AB’de Kıbrıs takvimi Temmuz’a ayarlandı
TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Türkiye ile AB arasında müzakereleri bir süredir devam adan Ek Protokol metninin Ankara’ya ulaştığını açıkladı.
Gül, temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gelen Arjantin Dışişleri, Uluslararası Ticaret ve Din İşleri Bakanı Rafael Bielsa ile düzenlediği ortak basın toplantısında bir soru üzerine, AB ile imzalanacak Gümrük Birliği Ek Protokol metninin hafta sonu Ankara’ya ulaştığını söyledi.
Bakan Gül, AB’den Ek Protokol metnini içeren mektubun ellerine ulaştığını belirterek, AB’ye yeni üye olan 10 ülkenin AB müktesebatını üstleneceğini, protokolün imzalanmasının da bu durumun bir gereği olduğunu söyledi. Gül, şunları kaydetti:
“AB’nin birçok üye olmayan ülkeyle yaptığı anlaşmalar, yeni üyeler tarafından üstlenilecektir. AB’nin Türkiye ile de Gümrük Birliği vardır, bunların yeni ülkelerle yürürlüğe girmesi gerekir.
Aslında fiilen 1 Mayıs 2004 tarihinde bu yürürlüğe girmiştir ve uygulanmaktadır, yani bütün AB üyesi ülkelerle Türkiye arasında mal hareketleri serbesttir. Kıbrıs Rum yönetiminin kendi hakim oldukları alanlar, kendi kanunlarının geçtiği alanlarda da bu geçerlidir.”
Protokol metnine ilişkin müzakerelerin birkaç hafta önce Brüksel’de yapıldığını belirten Gül, üzerinde mutabakata varılan bir metin olduğunu ve bu metne ilişkin süreç başlatıldığını kaydetti.
AB’den mutabakata varılan metnin kendilerine gönderilmesini istediklerini, metni inceleyeceklerini ve ellerindeki metinle aynı olup olmadığına bakacaklarını söyleyen Gül, “Buna evet diyeceğiz ve bununla ilgili süreç başlayacak” dedi.
Gül, imza aşamasının AB’nin İngiltere dönem başkanlığı dönemine de kalabileceğini, süreç tamamlanınca Türkiye’nin taahhütlerini yerine getirerek, metni imzalayacağını kaydetti. Gül, şöyle devam etti: “Uluslararası devletler hukuku ne söylüyorsa, bunun gerekleri yapılacaktır. Rum kesiminin tanınması söz konusu değildir, bu kalıcı çözüm ortaya çıkınca olacaktır. Şu anda Kıbrıs Rum yönetimi halkı Türkiye’ye gelebilirler, havaalanlarından vize alıp Türkiye’ye gelebilirler. Dolayısıyla insan hareketi serbestse, mal hareketi de bir şekilde serbest olacaktır; ancak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
Türkiye tarafından tanınmıştır, bu devam edecektir. Oradaki Büyükelçimiz devam edecektir, herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.”
AB’NİN BEKLENEN
TEMMUZ ATAĞI
AB Dönem Başkanlığını 1 Ocak 2005’ten itibaren üstlenen ve 1 Temmuz 2005’te
İngiltere’ye devredecek olan Lüksemburg ise, hem referandumların etkilenmemesi,
hem de Rumların direnişi nedeniyle “doğrudan ticaret” konusunu şimdilik
buzdolabına koydu.
Abhaber’in aldığı bilgilere göre, Kıbrıs konusunda “garantör ülke” olma
sıfatıyla, diğer AB ülkelerine nazaran daha “hassas” olan ve Rumların “uyuşmaz”
tavrına en sert tepki gösteren İngiltere, 1 Temmuz 2005’ten itibaren devralacağı
AB Dönem Başkanlığı süreci içinde, doğrudan ticaret konusunun üzerine gidecek.
Rumların AB Konseyi içinde direnişinin sürmesi halinde İngiltere’nin B planını
devreye koyması bekleniyor.
İngiltere, AB Konseyi içinde “oy birliği” gerektiren bu karara yönelik direnişin
sürmesi halinde, AB ülkelerinin KKTC ile “ikili” olarak doğrudan ticarete
gitmesi için girişim başlatacak. Ve de Güney Kıbrıs’ın AB içinde “izole”
edilmesine yönelik bir politika yürütecek.
DOĞRUDAN TİCARET TÜZÜĞÜ BUZDOLABINDA
Ankara, AB'nin tüzüklerinin çıkmasını beklemeden, Ankara'ya iletilen Kıbrıs
protokolüne olurunu vermeye hazırlanıyor. Ancak diplomatik kaynaklar, protokolün
onay aşamasında kamuoyunu ikna için AB’nin Kuzey Kıbrıs’a yönelik açılımının
gerekli olduğunu kaydediyorlar.
Üst düzey bir AB'li yetkili Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonu ortadan
kaldıracak ve doğrudan ticareti ve mali yardımı öngören tüzüklerin birlikte
kabul edilmeyeceğinin netlik kazandığı açıkladı. Yetkili, birliğe üye 25 ülkeden
20’sinin doğrudan ticaretin başlamasını öngören tüzüğe destek vermediğini
duyurdu. "Neden destek verilmiyor" sorusuna "Kıbrıslı Rumlar ile Yunanlılar bu
tüzüklerin Kıbrıslı Türklerin bağımsız bir devlete doğru adım atmasını
sağlayacağı yönünde lobi yaptı ve ilgili ülkeleri inandırdı" yanıtını verdi.
AB’NİN MEHMET ALİ TALAT HASSASİYETİ
20 ülkenin sadece mali yardım tüzüğünün çıkmasına destek verdiğini söyleyen
AB'li yetkili, "Türkiye'nin büyük umut bağladığı bu tüzüklerin çıkmayacağı
kesinleştiyse neden açıklamıyorsunuz?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:
"KKTC’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde çözümü ve AB sürecini destekleyen
Mehmet Ali Talat'ı zora sokmak, konumunu zayıflatmak istemiyoruz. "
Türk diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin Ankara Antlaşması’na ek protokole
mutabakatını verebileceğini ancak onay aşamasında mutlaka AB’den Kuzey Kıbrıs’a
yönelik açılım beklediğini vurguluyorlar. Üst düzey bir yetkili, Ankara’nın
yaklaşımını "Biz zaten Kıbrıs’ın Gümrük Birliği'ne dahil edildiğini Resmi
Gazete'de belirttik. Ancak uygulamaya geçilmesi için Kıbrıslı Türklerle doğrudan
ticaretin başlatılmasını bekliyoruz. AB’den Kıbrıs Türklerine verilen sözlerin
tutulmasını bekliyoruz. Eğer bu tüzükler geçmezse ve Kıbrıs Türk limanları ile
havalimanları aracılığıyla doğrudan ticaret başlamazsa, Rumların da bizim liman
ve havalimanlarımızı ticaret için kullanamaları zorlaşır. Uygulama olmaz”
şeklinde ifade etti.