rum yönetimini endişelendirmesine rağmen, ortada KKTC’yi tanıma anlamına gelecek herhangi bir sonuç bulunmadığını söyledi

 

Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, AİHM’in KKTC’deki mahkemeleri iç yargı imkanı olarak tanıması olasığının Rum yönetimini endişelendirdiğini söyledi

 

Rum gazeteleri; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), önceki gün karara bağladığı Kakulli davası ile; KKTC’deki iç yargı organlarının tanınması yönünde büyük bir pencere açtığını, bu durumun Rum yönetimini endişelendirmekte olduğunu belirten haberlere yer verdiler.

ALİTHİA “İşgal Bölgelerinde İç Yargı İmkanları –AİHM Büyük Pencere Açtı” başlığıyla yansıttığı haberinde AİHM’in Rum yönetimini; KKTC mahkemelerinde, objektifliklerini güvence altına alacak değişiklikler yapılır yapılmaz Kıbrıslı Rumlar’ın AİHM’e başvurmadan önce bu iç yargı imkanlarını tüketmek zorunda olacakları konusunda uyardığını bildirdi.

AİHM’in bu uyarıyı; Petros Kakulli davasıyla ilgili olarak Salı günü aldığı karar aracılığıyla yaptığını hatırlatan gazete Rum yargıç Pavlos Angelidis’in ALİTHİA’ya; Kakulli davasında AİHM’in, KKTC’deki iç yargı imkanlarından söz etmek için özlü bir nedeni olmadığını ancak; Rumlar’a başvuruda bulunmamaları ve Kıbrıs’ın siyasi meselesinin  yargı yoluyla çözülmeyeceği mesajını vermek isteğiyle bunu yaptığını söylediğini yazdı, şöyle devam etti:

“Angelidis, Aresti davasında, işgal bölgelerindeki mahkemelerin; tasarruflarında Kıbrıs Rum malı bulundurdukları için objektif olmadıkları yargısına vardığını ve şimdi işgal bölgelerinde, Anayasa’da değişiklik yapılmasına ilişikin hareketlenmenin bununla alakalı olduğunu da söyledi.

AİHM’İN KKTC MAHKEMELERİNİ İÇ YARGI İMKANI OLARAK TANIMASI RUM YÖNETMİNİ ENDİŞELENDİRİYOR

Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis hükümetin; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, AİHM’e başvurulmadan önce iç yargı olanaklarının tüketilmesi konusundaki tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi. Ancak; AİHM’in işgal bölgelerindeki iç yargı imkanlarını tanıma ihtimalini açık bırakmasının hükümeti endişelendirip endişelendirmediği sorusuna; ‘Elbette bu olgu bizi endişelendiriyor. Çünkü bizim tutumumuz, aslında işgal bölgelerinde insan hakları itirazları için sonuç alıcı iç yargı olanakları bulunmadığı şeklindedir’ dedi.

POLİTİS “Hükümet AİHM’den Endişeli” başlığıyla yansıttığı haberinde AİHM’in KKTC’deki iç yargı imkanlarının tanınmasına pencere açmış olmasından dolayı endişe içinde olduğunu; AİHM’in daha önceki  tutumunu güçlendirmekte olan bu gelişmenin Türkiye’nin mahkum edildiği Kakulli davasında meydana geldiğini yazdı.

“Mahkeme, bazı şartlar altında sahte devletteki mahkemeleri,  işgal bölgelerindeki rejimi tanımaksızın,  İç yargı organı olarak kabul etmeye hazır göründü” ifadesini kullanan gazeteye göre Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Kakulli davasındaki kararı kutlamasına rağmen; AİHM’in KKTC’deki mahkemeleri iç yargı imkanı olarak tanıması olasığının Rum yönetimini endişelendirdiğini söyledi.

FİLELEFTHEROS “Lefkoşa; AİHM’in İç Yargı Olanaklarına İlişkin Tutumunu Değiştirmediğini Değerlendiriyor – Ancak Aynı Zamanda Metotlamalardan Endişeleniyor” başlıklı haberinde Rum Sözcü’nün açıklamasını okurlarına şu şekilde aktardı:

“Bu davanın Kseni Aresti davasından hiçbir farkı veya AİHM’nin; mahkemeye başvurulmadan önce iç yargı imkanlarının tüketilmesi konusundaki tutumunda hiçbir değişiklik yoktur. Kakulli davasında AİHM; Türkiye’nin  İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkını koruyan 2. maddesini ihlal ettiğini ve Kakulli’ye karşı kullanılan şiddetin Sözleşme’nin 2. maddesinde anlatılan hedefler açısından hiç de gerekli olmadığını açıkça ortaya koymuştur.

AİHM; cinayetle ilgili olarak işgal rejimi tarafından yapılan araştırmanın sonuç verici ve tarafsız olmadığını söylüyor ve böylece; Türk hükümeti’nin; iç yargı imkanlarının tüketilmesi gerektiği iddiasını reddetti.

AİHM’in, işgal bölgelerindeki mahkemelerin iç yargı imkanı olarak tanınması penceresini açık bırakması bizi elbette endişelendiriyor. Çünkü bizim tutumumuz; aslında işgal bölgelerinde insan hakları itirazları için sonuç alıcı yargı imkanı bulunmadığı şeklindedir.  

Ancak AİHM’in; bu konuya bir miktar sınırlı baktığı görünüyor. İç yargı olanakları bulunduğunu kabul etsek bile, bunun; yasadışı rejimi tanıma anlamına gelecek herhangi bir sonuç bulunmadığını söylüyor. Uluslar arası hukuk AİHM tarafından bu şekilde göğüslenen geniş bir konudur. Doğal olarak bizi endişelendiriyor, bu nedenle;  özellikle hükümetler arası başvurular olduğunda tutumumuz; insan hakları ihlallerine uğrayanların kullanabilecekleri sonuç getirici iç yargı imkanı olmadığı şeklinde olacak.

KKTC’de; Anayasa’nın 159. maddesine ilişkin değişiklik çalışmalarına da atıfta bulunan gazete Titina Loizidu’nun avukatı Ahilleas Dimitriadis’in; KKTC’deki bu hareketliliği, Kıbrıslı Rumlar’ın başvuruları nedeniyle Türkiye’nin, özellikle Loizidu davasındaki AİHM kararının ikinci ayağını hayata geçirmesi konusunda  karşı karşıya kaldığı baskılara yordu.

“TALAT BOMBASI”

POLİTİS KKTC Anayasası’nın 159. maddesinin değiştirilmesi çalışmalarına ilişkin haberini “Kıbrıs Rum  Mallarına İlişkin Talat Bombası – Karışıklık Yaratacak ‘Yasa Tasarısını’ Açıklıyoruz – ‘Başvurular’ Ne Sürede Yapılacak – Yeni ‘Komisyon’un  Sorumlulukları Neler – Hangi KIbrıslı Rumlar’ın Geri Dönmesine İzin Verilecek” başlık ve spotlarıyla manşete çıkardı.

Gazete şu ifadeleri kullandı:

“Mehmet Ali Talat ve Ankara  AİHM’de karşı karşıya kaldıkları sorunları,Kıbrıs sorununda büyük karışıklıklar yaratacağı kesin olan yasa tasarısı ile göğüslemeye çalışıyor. Bu gelişmeler temelinde,  Kıbrıslı Rumlar’ın mallarına geri dönmeleri ve Kıbrıslı Türkler’in özgür bölgelerdeki mallarıyla takas ilk kez tartışılıyor.

Esasında, Annan planının mülkler konusunda tek taraflı olarak uygulamaya sokulmasını teşkil eden ‘yasa tasarısı’  derhal onay için ‘Meclis’e götürülüyor.  Özgür bölgelerde ise  Annan planının müzakerelere zemin teşkil edip etmediği tartışmaları devam ediyor”

Gazete devamla, 150. maddenin değiştirilmesine ilişkin yasa tasarısının içeriğine yer verdi.